Genelkurmay Başkanı Cemal Tural, bütün silahlı kuvvetlerde “Komünizme Karşı Mücadele Metodları” adlı kitabın okunması gerektiğini bildiren bir genelge yayımladıktan sonra, 21 Kasım 1966’da bir emirname yayımlamıştır. Emirnamede, devrim yapmak isteyen komünistlerle mücadele edilmesi emrediliyordu. Tural’a göre çok partili hayatla birlikte, anayasanın hürriyetçi niteliğinden de yararlanan komünist faaliyetleri, sosyalizm perdesi altında artmıştı; aynı zamanda “Türk erkek neslinin Rusya steplerine” sürülme ihtimali de vardı. Başbakan Demirel ve Adalet Partisi Meclis Grubu da emirnameyi benimsediklerini duyurdular. CHP ve İnönü ise, örtük olarak Tural’ın yanında yer aldılar. İçişleri Bakanı Faruk Sükan, TİP’in Moskova’dan emir aldığını söylüyor ve bazı “belge”ler gösteriyor, Aybar ise Meclis kürsüsünde bu iddiaya cevap veriyordu: “Sayın milletvekilleri, oturduğu koltuğun sorumluluğunu idrakten aciz bir kişi, bizler için ‘Moskova’dan emir alırlar’ demiştir. Bu sözleri sahibinin yüzüne bir tokat gibi çarparım.” Bunlara Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın anayasanın sosyalizme kapalı olduğunu söylemesi eklendi. Çetin Altan, Meclis kürsüsünden yoğun provokasyonlar üzerine, “En büyük şair idi Nâzım Hikmet” diyor, ve bunun üzerine kalabalık bir AP’li milletvekili grubu TİP’lilere saldırıyor. Çetin Altan ve Yunus Koçak hayallarını zor kurtarıyorlardı. TİP’e karşı yeni bir oyun oynandığı açıktı. Türk “demokrasisi”nin 1945’ten beri yerinde sayması açısından bu olaylar eskiydi ama, yeni olan, artık saldırıların en az milletvekili düzeyinde olmasıydı.
Alıntı
Başlarını, hepsi aynı şekle uyarak sadece yüzlerini açık bırakacak surette kapatan ve arkalarına etekleri yerlere ka­dar uzanmış uzun palto veya pardösü giyen bazı gençlerin, üniversitelere böylece girmek ve çalışmalara devam etmek istemeleri karşısında YÖK 20.12.1982 tarihli bir genelge ile derslere başı örtülü olarak girilmesini yasaklamıştır. Bu genelge Danıştay 8. Dairesinin E. 1984/636 , K. 1984/ 1574 sayılı ve 13.12.1984 tarihli kararına konu oluştur­muş ve yasağın iptali için açılan dava reddedilmiştir; gerek­çe şöyledir: "Başörtüsü masum bir alışkanlık olmaktan çıka­rak kadın özgürlüğüne ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine karşı bir dünya görüşünün simgesi haline gelmektedir. Da­vacı ükseköğretim düzeyinde eğitimmgördüğüne göre bu il­kelerin Cumhuriyetimizin kuruluşunda ve korunmasındaki önemini bilmesi gerekmektedir. Herkesçe bilinen ve benim­senen Cumhuriyetin kurallarını öğretmek ve benimsetmekle görevli eğitim kurumlarının bunlardan ödün vermesi düşü­nülemez." Bunun üzerine yasak, yükseköğretim kurumları öğrenci disiplini yönetmeliğinin 7 maddesine (h) bendi olarak ek­lenmiştir. Yönetmeliğin bu hükmünün iptali için açılan da­va da 8. Daire tarafından yine reddedilmiştir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Genelge
Utandım başkasının yerine, Bir başka kişi için. Bu, iletilsin yerine, Bir başka kişi için.
Sayfa 215·Kitabı okuyor
Şiir
"Hiyerarşik amirin . malum ve inkar edilmez dört tür yetkisi vardır: "l. Amir asta her türlü emir, talimat verir, telkin ve tavsiyede bulunur, genelge gönderir. En önemlisi, amir hizmetin şefi olduğu için, suç teşkil etmeyen emirlerinin yapılmasını aynen ister. Anayasaya ;göre, kanunların yorumu kendisine aittir. Ast aldığı emri yapmaya, hukuka ve vicdanına bağlı kalma yerine amilin emrini ifaya zorunludur.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Hiyerarşi
C) Sıkıyönetim Komutanlan tarafından yayınlanan bildirilerle, Anayasanın 132/2. maddesi hiçe sayılmıştır. Bu maddenin getirdiği: "Hiç bir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne rağmen, Ankara SıJuyönetini Komutanlığınca, Semih Sancar imzası ile, mahkemede'savunmalann yapıldığı 27.9.1971 akşamı ve 2 Eylül 1971 günü sabah ve öğle ajanslannda okunan, sanıkları suçlu gösteren, kamuoyunun _sanıkların biran önce cezalandırılmasını istediği söylenen ve mahkemelere açıkça telkin ve tavsiye niteliğinde bulunan bir bildiri yayınlanmıştır. Bu bildiri, zamanın başbakanı Nihat Erim' e bir telgraf çekilerek tarafımızdan protesto edilmiştir.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Türk Siyasi Tarihi
“Hilafet kaldırıldıktan iki gün sonra bakanlar kurulu kararı alındı, müftülüklere gönderildi, “bundan böyle hutbelerde isim zikredilmeden, Cumhuriyet’in saadetine dua edilsin” denildi. Çünkü... Osmanlı’da gelenekti, her cuma namazında padişah ve halife adına hutbe okunuyordu. Saltanat lağvedildikten sonra, hilafet devam ettiği için, halife adına hutbe okunmaya devam ediliyordu. E, hilafet de artık lağvedildiğine göre, “bundan böyle hutbelerde halifenin adını geçirmenize gerek yok” kararı alınmıştı. (1924 yılında müftülüklere gönderilen bu genelge... Yüz yıl sonra, Atatürk düşmanları tarafından çarpıtılarak topluma sunulacaktı. 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos, 9 Eylül, 29 Ekim gibi milli bayramlarımızın hutbelerinde Atatürk’ün adını bile geçirmeyecekler, sonra da utanmadan “Atatürk kendisi böyle istemiş” diyeceklerdi!)”