Vâveylâ

Vâveylâ
@gdk_fnd_
Bir Dem Gelir Şâdân Olur Bir Dem Gelir Giryân Olur instagram.com/____vaveyla__
Tarih Öğretmeni
Şark ve Garp
371 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Mutlaka Okumanızı Tavsiye Ediyorum
10/10
·328 syf.··
2022 4. kitabı
Bu kitabı bana öneren kişinin "kitapta Sırp -Bosna Savaşı'nın anlatıldığını" söylediğini hatırlıyorum. Peki gerçekten öyle miydi? Savaş, karşılıklı bir eylem değil miydi? Oysa ben bu kitapta tek taraflı bir zulümden, korkunç bir soykırımdan başka bir şey göremedim.. { " Evet, gerçeği itiraf etmek gerekirse bir savaş değildi. Kadınlar, hiçbir savaşta bu kadar mağdur edilmemişti. Bu bir soykırımdı ve bu soykırımla Müslüman Boşnakların soyları tecavüz ile dönüştürülmeye çalışılıyordu." (syf 249) } En acısı da bu kitapta anlatılanların gerçek yaşamdan alınmış olması. 20. Yüzyılın sonlarında Avrupa'nın göbeğinde Müslüman bir ülkede bunlar GERÇEKTEN yaşandı ve tüm dünya buna sessiz kaldı. Dünya susarken Bosnalı Müslümanlar çığlık atıyordu.. Kitap o kadar sarsıcıydı ki, bazı satırları okuduktan sonra devam etmeye gücüm yetmediği için kitabı kapatıp bir süre ağladıktan sonra okudum. Benim okurken bile kanımı donduran bu olaylar gerçekten yaşanırken nasıl oldu da hiç kimse dur diyemedi? Bu korkunç zulme , bu büyük acıya insanlık nasıl tepkisiz kalabildi? Aslında yazar kitabın sonunda belirtmiş " Avrupa, bu savaşta kör değil taraftı. Avrupa ülkeleri Hristiyan Sırpların yanında yer aldılar." Onlar Boşnaklar'a Müslüman Türk ' gözüyle bakıyorlardı. Türklerin gözünde ise Boşnaklar Müslümanlığı kabul etmiş Slavlardı. Taaa 1. Kosova'dan kalma bir intikam ateşi ve sırf Müslüman diye Boşnaklar'a kesilen bir faturayı okuyacaksınız bu kitapta . Bu savaşta erkekler öldürüldü, kadınlar Hristiyan Sırp çocuklara hamile bırakılana kadar tecavüze uğradı. Bu savaşta İNCİR KUŞLARI bile öldürüldü. 21. Yüzyılda ... Avrupa'nın gözü önünde... BM denilen kuruluş varken... Kitabın bu kadar akıcı ve yalın olmasını yazarın bu zulümden herkesi haberdar etmek gayesinde olduğunu anlıyorum. Bu yüzden
1000k
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2020 7. kitabı
·
Şiir... Benim için apayrı bir dünyaya açılan hayali kapı. Canım sıkıldıkça şiir dinler, şiir okurum..Hatta amatör nefesime, amatör sesime kurban ederim bazen ;) Bu şiir kitabını ikinci okuyuşum. Bu sefer çok daha severek, hissederek okuduğumu itiraf etmeliyim. Elbette ki beğenmeyenler ya da anlamayanlar olmuş, yadırgamıyorum. Şiir; her okuyanda ayrı bir keşiftir. Herkesin her anlatılanı anlamasını bekleyemeyiz. Çünkü şiirde, çıplaklık keşif macerasını söndürür. Benim de anlayamadığım birkaç şiiri dışında âdeta aşık olduğum bir kitap oldu. Ahmed Ârif; bir ince ruh, bir kor yürek... Artık en sevdiğim şairlerden biri o. Anlamadığınız şiirlerini YouTube'dan kendi sesiyle dinleyebilirsiniz;) bunu yapınca her bir kelimesi ilmek ilmek işleniyor gönül defterinize ve en derinlerde hissedebiliyorsunuz içindeki mânâyı. Aşka ve özleme dair yazdığı şiirleri beni kendine hayran bıraktı. O nasıl mısra, o nasıl edebî dil... Birkaç kelimenin sırtında, bir kitaplığa sığmayan yük ; . . Aymışam yarı gece Seni bulmuşam sonra Seni, kaburgamın altın parçası Seni, dişlerinde elma kokusu. Bir daha hangi ana doğurur bizi ...
Edebiyat
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201747,9bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
" Topla gül goncalarını toplayabiliyorken , zaman akıp gidiyor " diyor edebiyat öğretmeni öğrencilerine..Ve ekliyor "CARPE DİEM ".. Tabi anı yaşama olayı kişiden kişiye , insanların yaşam tarzına ve prensiplerine göre değişir . Geçmiş ve gelecek arasında sıkışıp kalmadan anın tadını çıkarabilmek meziyeti , herkesin başarabilecegi bir şey olmadığı gibi körü körüne doruk noktalar yaşamak da değildir buradaki kasıt. Ne diyor şarkıda "Herkes günaha dalmış sorsan adı hayatmış ." Yani yaşamak var düpedüz bir de " YAŞAMAK" var Adam gibi... Körü körüne sonunu düşünmeden yaşamak demişken , öğretmen Keating 'in öğrencisine dediği şeyi de ekleyeyim.. (http://1000kitap.com/gonderi/90807351 ) Bu kısmı kitabı okuyan ergin öğrenciler için söylüyorum tabi ;) kitabın büyüsüne kapılıp anı yaşamak hevesiyle olur olmaz aklına gelen her şeyi yapmalarından tedirginim galiba.. Her neyse ...Aslında her şeyin özeti 120. sayfada Todd'un şiiirinde gizli . Yarını düşlüyoruz ama yarın gelmek bilmiyor ..Yeni bir gün düşlüyoruz o yeni gün zaten gelmişken . Kavgadan kaçıyoruz durup dövüşmemiz gerekirken.VE HÂLÂ UYUYORUZ " İşte efendim "CARPE DİEM" felsefesi tam olarak bu mısralara dayandırılabilir kitapta . Bu gün dünün yarınıysa eğer ,dün yarın diye ertelediğimiz şeyleri yapmak için hâlâ neyi bekliyoruz , imkanımız varken yaşamaya..Kaçıp kurtulmaya çalıştığımız şeylerin , yarın tekrar daha büyük gürültüyle kapımızı çalacağını bildiğimiz halde o kapıyı neden bu gün açıp savaşmıyoruz değil mi ? Neyse Anı yaşamaya dair yazılacaklar bitmez de biz öğretmene geçelim , bir eğitimci olarak karaktere tam manasıyla aşık oldum..Mezun olduğu okulda görev yapıp , düzenini ve disiplinini herkesten iyi bildiği okulda baskıcı ailelerden destek almış despot yöneticilerin elindeki o katı sistem karşısında
Edebiyat
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma
Spoiler içerir
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Şu hızla akıp giden zaman içinde , bunca yoğunluğun ve temponun arasında benim bir kitaptan en büyük beklentim bittikten sonra onu zaman kaybı olarak görmemiş olmam. Daha okunacak binlerce kitap varken , bana hiçbir şey katmamış , bomboş bir kurguyla vakit kaybetmiş olmak benim için korkunç bir durum..İşte efendim " Bin Muhteşem Güneş " öyle dolu öyle özel ki , bırakın zaman kaybı olmayı bir yerden sonra bitmemesi için kitaptaki karakterlerle birazcık daha vakit geçirebilmek için yavaş yavaş okumaya başlıyorsunuz. Son sayfayı çeviriyor , yazılmış bir şeyler daha arıyorsunuz..Bitireli iki gün oldu fakat etkisi tüm sıcaklığıyla hâlâ üzerimde ..Halen daha çevremde daha önce farklı isimlerle tanıdığım fakat şimdi Meryem , Leyla , Raşit ismini verdiğim insanlar.. Gördüğüm bazı kız çocuklarında Azize'nin siması..Yıllar geçse de bir gün bir sokak başında kırklı yaşlarında üstü başı dağınık elinde bir çocukla mendil satarken görünce bir kadını , hiç farkında olmadan Meryem diye seslenip yanına oturacağım .. Özellikle sonlarına doğru kafamı sayfalarının arasına gömüp hüngür hüngür ağladığım gerçekten içinde geçen Muhteşem kelimesinin karşılığı okunmaya değer bir kitaptı...Bu kitap sadece bir kurgu değil , aynı zamanda gerek yakın tarih gerekse de Afganistan'ın sosyo kültürel yapısı hakkında değerli bilgiler edindiğiniz , tarihe ilginizi biraz daha arttıracak harika bir eser ... Bir savaş bir hakimiyet kavgası ..Savaşın içinde yitip giden hayatlar , kaybolan hayaller , yıkılan okullar , yakılan evler ...Ölen anne babalar , ortada kalıp her biri bir yerlere savrulan çocuklar...Bu bir kurgu değil , bu yıllardır dünyanın gözü önünde yaşanan iğrençliklerin tüm çıplaklığıyla suratımıza çarpılmasıdır . Leyla bu hikayenin sadece ufak bir parçası ..Leyla bir ağacın dalında kalan son
Edebiyat
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 2022119,3bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2018 8. kitabı
Bir keresinde bi yerde okumuştum ya da birisinden duymuştum tam olarak hatırlamıyorum. Evinizde dolaşıp sizi rahatsız eden bir fare , sizin karşınızda bir kaç tur attıktan sonra , sizden her hangi bir tepki almayınca kahrından ölüyormuş. Garip değil mi? Neyin kahrı bu Allah aşkına ? Halbuki en ufak bi tepki verince kaçacak delik arayan o değil mi?. E peki neden karşımızda rahatça top sektirmesine müsade edince kahrından ölsün ki bu hayvan ? Çok garip ...İşte efendim ben bu kitabi okurken nedense hep o fareyi tasavvur ettim kafamda . Yıllar önce bu tuhaf hikâyesini dinleyip unuttuğum fareyi.. İşte o gün, toy benliğimde algılayamadığım hakikat buydu demek. Neyin kahrıymış biliyor musunuz? FARKEDİLMEYİŞİN , YOK SAYILMANIN, BİR KÖŞEDE UNUTULMANIN, UMURSANMAYIŞIN, OLMAYIŞIN , OLUNAMAYIŞIN...İste fareyi bile kahrından öldüren bir duygunun en acı , ve " tamamen bir hayal ürünüdür" ibaresine aldırtmadan en gercekçi bir sekilde yansıtan güzel bir kitap. Belki her okuyanı , ruhunun yeraltından çekip silkeleyen , her eline alanın kendisinden muhakkak bir parça pay aldığı küçük ebatlı büyük kitap... Hep bir arayış bir çaba var değil mi? Ulaşılamayan ama uğrunda ölünmüş bir hedef, bitemeyen bir mücadele, evet toplumun önüne geçip " bende varım" diye haykırabilme mücadelesi...Aslinda itiraf edelim beyler;) tabi bi de hanımlar :) karakterimiz pek sevmiyor hanimlari her hal ama olsun her neyse ne diyorduk itiraf edelim o pısırık işe yaramaz hayali karakterin cesaretine hayran kaldık degil mi ara ara . Kendini zorla davet ettirmek nedir yahu yer yarilsin içine gireyim sonra ordan notlar göndereyim :( :( İşte farkedilme, benligini ispat etme mücadelesinin gözü kara cesareti..Herkes bir parça Oğuz Atay görmüştür değil mi? Bir tutunamayışın serzenişi sanki .
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025159,3bin okunma
Reklam