Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şeyler bekler
Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler
Andre Breton, yıllar önce Meksika'ya gerçeküstücülük üstüne bir söyleşiye geliyor ve şöyle başlıyor konuşmasına:
- Baylar, bayanlar, bu konuda size söylenecek çok şey yok! Gördüğüm kadarıyla Meksika, gerçeküstücülüğün bizzat kendisi!
Asıl sen gel, Laleli'de seyreyle gerçeküstücülüğü, Andre Bretoncuğum! Hoş bizde de ne Andre Breton'lar vardır, sen onlara yetki ver, hepimizi çükümüzden tavana asarlar. Ancak bu denli çükün yükünü, hangi tavan çekecek, şaşarım!
'sevdim' derim, sevmek yetinmektir der gibi,
hırkasından tuttum sözün der gibi,
ilişirim geceye ve derslere.
'yetindim' derim, yetinmemeyi istedim der gibi,
istediğimi unuttum der gibi,
kapılırım aşka ve işaretlere.
aşk kalbi olanlar içindir, korkaktır
bir güvercin kadar kalp taşıyanlar, zira incedir
unutulan nardır, kırılan kanat, san ki zehir
sözlerin karıştığı kan sudan daha derindir
diyorlar ki âşık odur gündüz bile karanlığıyla sarhoş
desinler ki hâlâ gam var gölgesinde ne hoş
aşk olsun öyleyse geceye kanat olan şu pervaneye
aşk olsun aşkın önüne geçmeyen gölgeye de
aşk denizinde fener yokmuş âşığa ne gam
aşk ikliminin ışığı da gölgesi de hep akşam
ah, ışıklarını yakınca gölgesini unutan insan
ışıklarınızı bir kapasanız da aşkı anlasak bundan
gölgeler ki sokak kedileri gibi akşamın merhametine terk
şefkattir bazen de haziranı üşüyen bir gölgenin üstüne örtmek