Bitmeyen bir yorgunluk bu...
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 20:19
Selamlar millet! Kalın kitapları okumak bana hep göz korkutucu gelmiştir. Özellikle de tarihi romansa. Sanki dili ağır, bitmeyecek bir işkence gibi. Ama bu kitapla büyük ölçüde bu ön yargımı kırdığım kanısındayım. Dili son derece duru ve sade, uzun ve sıkıcı betimlemeler yok. Bilmediğim kelime neredeyse hiç yoktu yerel kullanımlar hariç. Ayrıca kitaba düzgün bir şekilde odaklanabildiğinizde akıp gidiyor çünkü bolca diyalog var. Bölümler uzun ancak konuşmayı yarıda kesmeyeyim derken bakmışsınız on sayfa daha bitmiş. Kalınlığına aldanmayın yani. Umduğum gibi sürekli aksiyonlu olaylar yok ama kendisini okutmayı beceriyor az bir çabayla. Yazılı haftasına denk geldiğinden yaklaşık on gün hiç kitap okumadım sanırım, bu yüzden bakmayın iki haftada okuduğuma daha kısa sürdü bitmesi :) Türk yazarlarımızı okumayı ihmal ettiğimi fark ettim ve kendimden utandım. Onları okumadan geçmişimizi tam olarak anlayamayız sanırım. Bu yazarın diğer kitaplarını de kesinlikle okuyacağım. Galiba Yaşar Kemal'in yanında Kemal Tahir külliyatı da yapmam gerekecek... Buraya parantez açayım. Kendisi Marksizmi* kitaplarında bolca kullanmış. Kitabın konusunu yazardan alıntı yaparak kısaca açıklamak isterim. "Memleketin kötü günlerinde düşmanlar iyice içeri doldukları sırada başından beri politikaya karışmamış, orta rütbede, dövüşken Türk subayının ordusuz kalma dramını anlatmak isterim." Burada bahsedilen kişi ana kahramanımız olan Cehennem Yüzbaşı olarak anılan Topçu Cemil. Küçük yaştan beri cepheden cepheye koşturmuş ama karşılığında çoğunlukla yenilgi bulmuş. Bir yanda Hasta Adam denilen ve inkar edenlere karşın içten içe çöken Osmanlı, bir yanda dur durak bilmeyen kayıp ve işgaller, bir yanda sevdiği kız. Sevdiği kız dedim ama aşk mevzusuna çok kısa değiniliyor. Sevdiğinden de ayrı kalıyor
Yorgun SavaşcıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20264,306 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
#alıntı “Sarışın bir kurda benziyordu, Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı, Yürüdü uçurumun başına kadar, Eğildi, durdu. Bıraksalar, İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak, Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak, Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacakı.” Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye Destan Demişti Nazım… “Selanik’te halktan biri olarak doğdu, Adı, Mustafa’ydı, Mustafa Kemal oldu, Gazi Mareşal Mustafa Kemal oldu, 40 yaşında, 238 yıllık Türk çekilmesini durdurdu, 41 yaşında, işgalcilerin hayallerini yerle bir etti, Nazım’ın dediği gibi, ‘Kocatepe’ den Afyon Ovasina atladı...’” Diye devam etti Naim Babüroğlu… 620 yıllık Osmanlı Devleti’nin padişahın İngilizlere el avuç açarken… Sarışın Kurt ve onun silah arkadaşları ise fakirleştirilmiş her güzel şeyden mahrum bırakılmış Anadolu insanıyla emperyalizme karşı açtıkları savaş… İşgalcilerin artık Türk direnişinin kırıldığı düşündüğü nokta da 10 ay sürecek taarruz için planlar yapıldığından tabii ki haberleri yoktur. İngilizler İstanbul’da ellerini kollarını sallayarak gezerler. Vahdettin’in hiç rahatsız olmaz. Niye olacak ki? Yeter ki saltanatı devam etsin… Yunanlılar İzmir’i yazlık şehri ilan etmiş ordu mensupları ailelerine gasp ettikleri evlere yerleştirmekle meşguldür… Olsun zaten İzmir gavur ya!
Büyük Taarruz - Sarışın KurtNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 202439 okunma
Reklam
“Güzel Smyrna”
Puan vermedi·196 syf.··
2024 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2024 19:32
izmir'in smyrna'sı (paleolitik çağ'dan türk fethine kadar) ersin doğer iletişim yayınları • tarih boyunca önemli bir şehir olmuş izmir. ona bu hususiyeti armağan eden de, malum, körfezi. başlarda izmir'in ilk yerleşim yerinin 5000 sene önce kurulan bayraklı olduğu kabul ediliyordu, ancak yeşilova'daki (bornova) kazılar, şehrin ilk kurulduğu yerin burası olduğunu ve tarihinin de 8000 sene önceye gittiğini gösteriyor. anadolu'ya hakim olan hititler zamanında izmir'in bulunduğu bölgede hititler'e bağlı bir beylik ya da beylikler bulunuyor. hititler'in çökmesinden (m.ö. 1200'ler) sonra ortaya çıkan boşlukta yunanistan anakarasından gelen (m.ö. 800'ler) aiol halkı bayraklı izmir'ine yerleşiyorlar. onları, kolophon'dan (değirmendere, menderes) gelen, aslen yunanistan'dan gelme diğer bir kolonizatör halk ionlar yerlerinden ediyor ve izmir'e (symrna) bundan böyle, bölgeye de adını veren ionlar hakim oluyor (efes şehri ile izmir şehri arasında, ion topraklarının hakimiyeti için bir rekabet söz konusu. önce efes, sonra ise izmir bu rekabette öne geçiyor) (m.ö. 800 dolaylarında yaşayan meşhur kör ozan homeros'un da izmirli olduğu “sanılıyor”). persler anadolu'yu fethedince onların, atina hegemonya kurunca da bu sefer onların hakimiyetine giriyor. persler'den önce bir de lidya'ya tâbi olmaları var. bu dönemler boyunca izmir genel olarak otonomisini korumuş. denizcilik ve ticaret, şehrin simgesi. bayraklı'dan sonra şehrin bugünkü kadifekale'ye (pagos) taşınması, gelenekte büyük iskender'in gördüğü bir rüyaya bağlanıyor. uydurma bir hikaye ama, kadifekale'nin hellenistik çağ'da inşa edildiğini bildiriyor. seleukoslar'ın ve pergamon krallığı'nın da bir dönem ele geçirdiği şehirden bir temsilci, roma imparatorluğu'nu anadolu'ya davet etmek için gönderiliyor. çünkü pergamon,
İzmir'in Smyrna'sıErsin Doğer · İletişim Yayınları · 20116 okunma
Yunanlıların arasında bir Türk Askeri
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2024 02:54
Herkesin kesinlikle okuması gereken bir eser. Hele ki Her Türk askerinin okuması gereken bir kitap. Hiç bir istihbaratçı'nın yapamayacağını yapmış. Rumların, Yunanlıların çok sert işkencelerine maruz kalmış. En son Balkan harbinde Yunanlıların eline esir düşünce Askerlikten çıkmış. Atina'da esaret altında kalmış. Sevr antlaşmasın dan sonra İzmir'e dönmüş. İzmir'de işgal başladığında, Mustafa Kemal Atatürk'ün Yunanlıların arasına sızıp istihbarat alanında kullanma teklifine hemen "Evet" cevabını vermiş. İzmir'de Türk ocaklı olan Süleyman Ferit Eczabaşı'nı kullanarak Türk halkını Yunanlılara karşı direniş mücadelesini herkesten gizlice yönetmiş. Aynı zamanda Efeler gurubunu da başka bir kimlikle teşkilatlandırıp Yunanlılara karşı direniş mücadelesini sürdürmüştü. Yunanlıların arasına girince İzmirli Türk halkı ona "Gâvur Mümin" lakabını takmış. Kütahya, Eskişehir savunmasına kadar giden bu mücadelenin sonunda İzmir'in Yunanlılar tarafından işgalinin süresini uzatmıştı. Bir Türk askeri İzmir'in işgalini tek başına durdurtmuştu. Attila İlhan'ın büyük araştırmaları ile ortaya çıkardığı ve Yaşar Aksoy'un yazdığı bu eseri herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Gavur Mümin Yaşar Aksoy
Alıntı
Gavur MüminYaşar Aksoy · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202065 okunma
Türkiye'de Şeriatın Kısa Tarihi.
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 79. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2024 15:44
Din, kedinin pisliğini örttüğü toprak olmamalıdır. ☆ "Hakiki bir müslüman, samimi bir mümin hiç bir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Dinin şiddetle menettiği şey, fitne ve anarşidir. Çünkü anarşi hiçbir hak tanımaz. İnsanlık seciyelerini ve medeniyet eserlerini canavar hayvanlar seciyesine çevirir." Said-i Nursî' S.65 ☆ Bu kitabı okurken dinciliğin (samimi Dindarlarları tenzih ederim).sermayesiz sermaye olduğuna bir kez daha gözlemledim. Osmanlı imparatorluğunun şeyhül islamlarından biri olan , ebu suud fetvaları ile onbinlerce kardeş kanını akıtılarak katledildiği de tarihin tozlu sayfalarında durmaktadır. Bu kitapla birlikte Ahmet Kahraman nın, Bize Özgürlük Verdiler kitabında ki 1980 öncesinde ülkemizde ki siyasi olaylarda inanların Dini duygularını istismar ederek, Maraş'ta, Çorum'da vb bir çok ilimizde Zafer İslamın Koministlere ölüm sloganları ile barbarca katliamlar yaptıkları çoluk, çoçuk yaşlı kadın demeden katlettiklerini görmekteyiz. Yine Sevgili İsmail Saymaz 'ın, Şehvetiye Tarikatı ve Timur Soykan'nın, Badeci Şeyh'in Sır Odası kitaplarını okuyanlar bilirler ki, aklını kullanmayıp bir başkasına ram olup, teslim olanlar, sadece mal varlıklarını değil, bedenlerini, eşlerini, sevgililerini vs. Şehine Şıhına teslim ederek her türlü rezaletin daniskasinın din adına yaşandığını görülmektedir. Gelelim kitabın incelemesine; Ta 1453 ten beri Fatih Sultan Mehmet Han gibi bir kudretli padişahın bile bu gerici bağnaz zihniyete gücü yetmemiş Matbaanın Ülkeye sokulmasını engelleyebilmişlerdir. Kalkınma ve gelişme ekonomik olarak halkın aydınlanmasının önüne yüzyıllar boyu set çekmiştir, bağnaz düşünceye sahip olanlar. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte kimi tarikat ve cemaatler ülkeyi işgal eden güçlerle işbirligi yamış, ülkenin bağımsızlığı için mucadele edenlerin karşısında yer alarak sozde gavur
Araştırma - İnceleme& Din
Türkiye'de Şeriatın Kısa Tarihi 1Halil Nebiler · Toplumsal Dönüşüm Yayınları · 201013 okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2023 9. kitabı
Orhan Kemal Türk edebiyatında “kadın” karakterini ön planda tutmuş yazarlardan birisidir. Yine bir kadın karakteri başrolde tuttuğu Cemile kitabı 1930’lu yıllarda Adana’da geçmektedir. Romanımızı analiz etmeden önce kısa bir roman özeti geçmekte yarar vardır. Roman, Çukurova’da bir fabrika ve işçilerinin arasında geçen bazı olay örgülerini bizlere sunmaktadır. Fakir bir mahallenin fakir işçileri arasında geçen olay örgüleri okuyucuya mahallenin koşulları şu cümle ile çok iyi bahsedilmektedir; “Evler.. Yan yatmış, diz çökmüş, bağdaş kurmuş, kapaklanmış, yahut tam yuvarlanacakken tutunuvermiş, evler, işçi evleri.” Roman Boşnak bir kız olan Cemile ve aynı fabrikada Katip olan Necati’nin aşkını bizlere anlatmaktadır. Ancak sadece bu aşk bizlere sunulmamıştır. Orhan Kemal, Cemile’de ön plana çıkarttığı Boşnak kızı ve Katip Necati’nin aşkına ek olarak arka planda, geçimini emeğiyle sağlayan işçilerin karşı karşıya kaldıkları geçim zorluklarını anlatır. Çukurova’nın zenginlerinden olan bir başka karakter Çopur Halil’in arkadaşları aracılığıyla Cemile’ye evlenme teklif etmesi neticesinde olaylar başlar ve olay örgüler gelişir. Cemile’nin gönlü ise fabrikanın katibi Necati’dedir. Cemile, Çopur Halil’in evlilik teklifini reddederek kendisini istemediğini belirtir. Fakat, Çopur Halil işin peşini bırakmaz ve romanın bitimine kadar Cemile ile Necati’ye rahat vermemektedir. Romanda fabrikada bulunan mühendis İtalyan, kurduğu düzen ile fabrikanın gelişimi için katkıda bulunabilecek bir insandı. Fakat fabrika içerisindeki çıkarlar ile İtalyan’ın düzeni çekişmekteydi. İtalyan’ın fabrikadan kovulması için türlü entrikalar çeviren fabrika işçileri zaman zaman ustaların galeyana getirme durumlarına boyun eğmiş ve öfkeyle kalkmışlardır. İşçilerin aldığı maaş yeterli bulunmuyor ve bazı
1000Kitap
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,6bin okunma
Reklam
Reklam