GBade

GBade
“Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez.”
3/10
·443 syf.·
2017 54. kitabı
Şimdi öncelikle bunun gerçek hayattan alınmış bir biyografi olduğunu belirteyim. Benim beğenmememdeki en büyük sebep bu çünkü ben kurgusal/bilimsel tarzda bir kitap bekliyordum ve doğal olarak bu beklentiyle okumaya başladım. Başlangıcı oldukça güzeldi ama asıl konudan ve asıl kahramandan bahsetmesi o kadar uzun sürdü ki o an anladım beğenmeyeceğimi. Kitabın yarısı bitmişti ama hala şu arka kapakta yazılan konuya bir türlü geçilemedi. Kitaptaki en büyük sorun baş karakter dışındaki karakterlerinde hayatlarının fazlasıyla irdelenmesiydi. Birden kitaba yeni bir kahraman geliyor ve onun da geçmişini ayrıntılı bir şekilde öğreniyoruz. Kitabın asıl amacı bir matematik dahisinin hayatını anlatmaktan çıkmış gibi geldi bana. Daha açık olması için şöyle söyleyeyim;Akıl Oyunları adlı film, ünlü matematikçi ve kriptograf olan John Nesh'in hayatını anlatıyordu. Bu kitapta da Rong Jinzhen adlı Çinli bir matematik dehasının hayatını anlatıyor. İkisinin tıpatıp aynı olmasada paralel olduğunu söyleyebilirim. Ama Jinzhen'in hayatına geçmeden önce onun soyağacındaki kişileride tanıtıyor. Ben açıkçası gereksiz buldum bu kısmı. Geçmişinden tabiki bahsedeceksin ama bu kadar ayrıntıya ne gerek vardı anlamadım. Bunun dışında kitapta Jinzhen'in üvey ablası ve onu keşfedip, kriptograf olmasını sağlayan kişinin röportajlarıda var. Bu kaynaklar doğrultusunda yazılmaya başlanmış ve bitmesi 11 yıl sürmüş. Bide kitapta takma isim olayı var. "Katil kafa","abaküs kafa","topal müdür" ,"ördek yavrusu" vb. lakaplar var. Bunlarda biraz garip geldi bana. Akıcılık yönünden fena değildi. Bir süre okutturuyor ama son kısımlara doğru artık o da bitiyor. Yani başka söyleyecek kötü ne kaldı bilmiyorum Biyografi sevenler için güzel bir alternatif olabilir ama benim gibi arka kapak yazısına kanıpta çok farklı bir
Edebiyat
Deşifre DehaMai Jia · Martı Yayınları · 20141,075 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanların geliştirdiği hiçbir sistem onun kitaplara ulaşmasını engelleyemezdi.
8/10
·447 syf.·
2017 53. kitabı
İlk kitabın sonunda Alina,Karanlıklar Efendisi'nin gerçek amacını öğrenip ve Karanlıklar Diyarı ve çevresinde katliama neden olduktan sonra kaçmıştı. Bu kitapta kaçtıktan sonra başlarına neler geldiğini öğreniyoruz. İlk olarak bazı sırların ortaya çıktığını ve yeni karakterlerin geldiğini söyleyebilirim. Hatta bir karakter var ki Karanlık Efendisinden daha çok sevdim diyebilirim;Nikolai.Nikolai'ı ne kadar çoook sevdiysem kardeşi Vasily'den bir o kadar nefret ettim. Alina ve Malyen için başlarda her şey ne kadar güzel olsa da kaçtıkları yerden Karanlıklar Efendisi tarafından bulunmaları sonucunda her şey sarpa sardı ve aralarına buz gibi soğukluk girdi. Zaten ben ilk kitaptan beri ikisini bir yakıştıramadım gitti! Bence Malyen onun hep en yakın arkadaşı olarak kalmalıydı. Çünkü hiçbir zaman Alina'nın asıl olduğu kişiyi benimseyemedi. Kitabın başındaki ve sonundaki yaşanan aksiyon dışında geri kalanı tamamen strateji ve savaş planları içeriyordu. Ve bu yüzden biraz sıkıldım. Ne zaman hem Karanlıkların hemde gönlümün efendisi () ortaya çıksa o zaman kitap canlandı. Her ne kadar Genya ve Baghra'ya olanlar yüzünden zalim olduğunu düşünsem de onsuz kitap bu kadar çekici olmazdı sanırım. İkinci kitapta Alina'nın gücünü kabullendiğini hatta daha fazlasını istediğini gördük. Bu da bir kez daha Malyen'le yollarını ayırması gerektiğinin bir işaretiydi. Pısırık bir kız olmaktan çıkıp bir komutana dönüştü hatta muridleri bile oldu.Zaten ondan sonrası hep savaş planları,silahlar,yeni aletler ve stratejiler üzerinde yoğunlaştı. Yine özgün ve büyülü yaratıklardan söz edildi. Hatta bunlardan birini bizzat Karanlıklar Efendisi yaratabiliyordu. Bir kez daha yazarın hayal gücüne hayran kaldım.
Edebiyat
Kuşatma ve FırtınaLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20145,4bin okunma
9/10
·224 syf.·
2017 50. kitabı
Adındanda anlaşılacağı üzere kitap Siyah Laleyle alakalı. Tabii öyle bir lale daha yok. 17.yüzyılda Hollanda da Harlem Çiçekcilik cemiyeti adlı bir cemiyet siyah laleyi bulana büyük ödül vereceğini duyurur ve her şey böyle başlar. Cornelius von Baerle adlı baş karakterimizin ise en büyük tutkusu lale yetiştirmek. Bahçesinde yetiştirdiği binlerce özel lalesi var. Tabiki bu yarışmayı duyduğu an kollarını sıvayıp siyah laleyi yetiştirmeye çalışıyor. Ödül büyük olduğundan talipliside çok oluyor doğal olarak ve Cornelius un yan komşusu Isaac de bu işe girişiyor. Isaac hayatımda okuduğum en ama en gıcık,itici karakterlerden biriydi. Şuan burada olsada ağzının ortasına bir tane çaksam dedim kitap boyunca :D Kendi komşusunu teleskop aracılığıyla gizlice neler yaptığını,laleyi nasıl yetiştirdiğini gözetlediği yetmiyormuş gibi birde Cornelius'un ömür boyu hapis yatmasına neden olacak bir iftira atıyor ortaya. Cornelius'un şansı yaver gidiyor ve gardiyanın güzel kızı Rosa karşısına çıkıyor ve bu ikili birlikte simsiyah bir lale yetiştiriyorlar. Benim nedense klasiklere hep bir ön yargım vardır; dilinin ağır olacağı yönünde. Ama bununki oldukça sade ve akıcıydı.Böyle çok aksiyon var mı diye sorarsanız,daha çok düz giden bir kitap olduğunu söyleyebilirim.Yüzde doksanı hapishanede Rosa ve Cornelius arasındaki dialoglardan ve Isaac'in hain planlarından bahsetsede hiç sıkıcı değildi. Her seferinde o kadar heyecan yaptım ki biri onların laleyi yetiştirdiği öğrenecek ya da Isaac onlara engel olacak,hatta kitap çok kötü bir şekilde bitecek diye. Böyle okurken bana üzüntü,korku,heyecan vs. bir şekilde duygu hissettiren,sayfaları merakla çevirmemi sağlayan kitaplara bayılıyorum. Tek anlamadığım kısım ilk 10 sayfada falan yaşanan siyasi olaylardı. Zaten siyasetten hiç anlamayan bir insanım
Edebiyat
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
9/10
·384 syf.·
2017 51. kitabı
Gölge ve Kemik tamamen hayali bir dünya üzerine kurulmuş ve daha açık olması için yazar yarattığı bu dünyanın haritasını eklemiş kitaba.İlk başta yaratılan dünyayı ve değişik türde özel güçleri olan varlıkları tam anlamasınızda,her ilerleyen bölümde yavaş yavaş oturuyor.Kitapta Ravka ve Karanlıklar Diyarı adlı iki ana mekandan bolca bahsediliyor,olaylar orda yaşanıyor. Grisha adlı özel güçleri olan insanlar var ve bunlarda güçlerine göre sınıflara ayrılmış. Bu Grishaların asıl amaçları Karanlıklar Diyarından geçerken Volcra adlı yaratıklara karşı savaşmak. Bu Volcraları öldürebilecek ve Karanlıklar Diyarını tamamen yok edebilecek tek bir Grisha var; o da dünyada sadece bir tane olan Güneşin Elçisi. Ama yıllardır aranılmasına rağmen daha ortaya çıkmamış.Baş karakterimiz Alina Starkov ise Güneşin Elçisi olduğundan habersiz orduda haritacılık görevini yapıyor. Oldukça asosyal,kimse tarafından beğenilmeyen ve sıska olarak tabir edilen bir kız. Sanırım tam da böylesine bir kızın özel biri çıkması beni şaşırtmadı.Yani neden gerçekten günün birinde Güneşin Elçisi olmak isteyen güçlü,güzel,herkes tarafından sevilen bir kız değilde neden böyle zayıf bir kız anlamış değilim. Tabii doğal olarak Alina gerçek kimliğini öğrenince ürküyor ve uzun bir süre gerçek benliğini kabullenemiyor. Ben bir çok kişinin aksine bu tavrını oldukça haklı buldum. Sıradan bir harita çizimcisiyken birden Ravkayı kurtarıp Karanlıklar Diyarını yok edecek bir kahraman ilan ediliyor. Yani sırtındaki yükün ağırlığı büyük. Birde Karanlıklar Efendisi var tabii. Ama bu adam sanılanın aksine Karanlıklar Dünyasını yönetmiyor tam tersi Ravkada insanlara yardım ediyor. Karanlıklar Diyarını yaratan ise büyük büyük dedesi. İşin ilginç yani dış özelliklerinden çok fazla bahsedilmesede insana kendine çeken ilginç bir
Sinema
Gölge ve KemikLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20137,5bin okunma