Şimdi son sayfayı okuyup kitabı kapattım ve çok heyecanlıyım.
Çeşitli sitelerde "aşk romanı" olarak bahsedilmesine rağmen ben gayet dozunda ve hatta, beklentimi tam karşılayamayacak kadar rastlayabildim romantizme.
Kitaba başladığımda genç bekar kızlar, erkekler, kızlarını evlendirmek isteyen anneler ile karşılaşınca yoğun bir romantizm ile devam edeceğini düşündüm.
Ama daha da iyisi oldu ve kitaba adını veren Elizabeth'in önyargısı ve Darcy'nin gururuyla tanıştırıldık.
Tabiki anlatım genellikle Elizabeth'in etrafında döndüğü için karakterleri onunla tanıdık bunun sonucunda onun önyargılarına biz de sahip olmuş olduk. Bu detay okuyucudan okuyucuya değişebilir tabi, Elizabeth'i okurken haksız bulanlar ve bazı şeyleri tahmin edebilenler olabilir. Ama benim gözüm Elizabeth ile birlikte giderek açıldı ve şaşkınlığımı da onunla beraber yaşamış oldum:)
Hisler dışında kitap bir ailenin başına gelebilecek her türlü olayla dolu bu sayede asla sıkıcı olmuyor her bölümde yeni bir mektup yeni bir haberle karşılaşıyoruz.
Ayrıca karakter çeşitliliği harikaydı. Beş kız kardeşin beşi birbirinden farklı, anne zaten bambaşka bir dünyada yaşıyor, babayı kitap boyu tam olarak anlayabilmiş değilim (belki de çok derin biri değildi kitapta olduğu gibiydi sadece), komşuları, akrabaları, mr. Darcy ve arkadaşı Bingley,Wickham... Bir sürü karakter bazen okurken kafa karışıklığına sebep oluyor ama hepsinin kendine özgü kişilikleri var ve güzel betimlemelerle gözlemlerle özenle okuyucuya tanıtılıyor. Kimisinden nefret ediyorsun kimisi için samimiyet besliyorsun.
Sonuç olarak kitabı okurken sanki sen de Longbourn'da Bennetlarla yaşıyor, herkesi yakından tanıyor, onlarla olayları takip ediyorsun. Hikaye beni çok içine aldı şimdi Pemberley'i görmek için filmi izlemeye gidiyorum:))
Bir şeyden