gamze

gamze
@gamze______
Avukat
Dokuz Eylül Üniversitesi
Ankara
1994
49 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
2
Gerçek benliğimi korumak için erkeklere dış kabuğumu sunardım. Yüreğimle ruhumu korur; bedenimi edilgen, hareketsiz, hissiz rolünü oynamaya bırakırdım. Edilgen olarak direnmeyi, hiçbir şey vermeksizin kendimi tümüyle korumayı, kendi dünyama çekilerek yaşamayı öğrenmiştim. Diğer bir deyişle, erkeklere bedenime sahip olabileceklerini, ölü bir bedene sahip olabileceklerini, ama tepki göstermemi, heyecanlanmamı, haz ya da acı duymamı beklememelerini söylerdim. Hiçbir çaba, hiçbir enerji harcamaz, sevgi gösterisinde bulunmaz, düşünmezdim. Dolayısıyla hiç yorulmaz, tükenmezdim. Ama aşkta her şeyimi vermiştim; yeteneklerimi, çabamı, duygularımı, en derin duygularımı... Bir azize gibi, bedelini hiç hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim. Tek bir şey dışında hiçbir şey istememiştim, hiçbir şey: aşkın korumasına sığınmak. Kendimi yeniden bulmak, yitirdiğim benliğimi yeniden kazanmak. Küçük görülmeyen, aşağı- lanmayan, tersine saygın ve üstün tutulan, duyarak yaşayan bir insan olmak.
Sayfa 89
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
2
"Onurumu ve itibarımı diğer kızlardan üstün tutuyorum sanmayın, ama fiyatım onlardan çok daha yüksektir," derdim. Kadın memurların işlerini yitirmekten, fahişelerin yaşamlarını yitirmekten korktuğundan daha çok korktuklarını fark ettim. Kadınlar işlerini kaybedip fahişe olmaktan korkarlar; çünkü fahişelerin yaşantısının kendilerininkinden iyi olduğunu bilmezler. Böylece yaşama, sağlıklarına, bedenlerine ve akıllarına ilişkin hayali korkularının bedelini öderler. En değersiz şey için bedellerin en büyüğünü öderler. Hepsinin kendilerini çeşitli fiyatlara satan fahişeler olduğunu, en pahalı fahişenin en ucuz fahişeden daha iyi olduğunu biliyordum artık.
Sayfa 80
Başlamadan önce : Masa, Tütsü, Kahve
Hepimiz biliyoruz ki kelimeler her şeyi değiştirebilir ve yazı masası aslında büyücünün kürsüsüdür.
Sayfa 19 - Pinhan
Edebiyat
Geçmiş Ülkesinden Bir Konuk
Şu an içimdeki yoğun, duru, keskin, anlatılamaz, dehşet verici, tanıdık, boyun eğmiş, kopkoyu, depderin acıyı dile getirmeye çalışmak bile, sözcüklerle gerçeklik arasındaki uçurumu gösteriyordu. Ben de bütün anlatıcılar gibi gerçeği ıskalıyordum.