Laurel,liseye yeni başlamış olan başkarakterimiz. Öğretmeni sınıfa ödev olarak ölmüş birine mektup yazılmasını istiyor. Ödev olarak başlayan bu mektuplar sayesinde kimsenin bilmediği ablasının ölümü hakkındaki gerçekler ortaya çıkmış oluyor. Kitap aslında ölülere yazılmış mektup konseptinden çok ablasına olan özlemini ve ablasının ölümünden dolayı kendisini suçlayan bir kız hakkındaydı bence. Çünkü konusunu ilk okuduğumda çok dikkatimi çekmişti. Biraz doğaüstü bir şeyler bekledim sanırım. Ama olay tamamen Laurel'in başından geçen olayları, Kurt Cobain,Amy Winehouse vb. genç yaşta ölmüş efsanevi ünlülere mektup şeklinde yazmasıydı. Bir nevi günlük yazar gibi yazıyordu bunları. Kitabın en çok beğendiğim yanlarından biri; hakkında pek bir şey bilmediğim sanatçılar hakkında bir şeyler öğrenmem,onların müziklerini dinlemem ve filmlerimi araştırmam oldu. Bana bu konuda faydası olduğunu söyleyebilirim çünkü güzel şeyler keşfettim. Onun dışında yazarın Laurel'in yaşını tam olarak vermesi bence güzeldi. Yani tam olarak 14-15 yaşındaki bir kızın yapabilecek şeyleri yazmıştı. Yeni arkadaş arayışında olma,ortamlara kabul edebilmek için sigara tarzı alışkanlıklar edinme,yeni kıyafet alışverişleri ve tabi ki erkek arkadaş maceraları.Ama yinede Laurel'in sürekli ablası(May) ve erkek arkadaşı (Sky) arasındaki gelgitleri beni çoook sıktı.Ablasıyla mükemmel bir ilişkisi olduğu için onu çok özlüyor ve hatta onun gibi biri olmak istiyordu. Öte yandan erkek arkadaşı Sky'la yaşadıklarından dolayı bunalımları ve bu yüzden kitabın düz gidip sıradanlaşması. Ama arkadaş grubu kitaba güzel bir samimiyet katmıştı.Kitaptaki en sevdiğim detay bu güzel arkadaşlıkları oldu. Ben daha çok lise yıllarındaki gençlere hitap ettiğini düşünüyorum.