Üstad Fuzuli der ki: Beden diyarının en gözde yeri gönül şehridir” demişti yeni talebesine manidarca bakarak, “Bu şehrin üç dostu, üç de düşmanı vardır. Dostları ‘ferah’, ‘muhabbet’ ve ‘ümit’tir. Düşmanları ise ‘garez’, ‘korku’ ve ‘gam’dır.
Bu dostların ve düşmanların her birinin etrafında yandaşları bulunur. ‘Garez’in yandaşları ‘yalan’, ‘kin’ ve ‘haset’, ‘korku’nun yandaşları ‘şaşkınlık’, ‘dehşet’ ve ‘sıkıntı’, ‘gam’ın yandaşları ise ‘dert’, ‘mahrumiyet’ ve ‘hasret’tir.
Gönül şehrinin dostlarına gelince. ‘Ferah’ın yandaşı ‘güzellik’, ‘muhabbet’in yandaşı ‘aşk’, ‘ümit’in yandaşı ise ‘akıl’dır.
“Üstad Fuzuli der ki: Beden diyarının en gözde yeri gönül şehridir.Bu şehrin üç dostu, üç de düşmanı vardır. Dostları ‘ferah’, ‘muhabbet’ ve ‘ümit’ tir. Düşmanları ise ‘garez’, ‘korku’ ve ‘gam’ dır.
“Bu dostların ve düşmanların her birinin etrafında yandaşları bulunur. ‘Garez’in yandaşları ‘yalan’, ‘kin’ ve ‘haset’, ‘korku’ nun yandaşları ‘şaşkınlık’, ‘dehşet’ ve ‘sıkıntı’, ‘gam’ ın yandaşları ise ‘dert’, ‘mahrumiyet’ ve ‘hasret’ tir.
“Gönül şehrinin dostlarına gelince. ‘Ferah’ın yandaşı ‘güzellik’, ‘muhabbet’in yandaşı ‘aşk’, ‘ümit’in yandaşı ise ‘akıl’ dır.”
“ Gördüğünüz gibi, düşmanların yandaşları, dostların yandaşlarından daha fazladır. Bu durum da ‘gönül şehri’ ni, beden diyarının en hassas yeri haline getirir.”
Bu minvalde iki şey öne sürmek istiyorum: bir varsayım ve bir tanım.
Varsayımım şu ki, bazen -belki de çoğunlukla- deneyimlediklerimizden ziyade deneyimlemediklerimiz hakkında daha fazla şey bildiğimizi düşünürüz; deneyim yaşamama tecrübesine taktığımız ad "hüsran"dır. Mesela psikanaliz seanslarında,
insanların yaşadıkları deneyimleri anlatırken yaşayamadıkları deneyimlerden bu kadar çok bahsetmeleri ve mahrum kaldıkları şeyler hakkında bu denli otoriter, tutkulu ve kendinden emin bir tavırla konuşmaları bana çarpıcı geliyor. Örneğin bir erkeğin ya da kadının, eşinde nelerin eksik olduğunu ve söz konusu eş belli açılardan değişecek olsa hayatlarında nasıl farklılıklar yaşanacağını bilmesi sık rastlanan bir durum. Benim kanaatim şu yönde: Deneyimlediklerimizden ziyade deneyimlemediklerimiz hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünerek yaşıyoruz. Ve belirli bazı okumalar bu tuhaf otoriteye -tecrübesizliğin otoritesine, bir şeyleri yapmamaktan kaynaklanan kanıya- yardakçılık ediyor
---
Algının istekler vasıtasıyla çarpıtıldığını göstermeye çalışırken Freud'un anlatmak istediği, karşımızda duran şeyin yalnızca istediğimiz taraflarını gördüğümüz ve bilmenin (ve bilmemenin) hakikatten ziyade istekle ilgili olduğuydu.
---
Çocuk coşku dolu bir geleceğin teminatım ister, yetişkin öyle bir şey olmadığının tasdiklenmesini. Çocuğun arzusu çocukluktan çıkmaktır, yetişkinin arzusuysa değişim isteğinden kurtulmak.
---
...bastırma, deneyimlerin -ya da belli bir deneyimin- bireyin içinde bir yerlerde cereyan etmesi ama bilinçli öznenin bunu yaşamamasıdır.
---
Deneyimlemediğimiz şeyler hakkında bildiklerimiz deneyimlediğimiz şeyler hakkında bildiklerimizden daha fazlaymış gibi yaşarız ve bu da arzuladığımız deneyimlerden uzak durmamıza,
.. bireyi kendi amaçları için kullanıyor, ona karşı gelecek olursa canına okuyor, eğer ona sadık biçimde hizmet ederse madalyalarla, maaşlarla, onur nişanlarıyla ödüllendiriyordu;
ancak bağımsızken güçlü olabilen bu şey, elverişlilik uğruna engellere rağmen ülkenin bir ucundan diğerine ilerliyor, belli faydalar karşılığı para veya hizmet olarak ödeniyor ama hiçbir mecburiyet duygusu taşımıyor ve ödülleri umursamayıp sadece rahat bırakılmak istiyordu.
..Özgür insan hiçbir hata yapamaz. Ne isterse onu yapar - elinden gelirse.
Gücü, ahlakının tek ölçütüdür. Ülkenin kanunlarını tanır ve hiçbir günah duygusu hissetmeden onları çiğneyebilir, ama cezalandırılacak olursa, bu cezayı hiçbir garez duymadan kabul eder. Güç toplumdadır.
Sayfa 335 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Üstat Fuzuli der ki: Beden diyarının en gözde yeri gönül şehridir."... "Bu şehrin üç dostu, üç de düşmanı vardır. Dostları 'ferah', 'muhabbet' ve 'ümit'tir. Düşmanları ise 'garez', 'korku' ve 'gam'dır.
Bu dostların ve düşmanların her birinin etrafında yandaşları bulunur. Garezin yandaşları 'yalan', 'kin' ve 'haset'; korkunun yandaşları 'şaşkınlık', 'dehşet' ve 'sıkıntı. Gamın yandaşları ise 'dert' 'mahrumiyet' ve 'haset'tir."
"Gönül şehrinin dostlarına gelince 'ferah'ın yandaşı 'güzellik', 'muhabbet'in yandaşı 'aşk', 'ümit'in yandaşı ise 'akıl'dır."