Ayfer Tunç yine yalın ama etkisi uzun süren bir hikâye anlatmış. Okuması akıcı, merak duygusunu son sayfaya kadar diri tutuyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan en büyük soru ise Şehnaz’ın sevgilisinin annesiyle olan ilişkisinin tam olarak ne olduğuydu. Belki de bilinçli olarak açık bırakılmış bir boşluktu ama ben o kısmı biraz daha okumak isterdim.
Bunun dışında kitapta en çok dokunan şey yalnızlık hissiydi. Özellikle bir zamanlar mesleğinde saygın, güçlü ve etkin bir doktorun emeklilik ve hastalık döneminde görünmez hâle gelişi, ölümünden sonra bile kimsesizliğe terk edilmiş olması çok sarsıcıydı. İnsanların değeri, çoğu zaman sadece üretebildikleri sürece varmış gibi hissettiren o gerçeklik uzun süre aklımdan çıkmadı.
Romanın en güçlü yanı da buydu bence; abartıya kaçmadan, hayatın içinden karakterlerle hepimizin bir gün yüzleşebileceği yalnızlık, ilişki, yaşlanma ve aidiyet duygusunu anlatıyor. Bitirdiğimde bir roman okumuş gibi değil de, birilerinin gerçek hayatına kısa bir süre tanıklık etmiş gibi hissettim.