Gözlerini Kapat ve O Çiftliği Düşün...
9/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
792 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 14:49
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bitmezler; yıllar geçer, okuduğunuz onca olay zihninizde silikleşir ama o kitabın içinizde bıraktığı o ağır his, boğazınızdaki o düğüm yerinden milim oynamaz. Fareler ve İnsanlar, benim için tam olarak böyle bir eserdi. Okuyalı çok uzun zaman oldu ama o nehir kenarındaki son sahnenin zihnimdeki yankısı hiç susmuyor. Steinbeck, kısacık bir metnin içine koskoca bir insanlık dramını, yoksulluğu ve tutunma çabasını sığdırmış. George ve Lennie’nin hikayesi, aslında hepimizin içindeki o "ait olma" ve "güvende hissetme" arzusunun bir yansıması. George’un o tükenmiş ama bir o kadar da sadık ruhu... Ve Lennie... Bedenine hapsolmuş o çocuksu saflığı, ne kadar istese de dünyaya ayak uyduramayışı, dokunduğu her şeyi istemeden kırması... İkisinin o küçücük çiftlik ve tavşanlar üzerine kurduğu hayal, aslında acımasız ve soğuk bir dünyada insanın kendi elleriyle yaktığı cılız bir ısınma ateşinden farksız. Kitaptaki yalnızlık sadece fiziksel değil, ruhsal bir çürüme gibi işlenmiş. Candy’nin yaşlı köpeğiyle olan trajik bağı, Crooks’un itildiği o karanlık oda, Curley’nin karısının dikkat çekme çabasının altındaki o derin sevilme açlığı... Herkes o kadar yalnız, o kadar çaresiz ki; birbirlerine dokunmaya çalıştıklarında bile birbirlerini kanatıyorlar. Dönemin ve düzenin o acımasız çarkı, saf olan hiçbir şeye yaşama hakkı tanımıyor. "İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur." Peki tüm bu acıdan, bu yıkımdan geriye ne kalıyor? Bu kitabın bize vermek istediği asıl ders nedir? Kitaptan Çıkarılması Gereken Ders: Dünya, planlarımızın ve iyi niyetlerimizin her zaman işe yaramayacağı kadar sert bir yerdir; en masum hayaller bile (insanların ve farelerin en iyi planları) hayatın rastgeleliği karşısında paramparça olabilir. Ancak
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,4bin okunma
7/10
·328 syf.··
2026 55. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:39
Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Sophia, düğününe az bir zaman kala aldatıldığını öğrenince düğününü bozması için bir itirazcı tutuyor. Alex’in işi mecbur kaldıkları, istemedikleri ya da aldatıldıkları düğünlerden insanları kurtarmak. Sophia düğününün kendisi için sorunsuz bitişinden sonra itirazcıyı son görüşüydü. Ta ki itirazcı Sophia'dan yardım isteyene kadar. Alex’in yakın arkadaşlarından biri, manipülatif ve sadakatsiz bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmıştır. Sophia da yaşananları öğrendikten sonra bu işe dahil oluyor ve birlikte başka bir düğünü engellemek için yola çıkıyorlar. Bu süreçte aynı zamanda birbirlerini tanımaya, anlamaya ve istemeden de olsa hayatlarında yer açmaya başlıyorlar. Sophia çok farklı bir karakter. Daha önce hiç böyle bir karakter okumamamıştım. Fazla dürüst ve düşüncelerini saklamadan karşı tarafa söylüyor. Hatta bazen söyledikleri karşısında Alex’in ne diyeceğini bilemediği anlar oldukça eğlenceliydi. Sophia ve Alex yanlızlığa alışmış ve bunun bozulmasını istemiyorlar ama gel gör ki hayatta herşey istediğimiz gibi gitmiyor. Alex Sophia’ya karşı bir şeyler hissetmeye başladığında geri çekilmeye çalışıyor bunu anlıyorum da. Ancak bazı noktalarda bu geri çekilmeler gereğinden fazla uzadı. Gerçi sonra işler tersine dönüyor. Sophia aşkın var olmadığını, insanların biyolojik dürtülerini romantikleştirdiğini düşünüyor. Alex ise zamanla ona bunun aksini göstermeye çalışıyor. Bu fikir çatışması ilk başta ilgi çekiciydi ancak Sophia’nın bu düşünceye bu kadar sıkı tutunması ve her şeyi arkadaşlık başlığı altında açıklamaya çalışması bir noktadan sonra beni yormaya başladı. Kusura bakma Sophia ama kimse sürekli vakit geçirmek istediği, yanında huzur bulduğu, fiziksel çekim hissettiği ve kıskandığı birine sadece arkadaş gözüyle bakmaz. Oturup
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202617 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah zeze sana sarılmayı o kadar çok isterdim ki...
Puan vermedi·184 syf.··
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:25
Şeker portakalı kalbimi acıtan bir kitaptı zeze'nin yaşamı içimde farkli bir yer edindi. Hayatı boyunca sevilmediği ve görülmediği için farklı yaramazlıklar adı altında görülmeyi uman bir çocuğun hikayesi hepimiz zaman zaman bu çocuk olmuşuzdur, etrafımız tarafından duyulmamış oluşumuz yüzünden türlü yaramazlıklar yapmış görülmeyi beklemişizdir. Yine de görülmemişizdir. Zezeyi ilk başlarda sadece minguinho adını verdiği şeker portakalı fidanı anlasa da kötü bir şekilde tanıştığı portuga da anlamıştır. Zezenin ailesi tarafından sürekli kötülenmesi , aşağılanması,bir çocuk olduğu unutulup bir yetişkin gibi davranmasının beklenmesi kendi sorumluluklarını yerine getirmeyen yetişkinlerin çocuğun çocuk olarak kalmasının önüne geçip farklı bir kimliğe büründürmeye çalışması. Ah zeze sana sarılmayı o kadar çok isterdim ki... Zeze yediği onca dayağa rağmen ayağa kalkmıştı çünkü bir umudu vardı sığınacağı bir liman bir bekleyeni vardı. Aynı zeze bir insanın kaybıyla ki o sadece bir insan değil zezenin bütün dünyasıdı, hastalanmış ölüm döşeğine düşmüştü hayatın cilvesidir tam mutlu olduğunuz anda hayatı nitelediginiz şeyi kaybetmek. Hayat bir daha eskisi gibi olur muydu? Zezenin büyümesi ağacının büyümesiyle olacak diye beklemiştik lakin zeze aslında çoktan büyümüştü. Sayfa sayısı mutlu sona kavusacak kadar kalmayınca ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Hani bir kitabın sonunu değiştirme imkanim olsaydı zezenin hikayesini mutlu bitirirdim. Çünkü çocuklar acıyla bu kadar erken yaşta tanışmamalılar. Şeker Portakalı José Mauro de Vasconcelos Soul turning
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2023275bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 244. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:07
Kitabı okurken aklıma takılan şey Finlandiya'nın nasıl geliştiğinden çok, insanların neden gelişmek istediği oldu. Kitapta dikkatimi çeken nokta, insanların daha rahat yaşama isteğinden önce kendilerine bir amaç bulmalarıydı. Günümüzde başarı genellikle para, teknoloji veya güçle ilişkilendirilirken kitapta bunların hepsi ikinci planda kalıyor. Önce düşünce değişiyor, sonra toplum değişiyor. Kitap boyunca anlatılan Finlandiya bazen gerçek bir ülkeden çok bir fikir gibi duruyor. Yazarın amacı sadece bir ülkeyi tanıtmak değil, okuyucuya "Siz neden aynısını yapmayasınız?" sorusunu yöneltmek. Bu yüzden kitabı okurken bazı yerlerde Finlandiya'yı değil, aslında başka toplumlara verilmek istenen mesajları okuduğumu hissettim. Bence kitabın en ilginç tarafı da burada ortaya çıkıyor. Kitap bir başarı hikâyesi anlatıyor gibi görünse de aslında başarıdan çok zihniyet üzerinde duruyor. Çünkü anlatılanlara bakıldığında değişimi sağlayan şey büyük keşifler ya da olağanüstü insanlar değil; sıradan insanların sıradan olmaktan memnun kalmaması. Genel olarak Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Finlandiya'nın geçmişinden çok bir yazarın toplumlara dair hayalini anlatıyor. Bu yüzden kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey tarihî bilgiler değil, yazarın satır aralarında kurmaya çalıştığı ideal toplum fikri oldu. İyi okumalar.
İnceleme
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Nilüfer Yayıncılık · 2017124,5bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 332. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:17
Bazı kitaplar vardır;inceliği ile göz korkutmaz ama bıraktığı hissin derinliği sayfalarca süren romanlara taş çıkartır.Yazarın bu zarif eseri tam olarak öyleydi benim için. Elime almamla, o son sayfayı çevirmem bir oldu. Yanımdaki bir fincan kahvenin ya da bitki çayının sıcaklığı eşliğinde, adeta tek bir solukta akıp gitti zaman. Hikaye, Paris’in loş ve kalabalık bir sokağında, hayatın erken yaşta yükünü omuzlamış küçük bir çocuk olan Momo ile mahallenin Arap bakkalı Mösyö İbrahim’in yollarının kesişmesini anlatıyor. Ama bu sadece iki farklı insanın karşılaşması değil; yalnızlığın, bilgeliğin, dostluğun ve önyargısız sevginin hikayesi. Çok samimi idi. Mösyö İbrahim... Sokağın köşesinde, dükkanında sessizce oturan ama dünyaya ve insana dair her şeyi o dingin bakışlarında taşıyan o muazzam karakter. Momo’ya sadece hayatta kalmayı değil; gülümsemeyi, affetmeyi, paranın satın alamayacağı o gerçek zenginliği öğretirken aslında okuyucuya da çok nazik bir ayna tutuyor. Kuran’ın çiçekleri arasından süzülüp gelen o bilgece felsefe, hiçbir dogmaya takılmadan, sadece "insan" olmanın ve sevmenin dilini konuşuyor. “Gülümsemek mutluluk getirir Momo, mutlu olduğun için gülümsemezsin." Kitap bittiğinde, içimde hem buruk bir hüzün hem de çok eski ve güvenli bir dosta sarılmışım gibi bir huzur kaldı. Bazen uzatmadan kısa ve öz kitaplar vardır bende yerleri her daim ayrıdır. Hayatın koşturmacası ve gürültüsü arasında, insanlığa dair umudunuzu tazelemek, ruhunuza sakin bir mola verdirmek isterseniz bu kitaba mutlaka bir şans verin. Bir oturuşta bitecek ama kalbinizdeki yankısı çok uzun süre devam edecek. Keyifli okumalar dilerim.
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,3bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:48
Tarık Tufan ın kalemiyle ilk kez bu kitapla tanışmış oldum. Bende etkisini son sayfalarda gösteren kitaplardan biri oldu. Uzun süre büyük bir olay yaşanmıyormuş gibi hissettim hatta bir ara sıkıldım dedim ama finalde bütün parçalar yerine oturuyor. Önceki sayfalar yeniden anlam kazanıyor.Kitabı bitirdiğimde geriye dönüp birçok sahneyi tekrar düşündüm. Olay örgüsü çok hareketli olmadığı için belki de bir ara ‘sıkıldım’ dedim ama kitabı bitirdikten sonra bıraktığı his çok güçlü. Benim için son dönemde okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma