Aradığınız bir şey daha önceki gün varken bugün yok, ya da dün şu kadarken bugün bu kadar. Şu gün kazandığımız para yarına kadar bile sizi götürmüyor. Yarın denildi mi de insan bir duraklıyor. Yarına umudunuzu yitirdiniz mi, o bağı, o güveni koparıp dağıttınız mı yaşadığınızın da farkına varmazsınız, yaşadığınız günü bile duymazsınız. Para, her geçen günle daha güçsüz, daha değersiz, fakat yine bir o kadar da çekicilik kazanıyor. 
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Ne bitmezmiş bu senin İzmir’in, hala mı? Yazıyorsun, yazıyorsun…
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Reklam
Türklerin sayısı şehir nüfusunun üçte birini geçmediği için İzmir, İmparatorluk halkı tarafından "Gavur İzmir" adlandırılmasıyla ifade edilmekteydi.
Toplantılardan çıkan sonuçlara göre, Ege ve bölgesinde durum çok tehlikelidir. Yalnız Ayvalık kasabasında 35 bin, Urla yarımadasında 75 bin, Edremit’ten İzmir Karşıyaka’sına kadar uzanan kıyıda 100 bin Rum vardır. İzmir’in içinde 190 bin Rum bulunmaktadır. Bunlar, adalardaki Yunan kolordularına bağlanmıştır, askerliklerini oralarda yapmaktadırlar. Sakız, Sisam ve Midilli’deki Yunan kolordularının, savaş durumunda er ihtiyacını bunlar karşılayacaklardır. Tehlikeyi önlemek için, bir yandan millî iktisat tedbirleri alınırken, öte yandan, Hükûmet’i dışarıda tutarak İttihat ve Terakki ile Teşkilât-ı Mahsusa’nın düzenlemeleriyle Rumların bölgeden adalara kaçırılması planlanır. İzmir şehrine, yabancıların gözü önünde bulunduğundan, dokunulmaktan çekinilir. Teşkilât-ı Mahsusa Başkanı, bu politikanın amacını şöyle özetler: ​«Bu mücadele, bir şehri kurtarmak savaşı değildi. Yüzyılların kurduğu ve ticareti reayanın (hıristiyan uyrukların) hakkı sayma aymazlık ve felâketi içinde Türk milletinin ekmeğini ve alınterini asla bizden olmamış ve olamıyacak olanlardan almak ve sonra da bu kutsal emaneti kişisel çıkar ve nüfuz tüccarlarının ellerinden kurtarmak savaşı idi. ​Tedbirler, soyut askerî ve idarî alanda kalmış olsaydı, istenen amaç asla gerçekleşmiyecekti. Nitekim memleketin öteki bâzı merkezlerinde bu tedbirlerden yoksun olarak yapılan girişimler, hem daha sert olmuş, hem de aksak ve yarım kalmıştır. İzmir ve hatta bugünkü deyimiyle bütün Ege’de, ancak ondan sonradır ki, Türkler ekonomi ve ticaret yaşamına girebilmek için elverişli zemin ve alan bulmuşlardır. Gâvur İzmir’in Türkleştirilmesinde bu hareket, idarî egemenliğe rağmen, bir toprağa gerçekten sahip olmanın anlamını bizlere ancak bugün anlatabiliyor...
Sayfa 1115·Kitabı okudu
Tarih-Araştırma
Colette’in İskenderiye ve Kahire günleri
Dönemin seyahat yazarlarına göre İzmir Doğu’nun Batı’sı, “Doğu’nun Paris’i” idi. Şehrin bir adı daha vardı veya olmak üzereydi: “Gâvur İzmir”.
Sayfa 118·Kitabı okudu
Gavur İzmir
Yani abim, İzmir çok güzel hayat çok güzel, şiir çok güzel nasıl arzu ediyorsanız abim İzmir arzu ediyorsanız İzmir şiir arzu ediyorsanız şiir güzel arzu ediyorsanız güzel yani abim, arzu çok güzel İzmir çok güzel..!
Reklam
Reklam