📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''Hayat bazen çok cimridir;İnsanın yeni bir duygu tatmaksızın,günler,haftalar,aylar hatta yıllar geçirdiği olur. Sonra bir kapıyı bir kere açınca ortaya çıkan boşluğa bir çığ iner. Bir an hiçbir şeyiniz yoktur,bir sonraki an kabul edebileceğinizden fazlasına sahipsinizdir.''
"boş bırakılmış topraklar, gübreli ve bereketliyseler, yüz bin çeşit otlarla dolar....kadınlar kendi başlarına kalınca biçimsiz birtakım et parçaları çıkarırlar; sağlam ve doğal bir beden yaratabilmeleri için bir tohum almaları gerekiyor.
ruhlar da böyledir;onları bir düşünceyle uğraştırıp dizginlerini tutmazsanız, uçsuz bucaksız bir hayal dünyasında, başıboş, öteye beriye dolaşıp dururlar. böyle bir aylaklık içinde ruhların kurmadığı hayal, düşmediği kuruntu, yaratmadığı gariplik kalmaz".
" bir amaca bağlanmayan ruh,yolunu kaybeder;çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır".
il istanbul. semt nişantaşı. konum nero kafe. bir pazar günü:
her zaman gittiğim bir kafe. genelde bölgenin yerellerinden çok dışarıdan gelen insanlarla buluşma yeridir- merkezi konumu ve satandardizasyonu nedeni ile -.her zamanki kalabalığı yoksa da oldukça dolu- girdim küçük bir masaya oturdum. kitap okumaya başladım.
bir kaç yudum kahve içip kafamı kaldırdığımda karşımda gördüğüm görüntü şu:
bank şeklinde bir oturma bölümümde - bu bölüm duvar kenarında bütün avluyu görüyor-üç tane kafe görevlisi; birinin müdür konumunda olduğu sivil giysisinden belli, banka olurmuş olan bir erkek ve kadını oradan uzaklaştırmak, kaldırmak istiyorlar.
yaşlıca bir adam ve kızı. buradan olmadıkları kesin. hatta bunlar köyden gelmiş. direk olarak gelmiş. insanların kimliklerinin en belirleyici olan şeylerden biri kıyafetleridir. sadece kimlik değil; yer, statü, konum, kültürü belirler. adam; şalvar giyiyor, üstünde eski bir mintan var. kızın başında geriye bağlanmış bir eşarp( çarşıya giderken giydiği, en özel olanından olduğu o kadar belliki) üstünde uzun bir etek. ayaklarını göremedim. kızın gözleri korkudan, utançtan belkide, fal taşı gibi açılmış şaşkın, ürkmüş bakıyor. eşarbının ucuyla ağzını kapatmaya çalışıyor. belki de utanan yüzünün bir kısmını kapatmak çabasıyla.
yaşlı adam yalvarıyor gibi; duyduğum kadarıyla: "sadece bir çay içmek istiyorum" diyor. ne bilsin o adam o kahveyi kendi almak zorunda olduğunu; zaten sorun da bu değil. sorun onların bu mekana, bu semte bu ile uygun olmamaları. insanlar göz ucuyla bakıyorlar olaya ses çıkaran yok.
beynim durdu, gözüm döndü... yönetici gibi görünen adama " heyy..." diye seslendim. o insanlar daha çok utanmasın, diye fazla tepki de gösteremiyorum. işaretle" para mı sorun?! " gibisinden sordum??
hala insanlarla tartışmaya devam
İnsan olmak ,geçmiş ve geçecek olan ne varsa, olmuş ve olacak olan her neyse hesaplamadan, plan yapmadan, karşılık beklemeden, karşılıklara aldırmadan, ayakların tutmuyorsa dizlerinin üstünde, elin tutmuyorsa yüreğinle, gözün görmüyorsa şefkatinle var olmaktır.
Aile, eş, akraba, sevgili olduğun için değil; sadece insan olduğun için.