Geri Bildirim

Bağdat'a GeldilerAgatha Christie

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.064
Gösterim
Adı:
Bağdat'a Geldiler
Baskı tarihi:
Ağustos 2005
Sayfa sayısı:
288
ISBN:
9789752105683
Kitabın türü:
Orijinal adı:
They Came To Baghdad
Çeviri:
Gülden Şen
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Dünyanın en ünlü yazarlarından Agatha Christie, ilk kez Türkçeye çevrilen romanı Bağdat’a Geldiler ile bir kez daha okurla buluşuyor. 
Polisiye türünün başarılı isimlerinden biri olan Agatha Christie, Bağdat’a Geldiler de ilginç bir ikiliye dikkat çekiyor: ABD ile SSCB. Yazar, romanın ana kurgusunu bu iki büyük gücün bitmek tükenmek bilmeyen ekonomik savaşları üzerine kuruyor. 
Süper güçlerin gizli toplantısının Bağdat’a yapılmasına karar verilmiştir. Ancak Bağdat, toplantının ve daha da önemlisi Dünyanın geleceği için hiç de güvenli bir yer değildir. ABD ve SSCB gizli ajanları uzun yıllardır sürdürdükleri ölüm-kalım savaşına Bağdat’ta devam etmeye kararlıdırlar ve hiç aksatmadan planlarını kurmaya başlamışlardır. Bu kez romanın bilmecesini çözmek ise genç bir kahramana düşecektir; şüphesiz yazar böyle istemiştir ve Christie’nin diğer kahramanları kadar ünlü olmasa da Victoria da en az onlar kadar akıllı ve iş bitiricidir. 
Victoria Jones 
Bir İngiliz olan Victoria, sevimli, yaramaz ve bir o kadar da sekreterlik konusunda yetersiz bir genç bayandır. O, insanları taklit etmeyi ve sık sık -bunların çoğu hayal gücünün ürünüdür- yalan söylemeyi sever. İşinden kovulduğu bir sabah kaderinin ona hayal gücünü sonuna kadar kullanabileceği bir çizgi çektiğinin farkında değildir; ta ki yakışıklı genç Edward ile tanışıncaya kadar... İki genç FitzJames Parkı’nda karşılaşırlar. -Bundan sonra yazarın, hem okuruna hem de Victoria’ya büyük bir sürprizi olacaktır.- Çünkü her şey iki büyük gücün ajanları tarafından çok önceden planlanmıştır. 
Diğer önemli kahramanlar arasında Bay Dakin ve hayatını dünyanın barışı uğruna yitiren Henry Carmichael -romanın kilit kahramanı- de vardır. Romanın kurgusu içinde bir parça komünizm de işlenir; adını Zeytin Dalı koyduğu bir kurum da yazarın komünizm yaklaşımından payını alır. 
Barış için savaş 
Söz konusu olan Çin, Türkistan, Kürdistan ve Irak yolculuklarında Carmichael’in topladığı gerçek kanıtlardır ve bunların tümü metal cevherleri ile yüksek uranyum üzerinedir. Fakat, bu yer altı zenginliklerini elde etmek için büyük bir dünya savaşını göze almaktan kaçınmayan ajanların planları ne yazık ki suya düşer. En azından yazar böyle olmasını istemiş ve okura tüm bunları büyük bir hızla anlattığı heyecanlı bir polisiye sunmuştur. Romanın son sayfasında karşımıza çıkan –ve şüphesiz şaşırtıcı kahramanlardan biri olan- Şeyh Hüseyin el Ziyara ise ‘barış’ı kendi dilinde ve kendi yaşam gerçekliği ile savunur. 
-Bu arada sonucun barış olmayacağını yine romanın son cümlesinde belirtmekten de kaçınmaz yazar; “Bir anlık sessizliğin ardından ince bir ses bürokrasinin o umursamaz kişiliksizliğiyle konuştu: ‘Bu gerçekler ABD Başkanı ile SSCB Lideri’ne iletilecektir...’” 
Romanın en mutlu kahramanı ise Victoria’dır; genç kahramanını aşkın sürükleyip getirdiği Bağdat’a yalnız bırakmaz Agatha Christie. Victoria’yı yeni bir iş ve yeni bir aşk beklemektedir.
#29346455 etkinliği vesilesiyle okuduğum bu kitap, Agatha Christie'nin klasik polisiye romanlarından oldukça farklı. Birkaç küçük cinayet dışında cinayetin işlenmediği, çoğunlukla siyaset ve casusluk ağırlıklı konuların işlendiği bir kitap.

Sekreter bir kızın sevdiği adamın peşinden Bağdat'a gitmesi ile başlayan hikaye, kızın siyasi bir komplonun içerisine girmesi (veya çekilmesi) ile bambaşka bir hal alır.

Agatha Christie, kitabı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, ABD ve Rusya arasındaki Soğuk Savaş'ın başladığı ilk yıllarda, ikinci kocası Arkeolog Sir Max Mallowan ile Bağdat'a yaptığı bir geziden esinlenerek yazmış.

Agatha Christie sevenler kesinlikle okuyacaktır ancak sadece polisiye tadı almak isteyen okuyucuların kitaptan pek fazla o tadı alamayacağını düşünüyorum.
Agatha Christie'nin bazen üst üste bazen aralıklarla 30 a yakın kitabını okudum. Hepsinde esen hava aynı; kitaplarda ortak bir tat var. Öyle ki yine o tadı özledim ve uzun zamandan sonra bu kitabını elime aldım. Bi tuhaflık olduğu hemen anlaşıldı..

Agatha Christie hep ustaca kurguladığı cinayetler ve çözümleriyle gelir okura. Ayrıntıları dikkatlice kurgular. Onun tarzını bilenler, tuhaf ya da gereksiz gibi görünen ayrıntılarla karşılaşınca bunu akıllarının bir köşesine yazarlar. Nasılsa ilerde bunu kullanacaktır yazar. Okurken bunu bilmek de apayrı bir zevktir. Ne güncel olaylar, ne fikir çatışmaları, ne ırkçılık, ne de farklı idelojiler.. Kitaplarında hiçbirine rastlamadım. Ta ki bu kitaba kadar.

Bu benim aşina olduğum yazar değildi ki. Kitabın yarısına geldiğim halde aradığım tattan eser yoktu. Dünya üzerindeki büyük güçler, gizli amaçlar, önemli toplantılar, komünist sistem ve kurulmak istenen yeni dünya düzeni.. Kaldı ki bunlar da zayıf şekilde işlenmişti. Sende mi Agatha dedim elimde olmadan.

Kitabın yarısından sonra ayrıntıları yakalamaya başlayınca eski tadı yeniden aldım. Yine de Agatha Christie'nin zayıf kurgulu (diğer kitaplarına göre) bir romanı diyebilirim.

Benzer kitaplar

Agatha Christie,en sevdiğim ve kitaplarını zevkle okuduğum yazarlardan birisidir.Her kitabını ayrı ayrı çok sevdim,ayrı ayrı tatlar aldım ve yüreğimde ayrı kefelere koydum.Okuduğum 7.kitabı Bağdat'a Geldiler oldu.Diğer kitaplarını sevince beklentim ister istemez yükseldi ama kitabı okumaya başlayınca beklentim çakılıp kaldı.

Ben polisiye ve gerilim beklerken (neredeyse) tamamı siyasi içerikliydi.Siyaset ve politika tarzı kitaplar beni sarmadığı için çok sıkılarak okudum.Vurucu bir nokta,heyecanlı bir olay,Agatha usulü ters köşe aradım ama hiçbir sayfasında yoktu.Olayları tahmin edince sıkıntıma sıkıntı kattım.Agatha'nın dedektif içerikli romanları çok daha güzel ve heyecanlıydı.Bu kitap yavandı,tatsız tuzsuzdu.6 puanı Agatha hatrına verdim.

Sevemedim.Sevdiğim yönü verdiği mesajlar ve farklı bakış açıları olabilir.Sevdiğim yazarlar şu sıralar hep beni hayal kırıklığına uğratıyorlar.Sarah Jio,Yeşil Deniz Kabuğu ile.Agatha Christie,Bağdat'a Geldiler ile.Halbuki yazarları ve isimleri bile almaya teşvik ederken hiç mi hiç tat alamadığım kitaplardı.Umarım diğer kitabında bu durumu düzeltirsin Agatha,senden umutluyum. :) Herkese kitaplı ve mutluluk dolu günler.
Entrikalarla dolu bir hikaye ... Klasik Agatha Christie tarzından biraz uzak ve gözlerim bir Hercule Poırot aramadı desem yalan olur . Aman aman beğendiğim bir hikaye olmadı. Ha bire ne zaman bitecek beklentisi ile okudum...
Felaket sıkıcı bir kitaptı. Hercule Poirot ya da Miss Marple'sız kitaplarını sevemedim bir türlü. Yavan geliyorlar bana. Tuzsuz yemek gibi ya da limonsuz salata gibi.
Farklı bir tarz. Alışılagelmiş Agatha Christie kitaplarından bir miktar farklı. Kötü değil, sadece beklenilen Agatha Christie tarzı olmadigindan okurken zorlandım. Bir de Hercule Poirot yok:)
Açıkçası kitap ilk başlarda çok durağandı. Öyle heyecanla elime almıyordum, az az ilerleme kaydedebiliyordum ama 100. Sayfalardan sonra olay dallanıp budaklanmaya başladı. Ve tabiki de serüven beni içine çekti. Olayın çözümlenmesi bir çırpıda oldu ve bu beni tatmin etmedi, biraz daha ayrıntı olabilirdi. Ama yine de okunası bir kitaptı.
İyi ya da kötü bir şey yoktur, düşüncelerimiz onları öyle yapar.
Bana sorarsanız hepsi saçmalık. İnsanları ne kadar bir araya getirmeye çalışırsanız, birbirlerinden o kadar kuşku duyarlar.
Agatha Christie
Sayfa 89 - Altın kitaplar
Biran için batılı değil, doğulu kandan olmayı özledi. Başarma yada başarmama olasılıkları için endişelenmemeyi, riskleri tekrar tekrar hesaplamamayı, kendine sürekli akıllıca ve ileriyi görerek plan yapıp yapmadığını sormamayı diledi. Bütün sorumluluğu Rahman'a Rahim'e yükleyebilmeyi . İnşallah başarırım!
Agatha Christie
Sayfa 49 - ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
Bir üstün insan topluluğuna olan inanç- yoldan çıkmış bir dünyayı yönetecek bir Süpermenler inancı- işte bu bütün inançların en kötüsüdür, Victoria. Çünkü ''ben diğerleri gibi değilim '' dediğimiz anda, elde etmeye çalıştığımız en değerli niteliklerden ikisini yitirmiş oluruz: Alçakgönüllüğü ve kardeşlik duygusunu .
Agatha Christie
Sayfa 134 - ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ 2006 BASIMI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bağdat'a Geldiler
Baskı tarihi:
Ağustos 2005
Sayfa sayısı:
288
ISBN:
9789752105683
Kitabın türü:
Orijinal adı:
They Came To Baghdad
Çeviri:
Gülden Şen
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Dünyanın en ünlü yazarlarından Agatha Christie, ilk kez Türkçeye çevrilen romanı Bağdat’a Geldiler ile bir kez daha okurla buluşuyor. 
Polisiye türünün başarılı isimlerinden biri olan Agatha Christie, Bağdat’a Geldiler de ilginç bir ikiliye dikkat çekiyor: ABD ile SSCB. Yazar, romanın ana kurgusunu bu iki büyük gücün bitmek tükenmek bilmeyen ekonomik savaşları üzerine kuruyor. 
Süper güçlerin gizli toplantısının Bağdat’a yapılmasına karar verilmiştir. Ancak Bağdat, toplantının ve daha da önemlisi Dünyanın geleceği için hiç de güvenli bir yer değildir. ABD ve SSCB gizli ajanları uzun yıllardır sürdürdükleri ölüm-kalım savaşına Bağdat’ta devam etmeye kararlıdırlar ve hiç aksatmadan planlarını kurmaya başlamışlardır. Bu kez romanın bilmecesini çözmek ise genç bir kahramana düşecektir; şüphesiz yazar böyle istemiştir ve Christie’nin diğer kahramanları kadar ünlü olmasa da Victoria da en az onlar kadar akıllı ve iş bitiricidir. 
Victoria Jones 
Bir İngiliz olan Victoria, sevimli, yaramaz ve bir o kadar da sekreterlik konusunda yetersiz bir genç bayandır. O, insanları taklit etmeyi ve sık sık -bunların çoğu hayal gücünün ürünüdür- yalan söylemeyi sever. İşinden kovulduğu bir sabah kaderinin ona hayal gücünü sonuna kadar kullanabileceği bir çizgi çektiğinin farkında değildir; ta ki yakışıklı genç Edward ile tanışıncaya kadar... İki genç FitzJames Parkı’nda karşılaşırlar. -Bundan sonra yazarın, hem okuruna hem de Victoria’ya büyük bir sürprizi olacaktır.- Çünkü her şey iki büyük gücün ajanları tarafından çok önceden planlanmıştır. 
Diğer önemli kahramanlar arasında Bay Dakin ve hayatını dünyanın barışı uğruna yitiren Henry Carmichael -romanın kilit kahramanı- de vardır. Romanın kurgusu içinde bir parça komünizm de işlenir; adını Zeytin Dalı koyduğu bir kurum da yazarın komünizm yaklaşımından payını alır. 
Barış için savaş 
Söz konusu olan Çin, Türkistan, Kürdistan ve Irak yolculuklarında Carmichael’in topladığı gerçek kanıtlardır ve bunların tümü metal cevherleri ile yüksek uranyum üzerinedir. Fakat, bu yer altı zenginliklerini elde etmek için büyük bir dünya savaşını göze almaktan kaçınmayan ajanların planları ne yazık ki suya düşer. En azından yazar böyle olmasını istemiş ve okura tüm bunları büyük bir hızla anlattığı heyecanlı bir polisiye sunmuştur. Romanın son sayfasında karşımıza çıkan –ve şüphesiz şaşırtıcı kahramanlardan biri olan- Şeyh Hüseyin el Ziyara ise ‘barış’ı kendi dilinde ve kendi yaşam gerçekliği ile savunur. 
-Bu arada sonucun barış olmayacağını yine romanın son cümlesinde belirtmekten de kaçınmaz yazar; “Bir anlık sessizliğin ardından ince bir ses bürokrasinin o umursamaz kişiliksizliğiyle konuştu: ‘Bu gerçekler ABD Başkanı ile SSCB Lideri’ne iletilecektir...’” 
Romanın en mutlu kahramanı ise Victoria’dır; genç kahramanını aşkın sürükleyip getirdiği Bağdat’a yalnız bırakmaz Agatha Christie. Victoria’yı yeni bir iş ve yeni bir aşk beklemektedir.

Kitabı okuyanlar 85 okur

  • Oznur Gezen
  • SihirliFlut
  • Everlast
  • Öznur Demir Çeri
  • Asiye
  • Fox Mulder
  • Odessa
  • Zümrüd-ü Anka
  • cemile dayıoğlu
  • Giz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%21.4
25-34 Yaş
%44.6
35-44 Yaş
%26.8
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.8
Erkek
%21.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.3 (2)
9
%4.2 (1)
8
%16.7 (4)
7
%29.2 (7)
6
%25 (6)
5
%8.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%4.2 (1)
1
%4.2 (1)