Bağdat'a Geldiler

7,1/10  (12 Oy) · 
47 okunma  · 
6 beğeni  · 
790 gösterim
Dünyanın en ünlü yazarlarından Agatha Christie, ilk kez Türkçeye çevrilen romanı Bağdat’a Geldiler ile bir kez daha okurla buluşuyor.
Polisiye türünün başarılı isimlerinden biri olan Agatha Christie, Bağdat’a Geldiler de ilginç bir ikiliye dikkat çekiyor: ABD ile SSCB. Yazar, romanın ana kurgusunu bu iki büyük gücün bitmek tükenmek bilmeyen ekonomik savaşları üzerine kuruyor.
Süper güçlerin gizli toplantısının Bağdat’a yapılmasına karar verilmiştir. Ancak Bağdat, toplantının ve daha da önemlisi Dünyanın geleceği için hiç de güvenli bir yer değildir. ABD ve SSCB gizli ajanları uzun yıllardır sürdürdükleri ölüm-kalım savaşına Bağdat’ta devam etmeye kararlıdırlar ve hiç aksatmadan planlarını kurmaya başlamışlardır. Bu kez romanın bilmecesini çözmek ise genç bir kahramana düşecektir; şüphesiz yazar böyle istemiştir ve Christie’nin diğer kahramanları kadar ünlü olmasa da Victoria da en az onlar kadar akıllı ve iş bitiricidir.
Victoria Jones
Bir İngiliz olan Victoria, sevimli, yaramaz ve bir o kadar da sekreterlik konusunda yetersiz bir genç bayandır. O, insanları taklit etmeyi ve sık sık -bunların çoğu hayal gücünün ürünüdür- yalan söylemeyi sever. İşinden kovulduğu bir sabah kaderinin ona hayal gücünü sonuna kadar kullanabileceği bir çizgi çektiğinin farkında değildir; ta ki yakışıklı genç Edward ile tanışıncaya kadar... İki genç FitzJames Parkı’nda karşılaşırlar. -Bundan sonra yazarın, hem okuruna hem de Victoria’ya büyük bir sürprizi olacaktır.- Çünkü her şey iki büyük gücün ajanları tarafından çok önceden planlanmıştır.
Diğer önemli kahramanlar arasında Bay Dakin ve hayatını dünyanın barışı uğruna yitiren Henry Carmichael -romanın kilit kahramanı- de vardır. Romanın kurgusu içinde bir parça komünizm de işlenir; adını Zeytin Dalı koyduğu bir kurum da yazarın komünizm yaklaşımından payını alır.
Barış için savaş
Söz konusu olan Çin, Türkistan, Kürdistan ve Irak yolculuklarında Carmichael’in topladığı gerçek kanıtlardır ve bunların tümü metal cevherleri ile yüksek uranyum üzerinedir. Fakat, bu yer altı zenginliklerini elde etmek için büyük bir dünya savaşını göze almaktan kaçınmayan ajanların planları ne yazık ki suya düşer. En azından yazar böyle olmasını istemiş ve okura tüm bunları büyük bir hızla anlattığı heyecanlı bir polisiye sunmuştur. Romanın son sayfasında karşımıza çıkan –ve şüphesiz şaşırtıcı kahramanlardan biri olan- Şeyh Hüseyin el Ziyara ise ‘barış’ı kendi dilinde ve kendi yaşam gerçekliği ile savunur.
-Bu arada sonucun barış olmayacağını yine romanın son cümlesinde belirtmekten de kaçınmaz yazar; “Bir anlık sessizliğin ardından ince bir ses bürokrasinin o umursamaz kişiliksizliğiyle konuştu: ‘Bu gerçekler ABD Başkanı ile SSCB Lideri’ne iletilecektir...’”
Romanın en mutlu kahramanı ise Victoria’dır; genç kahramanını aşkın sürükleyip getirdiği Bağdat’a yalnız bırakmaz Agatha Christie. Victoria’yı yeni bir iş ve yeni bir aşk beklemektedir.
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    288
  • ISBN:
    9789752105683
  • Orijinal Adı:
    They Came To Baghdad
  • Çeviri:
    Gülden Şen
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Beyza 
08 Haz 00:28 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Agatha Christie'nin bazen üst üste bazen aralıklarla 30 a yakın kitabını okudum. Hepsinde esen hava aynı; kitaplarda ortak bir tat var. Öyle ki yine o tadı özledim ve uzun zamandan sonra bu kitabını elime aldım. Bi tuhaflık olduğu hemen anlaşıldı..

Agatha Christie hep ustaca kurguladığı cinayetler ve çözümleriyle gelir okura. Ayrıntıları dikkatlice kurgular. Onun tarzını bilenler, tuhaf ya da gereksiz gibi görünen ayrıntılarla karşılaşınca bunu akıllarının bir köşesine yazarlar. Nasılsa ilerde bunu kullanacaktır yazar. Okurken bunu bilmek de apayrı bir zevktir. Ne güncel olaylar, ne fikir çatışmaları, ne ırkçılık, ne de farklı idelojiler.. Kitaplarında hiçbirine rastlamadım. Ta ki bu kitaba kadar.

Bu benim aşina olduğum yazar değildi ki. Kitabın yarısına geldiğim halde aradığım tattan eser yoktu. Dünya üzerindeki büyük güçler, gizli amaçlar, önemli toplantılar, komünist sistem ve kurulmak istenen yeni dünya düzeni.. Kaldı ki bunlar da zayıf şekilde işlenmişti. Sende mi Agatha dedim elimde olmadan.

Kitabın yarısından sonra ayrıntıları yakalamaya başlayınca eski tadı yeniden aldım. Yine de Agatha Christie'nin zayıf kurgulu (diğer kitaplarına göre) bir romanı diyebilirim.

Farklı bir tarz. Alışılagelmiş Agatha Christie kitaplarından bir miktar farklı. Kötü değil, sadece beklenilen Agatha Christie tarzı olmadigindan okurken zorlandım. Bir de Hercule Poirot yok:)

Döngüsel 
17 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Felaket sıkıcı bir kitaptı. Hercule Poirot ya da Miss Marple'sız kitaplarını sevemedim bir türlü. Yavan geliyorlar bana. Tuzsuz yemek gibi ya da limonsuz salata gibi.

Kitaptan 3 Alıntı