Bana Kazablanka Havaalanı'nda ya da Tanca'dan denize açılan bir gemide tesadüfen rastlasanız, benim kendine güvenen biri olduğumu düşünürdünüz ama öyle değilim. Hâlâ bu yaşımda bile, sınırları geçerken korku duyarım çünkü yabancıları anlayamamaktan ürkerim. "Seyahat etmek, bir şeyler öğrenmenin ve güç kazanmanın en iyi yoludur," derdi okuma yazması olmayan ve kadınların açmaması gereken kilitli kapıların ardında geleneksel bir ev olan bir haremde yaşayan anneannem Yasemin. “Bütün dikkatini yeni tanıştığın insanlar üzerinde toplamalı ve onları anlamaya çalışmalısın. Bir yabancıyı ne kadar iyi anlar ve kendini ne kadar iyi tanırsan, o kadar güçlü olursun."
Alıntı
Sağlık dediğin Türkiye gibi bir şey, doğuya giden ge­mide batıya doğru koşmak.
Sayfa 162 - April Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
L'Étoile'e gittiğimde Baré, iki gözü iki çeşme, kız olduğunu bana itiraf etti; Rochefort'da, tam gemi hareket etmek üzereyken efendisinin karşısına erkek kılığında çıkarak onu aldattığını, daha önce de Paris'te bir Cenevrelinin evinde uşak olarak çalıştığını; Burgonya'da doğmuş ve yetim olduğunu, kaybedilen bir dava sonucunda sefalete düştüğünü ve cinsiyetini saklama yolunu seçtiğini; ayrıca gemiye binerken bunun bir dünya turu olacağını bildiğini, dolayısıyla bu yolculuğun onun merakını uyandırdığını anlattı. Kendisi bir ilk olacak, ve hakkını vermem gerekir ki, gemide her zaman en uygun biçimde davrandı. Ne güzel ne de çirkin sayılır; yaşı da yirmi altı, yirmi yediden daha fazla değil.
Bir süreden beri her iki gemide bir söylenti dolaşıyordu; bu söylentiye göre Bay de Commerçon'un, Baré adındaki uşağı bir kadındı.Yapısı, sesinin tınısı, sakalsız çenesi, kim olursa olsun kimsenin önünde çamaşır değiştirmemek ve zorunlu ihtiyaçlarını gidermemek için gösterdiği ileri derecede özen ve daha birçok başka işaret bir şüphe uyandırmıştı ve bunu destekliyordu. Ama o yorulmak bilmez Baré'nin, ustasını Magellan Boğazı'nın buzullu dağlarında, karlar arasında bitki derleme gezilerinde adım adım izlerken gördüğümüz ve bu zorlu yürüyüşlerde kumanyaları, silahları ve bitki defterini cesaretle ve yorulmadan taşıdığı için, doğabilim uzmanının kendisine yük hayvanı adını verdiği, şimdiden pek tecrübeli bu botanikçinin bir kadın olması mümkün müydü?
Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenasını düşünüp hüzne düşme. Yalnız dünyevî ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Belki o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyum'a aittir. Masarif ve levazımatını o tedarik eder. Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve ona aittir. Sen, o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak. O hayat sefinesi, ne kadar kıymettar olduğunu ve ne kadar güzel faydalar verdiğini ve o sefine sahibi zatın ne kadar Kerîm ve Rahîm olduğunu düşün, mesrur ol ve şükret ve anla ki vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefinenin verdiği bütün netaic; bir cihetle senin defter-i a'maline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi temin eder, seni ebedî ihya eder.
Sayfa 279 - Türkiye Diyanet Vakfı·Kitabı okuyor
Hissettiklerini ifade edemiyordu; kendisini karanlık bir gecede, yabancı bir gemide, alışık olmadığı alet edevatı el yordamıyla arayan bir gemiciye benzetti.
Sayfa 19·Kitabı okudu