Deliliğin kıyısında. - Duyguların, bilgilerin, deneyimlerin toplamı, yani kültürün tüm yükü öyle arttı ki, sinir ve düşünme güçlerinin aşırı uyarılması genel bir tehli-kedir. Avrupa ülkelerinin kültürlü sınıfları istisnasız nevro-tiklerden oluşuyor ve en büyük ailelerin hemen hemen her birinin bir üyesi deliliğin eşiğinde duruyor. Gerçi şimdi sağlığa her biçimde özen gösteriliyor; ama asıl soruna gelince, o duygu geriliminin, o ezici kültür-yükünün hafifletilmesi gerekiyor; büyük kayıplar pahasına elde edilecek olsa bile, yeni bir Rönesans'a beslediğim büyük umuda yer açacak bir hafifletme bu. Coşkulu duyguların bolluğunu Hı-ristiyanlığa, filozoflara, edebiyatçılara, müzikçilere borçlu-yuz: bu duyguların bizi tamamen ele geçirmemesi için, genel olarak biraz daha soğukkanlı ve kuşkucu kılan ve özellikle inancın lav selini kesin nihai hakikatlerde soğutan bilimin ruhunu çağırmalıyız, bu sel özellikle Hıristiyanlık sayesinde böylesine azdı.
Rüyaların sadece siyah bir boşluk olacağı düşünülür, ki sanırım sonunda öyle olacak, gerçi rüyamda siyah bir boşluk görseydim galiba… Rüya görmüş sayılmazdım. Sadece uyuyor olurdum. 
"Bir şehrin nabzı limanda atar, damarlarının tümü orada üst üste gelirdi. Orada vururdu hayat, limanın devinimi bir durursa şehir de sönüp gidecek zannedilirdi. Hastalık da sağlık da şehre limandan girer, şehrin nüfusunu oradan artar, eksilirse oradan eksilirdi. Settarhan bu şehrin kaderinde bir değişiklik yapacak değildi gerçi ama kendi kaderinin orada durduğu kesindi."
Ben ne biçim bir insanım! Bugün evlendim ve bugün evli olduğumu unutarak şunun bunun peşine takıldım. Gerçi Hafız'ın derdi mühim. Fakat nasıl oldu da beni bekleyen biri olduğunu düşünmedim? Nasıl oldu da rakı içmeyi kabul ettim? Bunların ehemmiyeti yok. Yok ama, niçin? Ben Hafız'a, karar vererek tabi olsam yüreğim yanmazdı. O zaman yanlış bir iş yapmış sayılmazdım.
Fakat ben onunla kalmayı münasip bulduğum için değil, herkesin teklifine razı olmayı itiyat' edindiğim için o meyhaneye girdim.
Beni istenilen yere çekip götürmek ne kadar kolay? İrademi bu hususta kullanmaya hiç alışmamışım.
Geleneksel İslam’ın adetleri dinselleştirmesi ile sünnet dinselleşmiştir. Gerçi uydurmalarla dolu hadislerin içinde kadınların da sünnet olmasının gerekliliği vardır ama bu izah Türkiye’de halka pek açıklanmamaktadır.