_İnsan kendi karakterine bakarak Tanrı'yı yaratmıştır. Üstün gördüğü özellikleri Tanrı'da görmek hoşuna gider. İğrenç özelliklerini de Şeytan'a yüklemiştir.
_Bir tanrıbilimcinin, dincinin doğru diye duyduğu, yanlış olmak zorundadır: bu bir doğruluk ölçütü neredeyse. Savaş açtığım bu tanrıbilimci içgüdüsüdür: her yerde buldum onun izlerini. Damarlarında tanrıbilimci kanı akanlar, bütün şeylere daha başından eğri, dürüst olmayan bir tavırla yaklaşırlar. Bu yaklaşım sonucu oluşan tutku, kendine inanç adını takar: sahtelik görünümünden acı çekmemek için, gözünü sımsıkı, hepten yummak. Her şeye yönelik bu çarpık optikten, bir ahlak, bir erdem, bir kutsallık çıkarırlar, yanlış görme, iyi vicdan haline getirilir. Bu içgüdü, yeryüzünde, bulunan en yaygın sahtelik biçimi, sahteliğin sahici yeraltı biçimidir.
_Metafizikçiler, din adamları, tanrının etrafında örümcek gibi dolanıp ağ örerler. Sonunda o da, onların dolanmalarından hipnotize olarak, kendisi de dolanmaya başlar, «ideal» olur, «saf tin» olur, «mutlak» olur, «kendi başına şey» olur.
_Hiperborlularız biz. Ne karadan ne de denizden bulabilirsin Hiperborlulara giden yolu. Kuzeyin ötesinde, buzun, ölümün ötesinde. Çağdaş erdemler ile güney yelleri arasında yaşamaktansa, buzlar içinde yaşamak yeğdir!. Burada hekim olmak, burada acımasız olmak, burada neşter kullanmak bize aittir bu; bu bizim insan sevgimizdir, bu yüzden filozoflarız biz, biz Hiperborlular!
_Yeni bir müzik için yeni kulaklar. En uzaklar için yeni gözler. Yasaklanmış olana yüreklilik; Şimdiye dek sağır kalınmış doğrular için yeni
bir vicdan. Kendi kendine saygı; kendi kendine sevgi; kendi kendisi karşısında koşulsuz bir özgürlük. Aldırmaz olmuş olması gerekir,
hiç sormaması gerekir doğruluk yararlı mıdır diye. İşte! Bunlardır benim okurlarım.
_Kuzey