Bazen diyorum ki bu seriyi okuyarak kendime ne büyük bir iyilik etmişim diye. İlk kitabını severek okumuştum ve ikinci kitabına kavuşmayı da dört gözle bekliyordum; sonunda okudum, bitirdim ve buradayım; bir tıkta rahatsızım aslında çünkü kitap öyle bir yerde bitti öyle arafta bıraktı ki okuyucuyu okumak için bekleyenlere tavsiyem ancak ve ancak üçüncü kitabı edindikten sonra başlama kararı alın yoksa zira sizde benim gibi böyle can çekişirsiniz sonra.
İkinci kitapta ne mi oldu dersiniz: Artık Citra Tırpan Anastasia adını alarak tam teşekküllü bir Tırpan haline geldi ve hem ciddi anlamda insaflı bir devşirme yöntemi kullandığı hem de sırf varlığı sebebi ile diğerleri arasında tartışmalara sebep oldu. Rowan her ne kadar biz eylemlerini pek göremesek de Tırpan Lucifer lakabıyla bir anti-tırpan oldu, özellikle yoldan sapmış olan bazı cübbeli şahsiyetleri elden geçiriyor bir nevi haşere temizliği yapıyor diyebiliriz. Tırpan Curie hala Citra'yla takılıyor, Faraday ise yeni asistanıyla birlikte hazine avcılığı oynuyor. Fırtına Bulutu için dağları bile yerinden oynatabilen gariban bir Greyson'ımız var, sonra bir parti oğlanının dramını okuyoruz. Benim en nefret ettiğim malumumuz hamamböceğinden hallice kötü adamlarımız var elbette. Nahoş ve Tonist yaşamlarından kesitler de serpiştirilmiş böyle aralara, en sonundaysa büyük bir katliam eşliğinde yazarın okuma hevesimizi, arşa çıkmış merak duygumuzu ve yerinden hoplayan sinirlerimizi kursağımıza tıkayarak bizi ölüp ölüp dirilttiği bir finalimiz mevcuttu.
Bir an bu deli gene ne saçmalıyor diye düşündünüz değil mi, şimdi ben bu yukarda dediklerimi tek tek açıklayacağım aslında da o kısımlar spoilera girer o sebeple henüz oralara girmeden okumamış kesim için birşeyler daha yazmak istiyorum. Ben okudum onlarda okusun ama önce