Devlet ve memleket Sultan İbrahim’indir!
“ Ölüsü şallar altında yatan zalim ve kahhar naaşın yerine şimdi, mecnun ve gaddar, canlı bi naaş halef olmuştu.”
Göze göz, dişe diş diyorum. Birisi sana vurursa sen de ona vurursun, değil mi? Siz gaddar serseriler de devlete çok sert vuruyorsunuz, öyleyse devlet niye aynı şekilde karşılık vermesin? Ama yeni bakış açısı buna hayır diyor. Yeni bakış açısına göre, kötüleri iyiye dönüştürmeliymişiz. Bütün bunlar bana çok adaletsiz geliyor.
Kanuni Sultan Süleyman'ın, Budin Beylerbeyi Gazi Bali Bey'e gönderdiği şu Yücelik Fermanı'nın güzelliğine bakın: “Her iyiliğin kaynağı adalettir. Âdil olmayan kişinin elinden çıkan iş, kötü iştir. Peygamberimiz 'Bir günün adaleti, 70 yıllık ibadetten üstündür” buyurmuştur. Öyle insanlar var ki, ellerinde fırsat yok iken sâlih (işe yarar, dindar), âbid (ibadet eden), ve zahit (dünya nimetlerinden uzak), görünürler. Ellerine fırsat geçince Nemrut (zalim, gaddar) kesilirler. Hizmetinde kullandığın adamların dış hâllerine aldanma. Mala muhabbet gösterenleri, devlet hizmetinde kullanma. Zira o adamlar ki, Allah'ın bana emanet ettiği halkı ezerler. Kıyamet günü sorumlu benim. Ey Gazi Bali Bey! Mansıbımın (devlet hizmetimin) geliri masrafıma yetmez diye gam çekme. Ne dileğin varsa benden iste. Sana emanet ettiğim askerlerimin ve tebaamın (halkımın) gençlerini evlât, ihtiyarlarını baba, yaşlılarını da kardeş bil. Bilhassa fukaraya şefkat ve muhabbetle ihsan (iyilik) kapılarını aç!”
Kanuni Sultan Süleyman
Tarih kaynaklarımızda "Celali" diye gösterilenler:
1- Devlete meydan okuyan namlı şakiler (Katırcıoğlu gibi).
2- Şahsi kinler ve ihtiraslarla devlet merkezine asi gibi gösterilip de fermanlı olduktan sonra çare-i halası isyan ve şekavette bulan Anadolu beyzadeleri (Kara Haydaroğlu gibi).
3- Dirlikleri alınan ve kendileri fermanlı olan sipahiler (Canbuladoğlu, Dasni Mirza gibi).
4- Zalim ve gaddar oldukları için azledilip idam edileceklerini anlayan ve başını cellat pençesinden kurtarabilmek için isyan eden sancak beyleri ve valiler (İbşir Paşa gibi).
5- Devlet erkanının tuttuğu yolu beğenmeyip kendisinde aleme yeni ve adil bir nizam verecek kudret görerek isyan eden valiler (Vardar Ali Paşa gibi).
6- Ruhen maceraperest olup isyan eden valiler (Abaza Mehmed Paşa gibi).
7- Nüfuzlu bir veziri devirmek için isyan eden valiler (Abaza Hasan Paşa ve ayaktaşları gibi).
Göze göz, dişe diş diyorum. Birisi sana vurursa sen de ona vurursun, değil mi? Siz gaddar serseriler de devlete çok sert vuruyorsunuz, öyleyse devlet niye aynı şekilde karşılık vermesin? Ama yeni bakış açısı buna hayır diyor. Yeni bakış açısına göre, kötüleri iyiye dönüştürmeliymişiz. Bütün bunlar bana çok adaletsiz geliyor.
"Meydan kazanı kuruldu,
Bebekleri kaynatıldı;
Gün görmedik hanımları,
Süngü ile oynattılar!"
Adana'nın Saimbeyli İlçesi'ndeki Ermeni vahşetini anlatan yukarıdaki dörtlük, devlet çöktükten sonra Türk Milleti'nin başına gelen sonsuz felâketlerin şiirsel ifadesini özetlemektedir. Fransız İşgal Kuvvetleri'nden cesaret alan Ermeniler kendilerine vaadedilen toprakları ele geçirmek için bir sabah erkenden kalkıp, 900 yıllık komşularını öldürmeye başlarlar. Kadınlar ve genç kızlar, silah zoruyla getirilip Hükümet Konağına doldurulur. Çocuklar ve bebekler analarının kucaklarından alınıp, kazanlarda pişirilir, sonra tepsilere dizilerek analarının önüne konulur. Yukarıdaki ezgi, Melek Hatun adındaki bahtsız bir Türk kadının kızıl Afife için yazdığı 20 dörtlükten biridir. Aynı ilçeden bir görgü şahidi, Kürt Genco'nun nasıl öldürüldüğünü, değerli araştırmacı Cezmi Yurtsever'e şöyle anlatmıştır:
"... Genco başçavuşu yakaladılar. Hükümet Konağı'nın olduğu meydana getirdiler. El ve ayaklarını bir çınar ağacına çiviyle bağladılar, (yâni el ve ayaklarından ağaca çakılılar) Başaşağı, koyun yüzer gibi derisini yüzerek öldürdüler."
İnsanı ürperten bu vahşet sahneleri hemen hemen Anadolu'nun işgal görmüş bütün şehirlerinde ya Fransızların, ya İngilizlerin, ya da Rusların gözü önünde yaşanmıştır! Yâni bugün bizi soykırım yapmakla suçlayanlar da parlâmentolarında soykırım kararlarını kabul edenler de aslında Türkler'e karşı soykırım yapanlardır! Biliyoruz ki, Ruslar Doğu'da, İngilizler ve Fransızlar Güney'de Türkler'in elindeki derme çatma savunma araçlarını aldıktan sonra Ermenileri silâhlandırıp, kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine sevketmişlerdir. Batıanadolu'da Yunan birliklerinin vahşetini onaylayan İngiltere, Musul'da Ermenilere ilaveten Nasturileri de Türkler'i yoketmeleri