"Berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi.
"Ne gibi?"
"Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki..."
"Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri..."
"Ben de yalnızım..." dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: "Boğulacak kadar yalnızım!" diye devam etti. "Hasta bir köpek kadar yalnız..."
her seferinde
tam ortasına
dalıyorum bu belanın
her seferinde bırakıyorum
söylesin ne güzel olduğumu
yarı kanıyorum
her seferinde atlayıp
tam düşecekken
beni yakalayacak sanıyorum
umutsuz bir aşığım
bir hayalperest
ölümüm bu yüzden olacak
"Bazı ruhlarda bilinmeyen duygular kine dönüşse de, benim ruhumda hepsi bir araya gelerek, kendilerine bir çukur kazdılar, ileride oradan yaşamıma fışkıracaklardı."
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu