Puan vermedi·360 syf.··
2026 83. kitabı
Dört kitaplık serinin önsözü niteliği taşıyan bir kitap da diyebiliriz. Yazarın kendisiyle yaptığı iç çatışmaları Tanrı ile sohbet ediyormuş gibi yansıtması ve tanrı ile insan arasında nasıl bir ilişki olduğunu görüyoruz kitap boyunca. Okurken sorgulanması gereken ne kadar fazla olgunun olduğunu da görmekteyiz. Tanrı ya da yaratıcının kuranda belirttiği “Onu düzenleyip içine ruhumda üfledim” ayetine dolaylı olarak bir çok kereler vurguda bulunuyor. Beni başka yerde arama, ben sendeyim , sen de bendesin. Hallacı Mansur’un canıyla ödediği Enel Hak düşüncesi kitapta kendini sıklıkla gösteriyor. Kitap boyunca bireyin ben merkezci bir kişilik taşıması gerektiğine vurgu yapıyor. Önce kendini kurtaracaksın, kendisini kurtaran insan tüm dünyayı kurtarır. İnsanların başına gelen her şeyden kişinin kendisi sorumludur. Neyi düşünüp, neyi çağırırsan başına gelecek olan yine o olacaktır, vurgusuyla Tanrı bütün sorumluluğu insanın üzerine yıkmaktadır. Cennet, cehennem, siyaset, ekonomi, cinsellik ve başka konular ile ilgili yorumlarla karşılaşmaktayız kitap boyunca. Kitabın sonun da serinin diğer kitaplarının içeriğiyle ilgili bilgilere veriyor.
Tanrı İle Sohbet 1: Alışılmadık Bir DiyalogNeale Donald Walsch · Ötesi Yayıncılık · 20191,421 okunma
“Bir Paltoyla Gelen Değişim”
Puan vermedi·56 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:47
Nikolay Gogol’un “Palto” adlı hikâyesi benim için hem sade hem de biraz iç burkan bir hikâye oldu. Hikâyede Akakiy Akakiyeviç adında, çok kendi halinde ve sessiz bir adam var. İnsanlar tarafından pek fark edilmiyor, hatta çoğu zaman yok sayılıyor. O da buna alışmış, kendi dünyasında işini yapıp hayatını sürdürüyor. Bir süre sonra eski paltosu iyice kullanılamaz hale geliyor. Yeni bir palto yaptırmak onun için basit bir ihtiyaçtan çok, hayata tutunma sebebi gibi oluyor. Çünkü o palto sadece bir kıyafet değil; biraz değer görmek, biraz da “varım” diyebilmek gibi bir şey oluyor onun için. Uzun uğraşlardan sonra yeni paltosunu yaptırıyor ve onu giydiğinde ilk defa insanlar ona farklı davranıyor. Sanki o da önemli biriymiş gibi hissediyor. Bu durum onu çok mutlu ediyor ama bu mutluluk çok uzun sürmüyor. Bir gün paltosu çalınıyor. Ve bundan sonra hayatı tamamen değişiyor. Kimse onu ciddiye almıyor, yardım etmiyor ve o da yavaş yavaş içine kapanıp hastalanıyor ve ölüyor. Bana göre bu hikâye şunu anlatıyor: İnsan bazen sadece görünüşüyle bile değerlendirilebiliyor. Oysa bir palto ya da dış görünüş değil, insanın kendisi önemli olmalı. Kısacası “Palto”, çok sıradan bir insanın bile değer görmek için ne kadar kırılgan bir durumda olabileceğini anlatan çok etkileyici bir hikâye.
PaltoNikolay Gogol · Karbon Yayınevi · 201746,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2026 23. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:54
Gerçekler ancak bu kadar ustalıkla hikayeleştirilebilirdi. İlk bakışta karakterlerini hayvanların oluşturduğu masum bir çiftlik hikayesi gibi görünse de devrim, siyaset ve felsefe ustalıkla kaleme alınmış. Hikaye, haksızlığa karşı bir başkaldırıyla başlıyor; ancak iktidara gelenler de zamanla eskilerin yerini alıp aynı adaletsizlikleri sürdürüyor. Baştakilerin çıkarlarına göre değişen yasalar, değiştirilen sloganlar, şekillendirilen gerçekler ve gerçeğin yerini alan iftiralar... Hayvan Çiftliği, adalet arayışıyla başlayan bir mücadelede gücü elinde tutanların nasıl yeni bir baskı düzenine dönüşebileceğini etkili bir dille anlatıyor.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
ATATÜRK ÜN TAVSİYESİ
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
646 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:27
Mükemmel bir kitap.. ATAMIZIN DA DEDİĞİ GİBİ tüm ülkelerde ders niteliğinde okutulması gereken bir kitap.. bu bir hikaye roman öykü ya da senaryo değil.. Başarılı olmak isteyen bir ülkenin yöneticilerinin vatandaşlarının neyi nasıl yapması gerektiğini anlatan bence bir BAŞYAPIT.. tabiyki dünyanın herhangi bir ülkesinde hiç kimse bunları uygulamıyor.. Ancak zamanında nasıl uygulanmış ve etkisi görünmüş onu satır satır anlatan bir eser ..
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Bir kitaba yapılabilecek övgülerden biri o kitabı tekrar okuma isteğidir. Şeyh ve ayna, Bir ses gelseydi eğer, doğmak ve ölmek, Deli Dumrul ve dünyeviliğin ötesi, Türk ve müslüman olmak , Solaris, Üçüncü Sır başlıklı bölümler bulunmakta . Kitapta en çok öne çıkan ve beni etkileyen tasarımsal bir vaka " Bir Ses Gelseydi Eğer " idi. Diğer kısımların dili çok akıcı değil ve özellikle Türk-müslüman kimliği ve vahiy konusunda tekrar tekrar okunmalı. Çünkü bazı yerler çok subjektifti. Baştaki vakalardaki terapist kimliğinin öne çıkmasından sonra dini konulardaki öznelliği yer yer rahatsız etti . Kitap baştan sona doğru bireyin bu dünyadaki 'kim'liğinden hareketle 'ne'liğine doğru bir anlatı yaparak ve yazarın da ifade ettiği gibi, insanın hayatında aşkın bir anlam bulmadan psikiyatrinin de çaresiz kaldığı anlamsızlık ve boşluk hislerinin tam anlamıyla giderilemeyeceğini söylüyor. Okunmaya değer, sadece Bir ses gelseydi eğer kısmı için bile değer.
Şeyh ve ArzuSaffet Murat Tura · Metis Yayıncılık · 2002145 okunma
6/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:26
Ünlü Alman yönetmen, yapımcı ve yazar #WernerHerzog’un kaleme aldığı #BuzdaYürüyüş kitabı çok sıradışı bir deneyimi konu alıyor. 1974 yılının Kasım ayının sonuna doğru bir haber alıyor. Geçen yüzyılın en önemli sinema eleştirmenlerinden yakın arkadaşı Latte Eisner, Paris’te hasta yatağında ölmek üzere. Bunu duyan Herzog şöyle der: Olamaz, şimdi ölemez, Alman sineması şu an onsuz yapamaz, bu önemli kadının ölmesine izin veremeyiz. Bir karar alıyor; belki bir totem, oraya yürüyerek giderse Eisner’in ölmeyeceğine, adımlarının onu iyileştireceğine dair çılgınca bir inançla Münih’ten 23 Kasım’da sert kışta 21 gün sürecek olan o yola koyuluyor. Bir sırt çantası, bir harita ve bir çift yeni bot ile çıktığı bu yolculukta köylerden, tarlalardan, dağ yollarından, kar buz içinde geçerken karşılaştıklarını kendine has üslubu ile kağıda aktarır. Sadece çok özel olan kısımları çıkartarak bu notlarını herkesle paylaşmaya karar verir ve ortaya bu kitap çıkar. Bu kitap; dostluğa, ölüme meydan okumaya, inanca ve insan iradesine dair yazılmış bir eylem kitabı aslında. Herzog için yürümek fiziksel bir eylem olmaktan çıkmış, her adım ölümden bir saniye çalıyor. Bu yönüyle kitap aslında kaçınılmaz olan sona karşı çekilen bir rest gibi. Nitekim Lotte Eisner bu yürüyüşün ardından iyileşmiş ve yıllarca daha yaşamıştır, bu da kitaba efsanevi bir hava katar. Kitap günlük formunda. Herzog yol boyunca maruz kaldığı amansız doğa şartlarını; fırtına, çamur, kar, buz, ayaklarındaki yaraları ve sığındığı terk edilmiş ya da boş evleri, ahırları, barınakları anlatır. Ancak dışarıdaki bu kasvetli, ıssız ve donmuş coğrafya, aslında yazarın iç dünyasındaki kaygının, delilik sınırındaki yalnızlığın ve dostunu kaybetme korkusunun bir yansıması. Buzda Yürüyüş, Werner Herzog sinemasını anlamak için de bir
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016508 okunma