Zamansız Bunalımların Sahnesi: Bugünün Gözüyle Martı
Puan vermedi·76 syf.··
2026 26. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 12:01
Anton Çehov’un Martı eseri, 19. yüzyıl Rusya’sından ziyade, günümüzün "beğenilme" savaşı veren ve sahte illüzyonlarda kaybolan modern insanını anlatan zamansız bir yüzleşme rehberidir. Karakterlerin trajik yalnızlığı ve monologları, gerçek iletişimin koptuğu dijital çağda saf ideallerin öldürülmesini simgeleyen bir ayna işlevi görüyor. Çehov bize vurulan bir martının ölüsünü gösterirken, aslında kendi ellerimizle öldürdüğümüz saf ideallerimizi ve günümüz dünyasının ruhsuz koşturmacasında kaybettiğimiz benliğimizi hatırlatıyor.
MartıAnton Çehov · Kapra Yayınları · 202026,7bin okunma
ne kitaptı ama..
7/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:58
Bu kitap hakkında çok fazla şey söylemek geliyor içimden.İlk 50 sayfayı okuyunca çok sıkılmıştım,çok fazla detay vardı,akmıyordu bir türlü.Beklentim farklıydı öncelikle,iyi mi kötü mü bilmiyorum.Ama yüzleşme anı geldiğinde generalin içini döktüğü kısımlar daha heyecanlıydı,daha akıcıydı. •İlk başta Konrad'a hakk veriyordum,sırf müziğe ilgi duyuyor diye dışlanıyormuş gibi hissetmiştim,onunla daha fazla empati kurmuştum. •Generalin konuştuğu kısımlar geldiğinde detayların bir anlamı varmış.Generalin bazı dediklerine katıldım,bazılarına katılmadım,bazıları çok düşündürdü. •Mesela soruların cevapları bazen kelimelerle değil de hayatla da verilebiliyormuş.Bazı dostluklar göründüğü kadar masum değilmiş.Eğer aralarında gerçek bir dostluk olmasaydı, Konrad'ın öldürmek isterken yaşadığı tereddütü, ardından kaçışını ve 41 yıl sonra geri dönüşünü anlamlandırmak mümkün olmazdı.Çünki bence de dost olmayan biri gözünü bile kırpmadan öldürür,öldüremese de kaçmazdı.Arkadaşı olarak gördüğü kişi umrunda bile olmazdı çünki. •Hayatın anlamı üzerine;yaşlandığında veya olayların üzerinden uzun zaman geçince soruların cevapları,intikam almak,aldatılmış olmak bile o kadar önemsiz oluyor ki,hiç bir anlamı kalmıyor yani. •Veya insanların "başka türlü" olması o kadar kabul edilebilir bir şey ki(karakterlerden birinin yaratıcı, diğerinin öldürücü olması gibi).Yani sırf bu insani özellikler,hayattan aldıkları zevkler,hayat amaçları farklı diye yargılanması saçma olur,ki insanlar ne kadar çabalasalar da,değiştiremeyecekleri şeyler var.Uyumluymuş gibi rol yapmak ne zamana kadar sürdürülebilir ki? •Genel olarak bana çok şey kattı,bu kadar detay olmasaydı da iyi olurdu yine de,200 sayfalık bir kitap okumuş gibi hissediyorum bu yüzden.Bu
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Herkese merhaba Uzun zamandır klasik kitap okumak istiyordum ama sürekli erteliyordum, bu gidişata bir son vermek için geri dönüşümü çok sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in Lyon'da Düğün eseri ile yaptım yazarın bu eseri üç öyküden oluşuyor İlk öykümüz Lyon'da Düğün, 1793 yılında gerçekleşen Fransız devrimi sırasında yaşanan karmaşayı, insanları çaresizliğini ve bu çaresizliğin arasında yeşeren naif bir aşk hikayesini anlatıyor. ikinci öykümüz İki Yalnız İnsan, aynı fabrikada çalıştığı arkadaşları tarafından çirkin olduğu için dışlanan Jula ve yine bir bacağı sakat olduğu için iş arkadaşlarının hep gerisinde kalan bir adamın hikayesi. Bu iki yaralı yürek vardiya çıkışında tesadüfen karşılaşıyorlar ve bir birlerine dertlerini anlatırken fark etmeden kendi yaralarını sarıyorlar. Üçüncü öykümüz ise Wondrak bence kitaptaki en etkileyici öykü. 1899 yılında Bohemya'nın güneyinde yer alan Dobitzan kentinde yaşayan, yüzü kuru kafaya benzediği için herkes tarafından dışlanan ve hiç beklemediği bir anda büyük bir talihsizlikler yaşayan Ruzena Sedlak ve oğlu Karel'in hikayesi. Ruzena'nın oğlu için verdiği mücadele ve yaşadığı çaresizlik o kadar gerçek ve etkileyici ki bunu kelimelere dökerek anlatmam mümkün değil Stefan Zweig'in kalemiyle tanışmayan yoktur muhtemelen ama yazarın Lyon'da Düğün eserini okumadıysanız eğer kesinikle okumanızı tavsiye ederim
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:40
"Casus", Mata Hari’nin hayatını anlatan tarihî bir roman. Özgürlüğün bedelini sorgulatan güçlü bir insan hikâyesi. Çocukluğundan itibaren kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, toplumun kadınlara biçtiği kalıplara sığmayan ve hayatını kendi kurallarıyla yaşamaya çalışan Mata Hari’nin yükselişine ve ardından trajik düşüşüne tanıklık ediyoruz. Birinci Dünya Savaşı zamanında insanların nasıl bir psikolojiye büründüğü, güç, tutku, aşk, yalnızlık, ihanet vb. kavramlar derinlemesine işlenmiş. Mata Hari karakteri ne suçlu ne de masum; dönemin önyargılarına sıkışıp kalmış, özgür yaşamanın bedelini ağır ödemiş bir kadın. Onun cesareti kadar kırılganlığı da dikkatimi çekici. Savaş zamanlarında gerçeğin ne kadar kolay çarpıtılabileceği, insanların hakikatten çok oluşturulan algılara inandığı su götürmez bir gerçek... Paulo Coelho’nun sade ama etkileyici anlatımı sayesinde eser, casusluk hikâyesinin ötesine geçerek kadın kimliği, özgürlük arzusu, adalet ve toplumun yargıları üzerine düşündüren anlamlı bir romana dönüşüyor. Bir insanın işlediği suçlardan dolayı cezalandırılacağı gibi, farklı olduğu için de cezalandırılabileceği gerçeğinin altı çizilmiş.
1000Kitap
CasusPaulo Coelho · Can Yayınları · 20166,9bin okunma
Göğe Kadar Sen Kitap Yorumum
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
“Beklemekten yorulur mu insan sence?” dedi usulca. ‎ ‎“Yorulur.” dedi Menekşe. “Ama seviyorsa vazgeçmez.” ‎ ‎“İşte ben yorulmam.” dedim kararlılıkla. Gözlerim Menekşe'ninkilerle buluştuğunda sesim neredeyse bir fısıltıya dönüşmüştü. “Ben beklemeyi de severim. Sonunda o varsa, o yola da tamamım…” ‎ ‎Merhabalar canlarım. 🩷 ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere daha önce platform üzerinden büyük bir keyifle okuduğum, basıldıktan sonra da elime alıp aynı heyecanla yeniden okuduğum o kitapla geldim. ‎ ‎Gizem Toprak'tan Göğe Kadar Sen ile sizlerleyim. ‎ ‎Dağhan İdris Tüfekçi, yıllar önce kalbinde paramparça bir aşk ve cebinde, daha doğmadan sevdiği kadın tarafından aldırıldığına inandığı bir bebeğin ultrason fotoğrafıyla çok sevdiği şehri Artvin'i terk eder. Çocukluk hayali olan askerlik mesleğini yapmak için Iğdır'a gider ve tam yedi yıl boyunca Artvin'e geri dönmez. Üstelik bir daha dönmemeye de kararlıdır. ‎ ‎Ta ki çok sevdiği amcasının ölüm haberini alana kadar… ‎ ‎Bu haber hem onu derinden sarsar hem de geçmişinin hâlâ çok sıcak olduğu o şehre geri dönmek zorunda bırakır. ‎ ‎Ancak Dağhan'ı sadece bir cenaze değil, yıllar önce geride bıraktığı bir kadın ve inandığı bütün gerçekleri altüst edecek bir geçmiş bekliyordur. ‎ ‎Zülal ise tam yedi yıl boyunca sevdiği adamı beklemiştir. Onu sadece bir kez görebilmek için cenaze evine gider ama karşısına çıkan kişi, yedi yıl önce bıraktığı Dağhan değildir. ‎ ‎Artık gözlerinde ve kalbinde büyük bir kırgınlık ve soğukluk taşıyan bir adam vardır. ‎ ‎Her hareketi Zülal'i yaralasa da ona her şeyi anlatmak ister. Bu yüzden Dağhan'ı yıllar önce ayrıldıkları ve buluşma noktaları olan Taşköprü'ye çağırır. Fakat Dağhan gitmez. Çünkü Zülal ile konuşacak hiçbir şeyinin kalmadığını düşünmektedir. ‎ ‎Zülal saatlerce bekler ve sonunda geri döner.
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202661 okunma
7/10
·344 syf.··
2026 71. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:16
Freida McFadden'ın Öğretmen kitabı, bir lisede geçen ve öğretmen-öğrenci ilişkisi etrafında şekillenen gerilimli bir hikâye anlatıyor. Kitap boyunca okulun popüler öğretmenlerinden Nathaniel Bannet ve öğrencisi Addie etrafında gelişen olayları görüyor ve meydana gelen olayların arkasındaki gerçeklerin peşine düşüyoruz. Her bölümde yeni bir detay ortaya çıkarken hikâye giderek daha karmaşık ve merak uyandırıcı bir hâl alıyor. Freida McFadden zaten okumayı sevdiğim yazarlardan biri. Birçok kitabını okudum ve en sevdiğim yanı, okuyucuyu daha ilk sayfalardan hikâyenin içine çekebilmesi. Kitapları genellikle çok akıcı, tempolu ve sürükleyici oluyor. Uzun uzun betimlemeler yerine olay odaklı ilerlediği için elden bırakması zor eserler ortaya çıkıyor. Öğretmen de bu açıdan beklentimi karşıladı. Çok kısa sürede, neredeyse soluksuz şekilde okudum. Gerilim ve ters köşeleri sevenler için tam bir "çıtır çerez" kitap diyebilirim. Buradan sonrası spoiler içerir. Kitabı genel olarak çok beğensem de beni rahatsız eden bir iki nokta oldu. Okurken yazarın bazı gerçekleri okurdan sakladığını hissettim. Özellikle kitabın sonunda ortaya çıkan ve Jay ile ilgili olan büyük sürpriz beni gerçekten şaşırttı. Ancak geriye dönüp baktığımda, bunun doğal bir gizem yaratmaktan çok okuru yanlış yöne yönlendirmek için yapılmış olduğunu düşünüyorum. Ben okurken Jay ile ilgili olayları iki farklı insan üzerinden değerlendiriyordum. Özellikle ayakkabı mağazasında çalışan karakter hakkında evli ve çocuklu biri olduğu yönünde güçlü bir izlenim bırakılıyor. Teknik olarak bu bilgi doğrudan verilmemiş olsa da anlatım biçimi ve kullanılan imalar bizi bilinçli olarak bu sonuca götürüyor. Bu nedenle finalde ortaya çıkan gerçek beni şaşırtsa da, sonradan düşündüğümde bunun biraz "hedef şaşırtmak" adına
Edebiyat
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,948 okunma