Şu hızla akıp giden zaman içinde , bunca yoğunluğun ve temponun arasında benim bir kitaptan en büyük beklentim bittikten sonra onu zaman kaybı olarak görmemiş olmam. Daha okunacak binlerce kitap varken , bana hiçbir şey katmamış , bomboş bir kurguyla vakit kaybetmiş olmak benim için korkunç bir durum..İşte efendim " Bin Muhteşem Güneş " öyle dolu öyle özel ki , bırakın zaman kaybı olmayı bir yerden sonra bitmemesi için kitaptaki karakterlerle birazcık daha vakit geçirebilmek için yavaş yavaş okumaya başlıyorsunuz. Son sayfayı çeviriyor , yazılmış bir şeyler daha arıyorsunuz..Bitireli iki gün oldu fakat etkisi tüm sıcaklığıyla hâlâ üzerimde ..Halen daha çevremde daha önce farklı isimlerle tanıdığım fakat şimdi Meryem , Leyla , Raşit ismini verdiğim insanlar.. Gördüğüm bazı kız çocuklarında Azize'nin siması..Yıllar geçse de bir gün bir sokak başında kırklı yaşlarında üstü başı dağınık elinde bir çocukla mendil satarken görünce bir kadını , hiç farkında olmadan Meryem diye seslenip yanına oturacağım .. Özellikle sonlarına doğru kafamı sayfalarının arasına gömüp hüngür hüngür ağladığım gerçekten içinde geçen Muhteşem kelimesinin karşılığı okunmaya değer bir kitaptı...Bu kitap sadece bir kurgu değil , aynı zamanda gerek yakın tarih gerekse de Afganistan'ın sosyo kültürel yapısı hakkında değerli bilgiler edindiğiniz , tarihe ilginizi biraz daha arttıracak harika bir eser
...
Bir savaş bir hakimiyet kavgası ..Savaşın içinde yitip giden hayatlar , kaybolan hayaller , yıkılan okullar , yakılan evler ...Ölen anne babalar , ortada kalıp her biri bir yerlere savrulan çocuklar...Bu bir kurgu değil , bu yıllardır dünyanın gözü önünde yaşanan iğrençliklerin tüm çıplaklığıyla suratımıza çarpılmasıdır . Leyla bu hikayenin sadece ufak bir parçası ..Leyla bir ağacın dalında kalan son