9 Eylül 1922. Türk askeri İzmir'e giriyor. Izmir Rumları, Türk askeri şehre girerken, suçluların korkusu içinde kapılarını pencerelerini sımsıkı örtmüş, evlerine kapanmışlardı. İzmir Türkü, yanık yüzlü Mehmetlerle ağlayarak kucaklaşır, Türk subaylan çizmesindeki tozu yüzlerine sürerken, Türk İzmir yerinden oynarken, "Gavur İzmir'de yalnız korku, yalnız sessizlik vardı. Bilge Umar, İzmir'de Yunanlıların Son Günleri, s. 306. Ateşin Gelini
BİR MİLLİ KURTULUŞ TÜRKÜSÜ Zalım! Hemi de kötü dinli gavur, Nasıl da bağdaş kurmuş toprağıma Gülümü harmanımı savurur! Kara gözlerini Sevdiğim oğlan, Bize oldu olan Topla Antep'i, Çukurova'yı İzmir'i, Urfa'yı, Konya'yı, Haydi ha! Ne durursun Munzur! Engini de deli gönül engini Kutluyalım şol kurtuluş cengini Hayını, Kompradoru, pezevengini, Vur Kara yeğenim vur! Enver GÖKÇE
Edebiyat
Reklam
Gavur İzmir'in 1402'de Sahipkıran tarafından fethi.
Şerefüddin Ali Yezdi'nin Emir Timur Zafername'sindeki Sahipkıran Timur'un, Liman Kale namıdiğer Gavur İzmir'in fethini anlatan, minyatürü. Vakanivüstler Timur savaş kaybetti yazmamıştır. Çağataylı askerlerin, tapınakçı kefereleri alaşağı ettiği, kellelerin havada uçuştuğu ve mağrur duruşuyla, her zamanki asaleti ile atının üstünde kırmızı kaftanı ile arz-ı endam eden Emir Timur. Sağ üstteki kırmızı kaftanlı kişi de Timur'un Çağatay Han'ı olarak atadığı Cengiz'in torunu Sultan Mahmud adıyla bilinen Timur'un bir sözü ile tahtta oturan han(!). Şerefüddin Ali Yezdi Emir Timur (Zafername)
Tarih
İzmir...Ege
Sıcaklığın sinmiş bir kere Soluğundan kalbime Yalnızlığımı silmişsin Gözlerim değmiş her yerine Ne kadar büyüsem de küçüğüm elinde Anam, babam, yârim İzmir Senden uzak bu memlekette Aklım hep sende, canım İzmir Olmuyor, İzmir Geçmiyor, İzmir Yakıyor sevdan Sönmüyor, İzmir Durmuyor, İzmir Bitmiyor, İzmir Öyle bir hasret Dinmiyor, İzmir Ne havana ne kızına Güvenilmez, ey İzmir Gönül verdim bir güzeline Bak ne hâldeyim, gavur İzmir Ne kadar büyüsem de küçüğüm elinde Anam, babam, yârim İzmir open.spotify.com/track/2aViQIGSw...
Müzik
Gavur Mahallesi Sergisi /Ahmet Güneştekin
Dünyanın sayılı sanatçılarından olan Ahmet Güneştekin 'in İzmir fuarında açtığı sergi rekor kırarak,bir buçuk milyondan fazla kişi ziyaret etmiştir. Bir çok önemli ses getiren sergileri vardır.Ama en önemli iki sergisinden biri "Gavur Mahallesi"(gittiğim 😇)ve diğerinin de hafıza odası olduğunu düşünüyorum. “Gavur Mahallesi”, bir bavula sığdırılmış hayatların hikayesini anlatıyor. Ahmet Güneştekin, sergide mübadele ve sonrasındaki tüm kitlesel yerinden edilmelerde olduğu gibi ayrıştırıcı uygulamaların uluslararası mülteci ve göçmen dalgalarıyla daha görünür hale geldiğini anlatıyor.(NTV) Beni gezerken en çok etkileyen şeylerden biri kedi sesi olmuştu.Sesin nereden geldiğini anladığımda (ses bavulların içinden geliyordu.)ve hikayesini öğrendiğim de çok şaşırmıştım. Cumartesi anneleri,(faili meçhul cinayetlerin olduğu dönem) Annelerin yemenileri , Bavullarla dolu gemi, Lastik ayakkabı dağı, Daha bir çokları çok etkilendiğim bir sergi olmuştu.
Sanat
Falih Rıfkı Atay
_Çocukluğumuzda Türk, kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden, Osmanlı idik. Vatan sözü yasaktı. Padişahın kulları idik. Okul çıkışında ’Padişahım çok yaşa’ diye bağırırdık. Arap’a Arap, Arnavut’a Arnavut, Rum’a Rum, fakat kendimize Osmanlı derdik. Bütün ekonomi, bütün iç ve dış ticaret, bakkallara kadar çarşılarımız, kadrolarında bir tek Türk bulunmayan bankalar, şirketler, hepsi Hristiyan, Yahudi veya ecnebiydi. "Su, ışık, gaz, her türlü ulaştırma, telefon, rıhtımlar ve limanlar, fenerler hepsi yabancıların elindeydi. Türk halk yığınları medrese din eğitimi altında, vicdan ve kafa karanlığı içindeydi. Osmanlı tarihini ilmihal gibi okurduk. Nerede ise padişahlarla peygamberleri birbirine karıştıracaktık. Hükümdarlardan hiçbirinin suçu ve günahı yoktu. Sadece övülmek ve asla eleştirilmemek bizi medeni dünyanın uzağında bırakmıştır. _İstanbul sokakları İtilâf askerlerinin süngülü askerleri ile doluydu. Boğaziçi, toplarını sağa sola çeviren düşman harp gemileri ile mavi suları görünmeyecek kadar örtülmüştü. Herkes ancak gündelik ihtiyaçları için evlerinden çıkıyor, yollarda hatır ve hayale gelmeyen hakaretlere uğramamak için caddelerin duvar diplerinden büzülerek, eğilerek ve korkarak gelip gidiyordu. _"Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi’ne borçluyuz." _Din ile şeriatı farklı şeylerdir. Tanrı'ya inanır ve ibadet edersiniz. Din burada biter. Ötesi şeriattır. Şeriatçılık demek, toplumu 7. yüzyıl Hicaz aşiretleri şartlarına doğru geri sürüklemek demektir. Yahudilikte de şeriatçılık
Reklam
Reklam