BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
8/10
·440 syf.··
2026 11. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:17
Yazarımızın bu kitabından bazı şeyleri, bazı konuları fazla uzattığını düşünmekle beraber yine de kitabı sevdim. Kitabın geçtiği sokakları ertesi gün dolaşırken karakterlerin hissettiklerini veya köşe başından çıkma ihtimallerini düşündüm. Moda ve Moda’da geçen kitapların yeri her zaman bende farklı olacak gibi hissediyorum.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Feride Çiçekoğlu - Uçurtmayı Vurmasınlar
Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
Eser, tam olarak Dostoyevski'nin Beyaz Geceleri gibi Barış isimli bir çocuğun İnci isimli kendi gibi cezaevinde büyümüş bir arkadaşına yazdığı tek taraflı mektuplar şeklinde kurgulanmıştır. Tek seferde biten okuması kolay bir eserdi. Barış başta mektuplarını arkadaşına bir türlü ulaştıramamakta, cevap alamamaktadır ancak sonradan tek tük karşılık almaya başlar ancak hapishane yönetimi mektupları okumakta ve düzgün yazılsın diye insanları uyarmaktadır. Bu insanlar genellikle düşünce suçlularıdır ve solculardır. Bazı suçlulardan bahsederken "Onun suçu halkını sevmekmiş, bu yüzden cezaevine atmışlar, ben halkımı sevmeyeceğim.", "Onun suçu kitap okumakmış, ben kitap okumayacım." diyerek eser içerisinde mesajlar verir. Mektupları sansüre uğramasın diye yetişkin bir mahkuma ironik bir şekilde hükümet ağzıyla şifreli mektuplar da yazdığı olur. Zaten Barış'ın mektupları neredeyse tamamen cevapsız kalmaktadır çünkü çocuk aklıyla tabiri caizse "zülfiyare dokunmaktadır". Tvde Af çıkacak haberi görürler ve bir şenlik havası hakim olur ancak palavra çıkar ve insanların bütün tadı kaçar. İnsanlar ekip başı denen koğuş ağasını oylarıyla kendi seçmektedir ancak cezaevi müdürü emrivaki şekilde Sümbül diye bir kadını seçer. Eski sorumlu Zeynep hakkaniyetli bir kadındır ancak Sümbül hoyrat ve adaletsiz biridir. Mahkumlar onu döverler ancak karşılığında kendileri de idareden sağlam bir dayak yerler. Olaydan sonra Sümbül gemi daha da azıya alır. Esere adını veren olaylardan birinde annesi hastaneye gittiği için hayatında ikinci defa dışarı çıkan Barış bir uçurtma görür ve başında bekleyen askerlere "Uçurtma hapishanenin göğünden kaçmış ancak onu vurmayın." der. Hapishane üzerinde yine bir uçurtma uçurulur, kadın mahkumlar bunu izler ancak yönetim buna bile izin vermez. Gülünç bir
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Puan vermedi
Merhaba sevgili kitap dostlarım bugün sizlere @kaktusyayinevi ndan çıkan @semakarakurtw kaleminden #soncadi ile geldim Geçmişin derinliklerine inmeye hazır mısınız ? Geceleri gökteki görenden geldi o defalarca doğacak olandı kadimi uyandıracak son cadıydı Akça annesinin ölümünden sonra teyzesi sayesinde toparlanmaya çalışır akça ilginç rüyalar görür bu rüyalar oldukça gerçekçi sanki başka bir boyuta geçiş yapıyor gibi Akça bir gün arkadaşı ile Füsun denen falcı bir kadına gider falcı Füsun Akçay'a öyle şeyler soylemistir ki akça gerçeği bulmadan rahat edemeyecektir Akça gerçekte kimdi ? Akça bu sırada üniversitede atlasla tanışır ve aşık olur ama bilmiyor ki Atlasin ondan sakladığı gizli bir sırrı var Dünyaya beş kızkardeş beş cadı gönderilmişti bunların üçü ışığa bağlıydi hekateye İkisi ise karanlıklar cadısı lilithe bagliydi Karanlıklar cadisini uyandırmak için cadıların Akçay'a ihtiyacı vardı o dogmamasi gereken doguncada defalarca doğacak olan son cadiydi Kehanet gerçekleşmiş ve son cadi doğmuştur seçilmiş cadıdır geçmişini hatırlayıp görevini yerine getirip karanlıklar cadısı uyanmadan mavi mağarayı mühürleyecektir Sizce akça mavi magarayi mühürleyebikecek mi Atlasin akcadan sakladığı sır nedir Fantastik kurgular kadim kehanetler cadılar mitoloji kitapları okumaktan hoslaniyorsaniz bu kitap tam size göre Antik inanislardan esinlenerek kurgulanmış bu muhteşem #cadıüçlemesi son cadıyı okumak istemezmisiniz Gelin yorumlarda buluşalım @kaktusyayinevi @semakarakurtw
Son CadıSema Karakurt · Kaktüs Sanat Yayınları · 202513 okunma
9/10
·264 syf.··
2026 120. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:25
Gece Savaşları, Carlo Ginzburg'un uzun ve titiz araştırmalarının ürünü olan, son derece kapsamlı bir çalışma. Kitapta 16. ve 17. yüzyıl İtalya'sında yaşayan ve kendilerine Benandanti adı verilen insanların hikâyeleri anlatılıyor. Benandantiler, geceleri ruhlarının bedenlerinden ayrılarak kötücül güçlerle savaştıklarına ve böylece toplumun bereketini koruduklarına inanıyorlar. Ancak zamanla bu inançlar, dönemin dinî otoriteleri tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor ve sorgulanıyor. Kitap yalnızca Benandantileri anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda dönemin insanlarının dünyayı nasıl gördüğünü, nelere inandığını ve yaşadıkları olayları nasıl anlamlandırdığını da gösteriyor. Bu yönüyle okuru sıradan insanların düşünce dünyasına yaklaştırıyor. Eserin en dikkat çekici yanlarından biri ise içerdiği bilgi yoğunluğu. Kitap boyunca çok sayıda tarihî isim, kavram ve olayla karşılaşıyorum. Buna rağmen çeviri o kadar başarılı ki metinde neredeyse hiç anlam kaybı hissetmiyorum. Ayrıca kitapta yer alan dipnotlar ve açıklamalar, yabancı terimleri ve kavramları anlamayı oldukça kolaylaştırıyor. Bu sayede okuma süreci zorlaşmak yerine daha da zenginleşiyor. Gece Savaşları'nı okurken yalnızca bir tarih kitabı okumuyorum; aynı zamanda dönemin insanlarının inançlarını, korkularını ve düşünce biçimlerini de keşfediyorum. Kapsamı, araştırma derinliği ve başarılı çevirisiyle bende küçük bir ansiklopedi okuyormuşum hissi uyandıran, oldukça değerli bir eser.
Gece SavaşlarıCarlo Ginzburg · Pinhan Yayıncılık · 2022191 okunma
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:01
Annemin Uyurgezer Geceleri, aile ilişkilerine, geçmişin izlerine ve insanın iç dünyasına dokunan etkileyici bir kitaptı. Ayfer Tunç, sade ama güçlü anlatımıyla karakterlerin duygularını ve yaşadıkları kırgınlıkları okuyucuya samimi bir şekilde hissettiriyor. Kitabı okurken bazen hüzünlendim, bazen de insanın en yakınlarıyla olan bağlarını ve onları ne kadar tanıyabildiğini düşündüm. Akıcı dili sayesinde kolayca okunuyor; ancak bitirdiğinizde zihninizde uzun süre yer etmeye devam ediyor. Özellikle insan psikolojisini, aile dinamiklerini ve duygu yüklü hikâyeleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Bence insanı hem düşündüren hem de kalbine dokunan, okunmaya değer eserlerden biri.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma