Yalnızca Bir Salgın Hikayesi Değil
Puan vermedi
Orhan Pamuk’un Veba Geceleri adlı eseri, bana bir yazar olarak yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir vicdan muhasebesi gibi görünüyor. Pamuk’un kaleminde tarihsel olayların kurguyla birleşmesi, bana adaletin ve hakikatin nasıl bir edebi zeminde yeniden üretilebileceğini düşündürüyor. Kitabın künyesi, Osmanlı’nın son dönemlerinde kurgusal bir ada olan Minger’de veba salgınıyla birlikte yaşanan toplumsal ve siyasal dönüşümleri anlatıyor. Bu bağlamda eser, yalnızca bir salgın romanı değil; aynı zamanda devlet, otorite, halk ve birey arasındaki ilişkilerin derin bir çözümlemesi. İşte bu noktada, benim için en çarpıcı olan Pamuk’un şu satırlarıdır: “Veba yalnızca insanları öldürmüyor, devletleri de çökertiyor.” Bu cümle, adaletin ve yönetim anlayışının kriz anlarında nasıl sınandığını gösteriyor ve benim için Hz. Ali’nin adalet anlayışını hatırlatan bir uyarı niteliği taşıyor. Pamuk’un olay örgüsü, salgının yayılışıyla birlikte halkın korkularını, yöneticilerin çaresizliğini ve bürokratik düzenin çöküşünü gözler önüne seriyor. Ancak bu anlatı, kuru bir tarihsel aktarım değil; sosyolojiyi, dili ve kültürel mirası bir bütün halinde ele alan bir bakış açısına sahip. Bu yönüyle bana kendi yazın disiplinimi hatırlatıyor: olayları yalnızca kronolojik bir sırayla değil, toplumsal bağlamlarıyla birlikte değerlendirmek. Pamuk’un romanında halkın eğitime, liyakate ve kültüre olan ihtiyaçlarının altını çizmesi, benim yıllardır savunduğum entelektüel standartların önemini bir kez daha doğruluyor. Çünkü salgın yalnızca bir hastalık değil, aynı zamanda cehaletin ve liyakatsizliğin de bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Eserin güçlü yönlerinden biri, Pamuk’un aristokratik bir mesafeyle değil, halkın içinden bir gözlemci gibi yazmasıdır. Bu tavır, benim Safranbolu’da halkla iç
1000Kitap
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
10/10
·128 syf.··
2026 48. kitabı
Sheridan Le Fanu’nun Carmilla adlı eseri, okuduğum en rahatsız edici ve aynı zamanda en büyüleyici gotik romanlardan biriydi. Kitap boyunca üzerimde sürekli bir huzursuzluk hissi vardı. Özellikle Carmilla karakterinin gizemli tavırları ve Laura ile arasındaki tuhaf yakınlık, sayfalar ilerledikçe gerilimi giderek artırdı. Romanın en etkileyici yanı, korkuyu doğrudan göstermeden hissettirebilmesi. Le Fanu, karanlık şatolar, yalnızlık ve belirsizlik atmosferiyle okuyucunun zihninde sürekli bir tehdit duygusu yaratıyor. Birçok sahnede gerçekten tüylerim diken diken oldu. Özellikle Laura’nın geceleri yaşadığı açıklanamaz olaylar ve Carmilla’nın ortaya çıkışıyla birlikte gelişen durumlar oldukça ürkütücüydü. Carmilla sadece bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda arzu, kimlik ve bağımlılık gibi temaları da işleyen katmanlı bir eser. Bu yönüyle döneminin çok ötesinde olduğunu düşünüyorum. Vampir figürü burada yalnızca bir canavar olarak değil, aynı zamanda çekici ve tehlikeli bir yabancı olarak karşımıza çıkıyor. Bu da hikâyeyi sıradan bir korku anlatısından ayırıyor.
CarmillaSheridan Le Fanu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·144 syf.··
2026 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Gulyabani – Hüseyin Rahmi Gürpınar | 4/5 Gulyabani, genç bir kadın olan Muhsine’nin, hizmetçi olarak çalışmak üzere gittiği eski bir konakta yaşadıklarını anlatıyor. Konağın geceleri duyulan tuhaf sesler, görüldüğü söylenen yaratıklar ve bitmek bilmeyen korku hikâyeleri yüzünden herkes konağın perili olduğuna inanıyor. Muhsine de zamanla bu olayların ortasında kalıyor ve konakta gerçekten doğaüstü şeyler olup olmadığını anlamaya çalışıyor. Hikâye ilerledikçe korkutucu gibi görünen olayların ardındaki gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Hüseyin Rahmi, bu romanında batıl inançları, hurafeleri ve insanların korkularının nasıl yönlendirilebildiğini mizahi bir dille eleştiriyor.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Beyaz Geceler ve Yufka Yürekli kitabı hakkındaki düşüncelerim…
8/10
·208 syf.··
2026 8. kitabı
Bu kitabı okuduğumda ana karakterde kendimi gördüm. Onun hayalperestliğini, yaşadığı aşkı ve sevgiyi kendi içinde büyütmesini, bununla ilgili hayaller kurup içinden belli bir umut beslemesini hissettim. Belki hayal kurarken dışarıdan bakınca aptalca, saçma ve anlamsız görünebilecek ama insanı yine de bir şekilde mutlu eden bir yanı vardı bu durumun. Fakat bir yandan da o hayalin gerçekleşmemesinden doğabilecek acı ve üzüntü de çok derindi. Geceleri kurulan hayaller, zihinde sürekli canlandırılan o sahneler, sonrasında gerçeğin yüzüne çarpmasıyla oluşan acı gerçekten çok sarsıcı. Ana karakterimiz günün sonunda yine yalnızlığıyla baş başa kaldığını hissediyor çünkü aşık olduğu kadın başkasına gitmişti. Kim bilir neler yaşadı, neler hissetti… Belki onun adına mutlu olmuştu ya da en azından mutlu olduğunu düşünmek istemişti. Ama günün sonunda yine kendi hayallerine dönüyor, gerçek hayatla yüzleşip acı ve düşünceler içinde gecelerini geçiriyordu. Yine bu kitapla birlikte Dostoyevski’nin Yufka Yürekli adlı eserinde de benzer bir düşünce yapısı dikkatimi çekti. Vasya dediğimiz karakterin ne kadar alçakgönüllü, kibar ve naif biri olduğunu görüyoruz. Adı üstünde “yufka yürekli” oluşu, onu sürekli başkalarının yanında mahcup hissettiren bir özelliğe dönüşüyor. Kendisine verilen küçük bir görevi bile aşırı büyütüyor, kendine gereğinden fazla sorumluluk yüklüyor. Oysa ona görev veren kişi bile bu işi o kadar da önemli görmüyor. Yazıların zamanında teslim edilmemesi gibi durumlar belki işveren için büyük bir sorun bile değilken, Vasya bunu sanki büyük bir başarısızlıkmış gibi içselleştiriyor. Ona güvenin sarsılacağını düşünüp derin bir rahatsızlık yaşıyor. Aynı şekilde sevdiği kadına karşı da benzer bir düşünce içinde. Kadın onu seviyor ve onunla evlenmek istiyor ama Vasya, fakir
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,1bin okunma
8/10
·64 syf.··
2026 18. kitabı
Farklı gercekten farklı bir kitap. Ne yorum yapsam bilemiyorum. Ilk basta anlatilanlara odaklanmakta zorlandim cunku anlatirken gecisler cok sert ve hizliydi. Bir anda birsey okurken birden farkli birsey okuyorsunuz. Ama bir yandan da kendini okuttuyor. Sadece cok uzuldum yazarin yasadiklarina.
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
6/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Sessizliği bir olay örgüsüne dönüştürmek... Tip Marugg’un Sabahın Kükreyişi, ince hacmine rağmen oldukça yoğun bir roman. Romanın merkezinde, gündüzleri uyuyup geceleri verandasında oturarak varoluşunu sorgulayan yalnız bir adam yer alıyor. Bilinç akışı tekniği kullanılan romanda, anlatıcının zihni sürekli geçmişe, çocukluk anılarına ve doğaya kayıyor. Ancak yazar, yalnızca bireysel bir bunalım değil; Karayip adalarının sömürgecilik geçmişine ve siyah - beyaz nüfus arasındaki eşitsizliklere de değiniyor. Beni en çok etkileyen bölüm ise dağ yamacındaki kuşların hikâyesiydi. “Kuşlar da ölür sabahın maviliğinde.” Biz ölümü genellikle geceyle ve karanlıkla ilişkilendiririz. Oysa burada, gökyüzü en parlak maviliğine bürünmüşken kuşların kendilerini boşluğa bırakması insanı derinden sarsıyor. Hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğüm, keşfedilmeyi fazlasıyla hak eden bir modern klasik...
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202527 okunma