Konya insanı ya bir sıtma gibi yakalar, kendi
âlemine taşır, yahut da ona sonuna kadar
yabancı kalırsınız. Meram bağlarının tadını
alabilmek için ona yerli hayatın içinden gitmek
lâzımdır. Konya tıpkı Mevlevîlik gibi bir nevi
iniriation ister.
"Mavili esvap giyme. Uçkurunu kıbleye karşı bağlama. Kapı eşiğine oturma. Kuşağını kördüğüm etme. Yatağını duvar kenarına yapma. Akşamları saç örgülerini çöz. Gözlerini birbiri üstüne yedi defadan çok kırpma. Seni korkuttukları vakit ayak başparmaklarının tırnaklarını birbirine sürt. İki elinle kulak memelerini tut. Bir demir bulabilirsen üzerine bas. 'Emret ey cin! Hazırım' diye bağır. Kalbini ferah, inancını tam tut, bir şey olmaz."