FAHRİYE ÖRNEKLERİ
Nedim'den: "Her sözüm gönül meclisinden mana gülşenine gül gibi renkli,nergis gibi keyifli olarak gelir" "Renk ve güzellik kumaşı önce sözümün boyuna biçilir de baharlar ondan sonra gelir" Naili'den: "Şiirimin güzellikleri,tazelikleri güneşi soldurur" Nef: "Benim temiz gönlüm şiirin Levh-i mahfuzudur onun bunun yaratılışı gibi kitapçı dükkancığı değil" Bu örnekler Düşman Kazanma Sanatı kitabından alındı
Duygu ve Düşünce
Allah affetsin geçen sene Kur'an okumayı öğrendim ama bu son zamanlarda aşırı boşladım. Yarından itibaren alacağım sahilde saat kaç olursa olsun kendimi kaybedene kadar okuyacağım. Allah affetsin meaili bana hikâye gibi geliyor. Nasıl olsa Arapçasını biliyorum. Şöyle ruhum sarhoş olana kadar, kendimi kaybede kaybede okuyacağım, tadını çıkara çıkara. Aksine Arapçasını Türkçe mealden daha iyi anlıyorum Arapça bilmediğim hâlde.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Üçüncü Şahsın Şiiri
Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım… Atilla ilhan
Şiir
Dünya hayatı, insanın hem lütuflarla hem de ağır imtihanlarla sınandığı geçici bir kulluk yurdudur 🥀 Müminin kavuştuğu mal, evlat ve makam gibi nimetler şükürle; karşılaştığı hastalık, korku ve darlıklar ise sabır ve tam bir teslimiyetle Allah’a yönelmesi için birer vesiledir Asıl gaye kaderin getirdiği her türlü farklı sınav karşısında isyana düşmeyerek takvayı, kulluk bilincini ve Rabbimize olan sarsılmaz imanı koruyabilmektir 📿☝🏻 #Hayrlısabahlar
Din İslam
Cenazeye Gerek Görülmeyen Şeyler.
Bazı şeylerin cenazesi olmaz. Ne bir veda edilir ne de son konuşma yapılır. Sadece insanın içinde bir yerlerde biterler. İşte o yüzden bazı anlar konuşulmaz, helvası kavrulur. *Çocukluğundaki mahalleye dönüp yabancı gibi yürüdüğün an. *Birinin sana verdiği hissin gerçek, kendisinin sahte olduğunu fark ettiğin an. *Sürekli ilk mesajı atan tarafın hep sen olduğunu fark ettiğin an *Özlediğin kadar özlenmediğini anladığın an *Anne ve babanın yaşlandığını ilk kez gerçekten gördüğün an. *Haklı çıkıp yine de mutlu olamadığın an *Bir dostluğun kavga etmeden, sadece yavaş yavaş unutularak bittiği an *Karşındaki insanın seni değil, ona verdiğin ilgiyi sevdiğini fark ettiğin an. *Telefonu eline alıp yazacak kimse bulamadığın an. *Bazı insanların hayatında misafir olduğunu kabul ettiğin an. *İçinden geçenleri anlatmaya değmeyeceğini düşündüğün an. *Seni cepte sanan birine kapıyı sessizce kapattığın an. *Kahramanlarının da hata yaptığını gördüğün an.. şeklinde gider. Bazı şeyler ölmez aslında; sadece hayatımızdaki yerlerini kaybederler. Biz de dönüp dönüp mezar taşlarına değil, hatıralarına bakarız. İşte onların helvası kavrulur. music.youtube.com/watch?v=90DKXLb...
Duygu ve Düşünce
“Bir süredir idman yapmıyorum. Halihazırda kendime yazdığım program birkaç saat sürecekmiş gibi geliyor, yorgunluk basıyor. Sonra kendime kapa çeneni diyorum. Yarım saatlik sayaç başlatıyorum. Arkaya canavar miximi açıyorum ve başlıyorum. Düşünmeye başladığım an biliyorum ki bırakacağım, yapıyorum sadece. Bir asker gibi, kusursuz bir silah gibi. Alıp istediğim şekilde kaldırıp indiriyorum ağırlıkları. Her tekrarda daha da güçleniyorum. Her tekrarda daha da terliyorum ve her tekrarda daha da eminim yapabileceğimden. Sinirleniyorum, nasıl bunu yapamayacağımı, uzun süreceğini düşündüm diye. Bittiğinde yaklaşık sekiz dakika kalmış oluyor geriye. Odaya yeğenim giriyor ve odanın ortasındaki haltere bakarak “Bu ne?” diye soruyor. “Ağırlık.” diyorum. Kaldırmaya çalışıyor, izliyorum. “Böyle tut.” diyerek ellerini alıp kavrayacağı şekli gösterdikten sonra kırk kiloyu birlikte kaldırıyoruz. Gülümsüyor bana bakıp. Kendisi kaldırmış gibi tebrik edip güldürdükten sonra kafasına bir öpücük konduruyorum. Odadaki her şeyi kurcalayıp yapmaması gereken şeyleri yaptırmadığımda ufak, sahte bir ağlama gösterisi yapıyor. Yüz ifademin değişmediğini görünce bırakıyor. Küçük dostum bu hareketlerin bana işlemeyeceğini anlamış durumda. Ayaklarını yere vururken “Olmaz.” diyorum yüz ifademi değiştirmeden. Odamdan yolluyorum. Reklamı bitirmem lazım. Bu sefer de iş sırtıma eklenecek 40 kiloymuş gibi hissettiriyor.”
1000Kitap