Kaan Ö.

Kaan Ö.
@gavroche
29 kütüphaneci puanı
125 okur puanı
Mart 2013 tarihinde katıldı
Birileri Dostoyevski okumuş :)
"On dört artı on dört kaç eder?" diye soruyorlardı. Ve Moosbrugger de onlara düşünceli bir ifadeyle şöyle karşılık veriyordu: "Yaklaşık olarak yirmi sekiz ile kırk arası bir şeyler eder. " Bu "yaklaşık olarak" söylemi, ruh doktorlarını Moosbrugger'in onlarla alay etmesine yol açar biçimde zora sokuyordu. Çünkü aslında çok kolaydı; on dört artı on dört çıkış noktası yapıldığında yirmi sekize varılacağını Moosbrugger de bilmekteydi, ama yirmi sekizde kalmak gerektiğini kim söylüyordu??!
Yapı Kredi Yayınları
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Okurken Uyanık Kalmak" adlı makalesinden...
Okumayı seven insan az değil. Çoğunluk değil ama, tutarlı, sağlam bir azınlık. Ve okurlar aldıkları hazzın sadece eğlendirilmekten farkını biliyorlar. İzlemek tümüyle edilgenken okumak daima bir eylemdir. Açma düğmesine bastınız mı televizyon başlar ve devam eder, eder, eder… Oturup bakmaktan başka bir şey yapmanız gerekmez. Oysa bir kitaba dikkat vermek gerekir. Kitabı hayata okur getirir. Diğer tümünün aksine kitap sessizdir. Kitap kişiyi fon müziğiyle uyutmaz, banda alınmış kahkaha sesleriyle kulak zorlamaz ya da odanızı silah sesleriyle doldurmaz. Hepsini sadece kafanızın içerisinde duyabilirsiniz okurken. Aklınızı vermezseniz aklınızı, yüreğinizi vermezseniz yüreğinizi etkilemez kitap. Kitap, sizin yerinize bir şey yapmaz. İyi bir romanı okumak, romanı izlemek, romanı yaşamak, romanı duyumsamak, romanın kendisi olmak, kısacası romanı yazmak dışında ne varsa yapmaktır. Okumak bir işbirliği, bir katılımdır. Herkesin becerememesine şaşmamak lazım yani. Zevk için okuyanların pek çoğu, kendilerinden bir şey kattıkları için içlerinde kitaplara karşı derin, ihtiraslı bir bağ hissederler. Kitap kalıcıdır, oradadır, güvenilirdir. Bir kitap size on beş yaşınızdayken söylediği şeyi elli yaşınızdayken de söyler, ama söylediği o zaman o kadar farklı gelir ki, size yepyeni bir kitap okuyormuşsunuz gibi gelir. Kitabın uzun ömürlülüğü, zeki bir tür olarak devamlılığımızın önemli bir parçasıdır. Kitapların imha edilmesinin barbarlığın son noktası addedilmesi bu yüzdendir.
Versus Kitap Yayınları
Televizyon
Üzülme, hepsi düzelir, hepsi düzelir... diye ayrıldı. Bunlar kendisinden çok yaşlılardan öğrendiği sözlerdendi. Belki de böyle olduğu için senelerce kullanmaktan garip bir inatla çekinmişti. Fakat şimdi bu adamın ıstırabı karşısında kendiliğinden dilinin ucuna geliyorlardı. “Bir medeniyetin hayat felsefesi” diye düşündü... “Her cins hadise bir başka türlüsünü davet eder. Demek ki sade ıstıraplarımız, üzüntülerimiz değil, tesellileri, mukavemet çareleri de miraslarımızın arasında...”
Dergah Yayınları
Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı. Kapı hakkı ne verirsin? Ne verirsin?.. Çocukların hepsi gürbüz ve güzeldi. Fakat, üstleri başları perişandı. Bir zamanlar Hekimoğlu Ali Paşa’nın konağı bulunan bir mahallede bu hayat döküntüsü evler, bu fakir kıyafet, bu türkü ona garip düşünceler veriyordu. Nuran, çocukluğunda bu oyunu muhakkak oynamıştı. Ondan evvel annesi, annesinin annesi de aynı türküyü söylemişler ve aynı oyunu oynamışlardı. “Devam etmesi lâzım gelen, işte bu türküdür. Çocuklarımızın bu türküyü söyleyerek, bu oyunu oynıyarak büyümesi; ne Hekimoğlu Ali Paşa’nın kendisi, ne konağı, hattâ ne de mahallesi. Her şey değişebilir, hattâ kendi irademizle değiştiririz. Değişmeyecek olan, hayata şekil veren, ona bizim damgamızı basan şeylerdir.
Dergah Yayınları