Ben doğmadan önce arkamda sınırsız bir zaman vardı. Ben öldükten sonra da, bitip tükenmeyecek bir zaman! Yaşarken hiç düşjnmezdim bunları; ışıklar içinde yaşayıp giderdim, iki karanlık zamanın arasında.
Güllü dibâ giydin ammâ korkarım âzâr eder
Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
Sevdiceğim! İpekten gül desenli bir elbise giymişsin. El-hak yakışmış da! Ama kumaşın üstündeki gülün dikeninin gölgesi seni incitir diye korkuyorum, seni sakınıyorum.
Kadim zamanlara ait bir papirüste şöyle bir cümle yazılı imiş: "Dünya kötüye gidiyor, evlâtlarımızı bu gidişattan korumalıyız." Firavunlar devrinden bu yana bu cümlenin her çağda bir başka ağızdan terennüm edildiğine yemin edilebilir.
Gamzedeyim, deva bulmam
Garibim bir yuva bulmam
diyen hüzzam şarkının ilk kelimesinde şair acaba gamzedeyim (gama giriftar olmuş, elemlere uğramış) derken gamze'deyim (gamzeye mecburum, gamzeye tutulup kalmışım, kendimi ondan alamıyorum) mi demek istemiştir? Yahut tevriyede bu iki ihtimalden hangisi uzak anlam konumunda olmalıdır? Ciddi bir mesele!