16. yüzyıl Ispanyası’nda savaşların kaybedilmesi, siyasilerin kendilerine ,burjuvaya ve din adamlarına tanıdığı imtiyazlar birer birer halkın sırtına yük oluyor. Ekonominin kötüleşmesi sonucu temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan aciz olan halk arasında dilencilik , hırsızlık, büyücülük, din tüccarlığı gibi yeni ‘’meslekler’’ ortaya çıkıyor ve yaygınlaşıyor. Tabi ki bu yeni sosyal yapı, daha doğrusu sosyal çürüme sanatı da etkiliyor ve yeni bir sanat/yazı türü ortaya çıkıyor. Türün adı PİKOREKS. Tormesli Lazarillo da bu türün ilk örneği. Bu türde hırsızların,dilencilerin yaşam şartlarının doğuştan böyle olmadığına maalesef ki sosyal ve ekonomik yapının bunun bazı kişiler için zorunlu kıldığını görüyoruz.
Bu yeni türde bu tarz insanların birincil ağızdan yaşam öyküsünü dinliyoruz. Romandaki gerçeklik aslında çok trajik olmasına rağmen yazarımız içerisine mizahı ögeler de ekleyerek bu acı gerçeği bir nebze olsun okurları için yumuşatmış.
Hemen hemen iki yüzyıl boyunca var olmuş bu yeni tür zamanla geri planda kalarak önemini kaybetmiş.
Karakterimiz bir çocuk olan Lazarillo nın kendi ağızından verdiği hayat mücadelesini , sadece karnını doyurabilmek bir parça ekmek yiyebilmek için verdiği mücadeleyi ve yaptığı taşkınlıkları okuyoruz.
Kitap hakkındaki kendi yorumum ise dönem çağ ne olursa olsun çok az bir kesmin refahı yaşam standartları iyinin bile üstünde olabilmesi için haksız asla adil olmayacak şekilde çoğunluğun üstüne yüklenen taşınması bile bazen mümkün olmayacak yükler yüklemesi ve bunu okuduğumuz neredeyse her dönemde her millette her ırkta görüyor olmak sorunun kaynağının insan olması çağın ,gelişmişliğin önem taşımıyor olması gerçeği dehşet verici şekilde üzücü.
Ama insanın her koşula iyi veya kötü şekilde uyum sağlıyor olabilmesi ise hayret verici…