Emre AKAY

Emre AKAY
@gazozagaci
Samimiyet kırmızı çizgim. Kitap okumayan, fikirlerle tartışmayı bilmeyen, çıkarları için yaşayan, kırdığını düzeltmeyen, yanlışlarını görmezden gelen ve kendini her zaman haklı zanneden sığ insanlardan uzak.
Puan vermedi·200 syf.··
2024 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2024 11:54
Yazar tıkanmasını konu alan kitap, akıcı ve özgün bir dille yazılmış. Zaman zaman bu konu nereye bağlanacak diye düşündürse de çoğunluğunda sizi güldüren, tebessüm ettiren ve ulan çok haklı diye içerletiyor. İçerisinde bol bol mizahı barındırıyor. İronilerde ekstra olarak kitapla birlikte geliyor. Bazı bölümler var ki "Kara Mizah" taçlanıyor adeta. Kitapta edebiyatın klişelerine ve yazarların popüler roman yazma isteklerine eleştiriler var. Bununla birlikte; toplumsal konulara fazlasıyla değinilmiş. Sosyal, ekonomik ve kültürel konulara da eleştiriler bir hayli fazla. Arkadaş yazarların bir arada olması, birer roman karakteri olarak kitaba dahil edilmesi ve hatta bu yazarların yazdıkları kitaplardaki karakterlerinde işlenmesi; dostluğun simgesi niteliğinde. "Romanlarda da bu konuları işlemek lazım beyler" dedi Alper.. Kaan Çaydamlı'nın dediği gibi: "Sanatsal Delilik."
Edebiyat
Ucuz RomancılarMurat Menteş · Alfa Yayınları · 20241,086 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·160 syf.··
2020 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2020 00:00
Çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberiyle, İstanbul’dan kalkıp Mezopotamya topraklarına giden gazeteci-yazar İbrahim, onun, önce sevdaya, sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştıran öyküsü. Huzursuzluktan çok, uzaklarda bir yerlerde görünmeyen, duyulmayan, bilinmeyenlere açılan bir pencere niteliğinde. Kitap genel itibariyle akıcı olsa da, sonlarına doğru bir an önce bitsin gözüyle yazılmış ve hikaye yarım bırakılmış. Bu özellikle kendimize devamı olur büyük ihtimalle sorusunu sordursa da, devamı olacağının bir garantisi bulunmuyor. Genel kültür anlamında birçok bilgiye de ev sahipliği yapıyor. Yezidi olarak bilinen bir toplumun asıl adının Ezidiler olduğundan tutun da, kutsal mekânlarının Laleş olduğuna kadar. Ayrıca, Ezidiler şeytana değil, Melek Tavus’a inanırlarmış. Ezidi, çoğunlukla Kürtçe konuşan etnik ve dini bir topluluğa verilen isimdir. Ezidilerin tarihi çok uzun bir geçmişe sahiptir ve Asurlara kadar uzanır. Ezidilik de, fasulye, marul, bakla, lahana ve balık, geyik, domuz ve horoz eti haramdır. Melek Tavus’un rengi olan mavi renkli elbise giymek de yasaktır. Bıyık kesmek günahtır. Yılan, akrep, boğa gibi hayvanlar kutsal sayılır. Şeytan, mel‘un, lânet gibi kelimeler Melek Tavus’u ima ettiği düşüncesiyle telaffuz edilmez. Beyaz, siyah, kırmızı, yeşil ve kahverengi gibi renkler kutsal kabul edildiğinden daha çok bu renklerde elbiseler giyilir. Genellikle köylerde yaşayan, gerekmedikçe şehirlerde yerleşmeyen Ezidiler, günümüzde İran’ın çeşitli yerlerinde, Ermenistan’da Tiflis ve Erivan ile Gürcistan’da Batum’un köylerinde, Irak’ta Sincar dağlarında, Türkiye’de Batman, Nusaybin, Siirt’in Beşiri ve Kurtalan ilçeleriyle Hakkâri’nin dağlık bölgelerinde yaşamaktadır. Ezidi inancına göre Tanrı özünde iyilikle dolu olduğu için
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
4/10
·224 syf.··
2020 7. kitabı
Birbirinden farklı üç öykü yer alıyor kitabın içerisinde. Akıcılık, sürükleyicilik ve olay örgüsü bakımından geniş yelpazede ele alınmış öyküler. Kitabın adına da yansıyan ilk öykü; Aşkımız Eski Bir Roman: Edebiyat takıntısı olan bir adamın sadece roman karakterlerine karşı cinsel isteğinin uyanması ve romanlardaki göz alıcı karakterleri kendi yatak odasının seks fantezisi haline getirerek, bu sahneleri canlandırma isteğinin sonucunda oluşan cinayeti konu alarak başlıyor kitap. Karakterler kitaba iyi derecede işlenmiş ve edebiyatın tozlu raflarında kalan kitaplara da ışık tutar düzeyde. İkinci öykü ise: Overlokçu Kız. Daha henüz kendini tanıyamadan, ne oldum kaygısı içine düşmeden, yoksul semtlerde yaşanan hayatlarla, toplumsal farkındalık yaratmaktan bir an olsun geri kalmayan bir öykü karşılıyor bizi. Töre cinayeti, uyuşturucu kullanımı, zengin eş peşinde koşan insanlar işlenmiş. Üçüncü öykü: Sergey Nikolayeviç Jerkovski’ye Ne Oldu? Uluslararası düzeyde kanser araştırmaları yürüten ve kansere çözüm bulduğu iddia edilen bir profesörün İstanbul’da bir seminer vermesi ve geçmişinde yaşadığı aşkı yeniden canlandırmasıyla başlıyor hikaye. Giriş ve gelişme kısımlarında bir çok detay yer alıp, Taksi, Türk-Suriyeli esnaf çatışması, küçük mafya düzeneği konu alınsa da; sonuca çok çabuk ulaşılması; bir okur olarak rahatsız ediciydi. Son olarak; Genel itibariyle, hemen her romanında toplumsal farkındalık yaratıp, okurunun ilgisini çeken Ahmet Ümit; bu romanında da okurunun ilgisini çekmeyi başardı. Birçok bileşeni aynı kaynak altında toplayıp, okuyucuya çeşitli yaşam hikayeleri sunup; her öyküde farklı deneyimleri yaşattı. Fakat ne yazık ki, polisiye okuru olarak sonuca bu kadar basit ve kısa yoldan ulaşması beni tatmin etmediği gibi, bir o kadar da hayal kırıklığına
Edebiyat
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma
7/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2020 20:00
Albert Camus'un 1946'da ABD'ye 1949'da Güney Amerika'ya yaptığı yolculuklar sırasında aldığı notların toparlanmış hali. Kitabın arka kapağında yer alan cümlelerin aksine; Camus ABD'ye yolculuğunda sıkılgan, insanlardan uzak, kendi içinde bir hayat sürerken; ikinci yolculuğu olan Güney Amerika ziyaretinde bir hayli neşeli, insanlarla iç içe, konuşkan, yazmaya devam eden bir nitelikte. Ayrıca; Camus, betimlemelerini öyle derin kelimelerle ifade ediyor ki; yazar olmasaymış, ressam olurmuş diyebiliyorsunuz. Camus'un bir sonraki eserlerine ve yazım şekline ışık tutan bu kitabı okumalısınız.
Edebiyat
Yolculuk GünlükleriAlbert Camus · Can Yayınları · 2009535 okunma
6/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2019 11:28
Vatanı için mücadele arzusu, görev duygusu ile birlikte savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalan bir adamın; özgürlük mücadelesi. Hangisi galip gelecekti, karısına duyduğu sevgi ve onunla yaşadığı özgür bir hayat mı ? Yoksa, vatanına duyduğu sevgi ve vicdanının sesi mi ? Beni bir kez daha düşünceye davet eden, acaba benim başıma gelseydi nasıl bir tepki verir, nasıl bir yol izlerdim diye kendimi sorgulamama sebep olan; başarılı bir Zweig hikayesi.
Edebiyat
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma