Gözümden gönlümden düşen düşene..
Ben yanıldım hayat, vurma yüzüme Yol verdim sevdanın en delisine O yüzden ömrümden giden gidene Şu yalnız başımı eğdirme benim
Müzik
Toptancıdan çıkarken "Yanına birini vereyim mi?" dedi. Ben de "Yalnız geldim, yalnız dönerim." dedim. "Tamam." dedi. Yola çıktıktan sonra bir arabanın beni takip ettiğini fark ettim. Tedirgin olup adamı aradım. "Ben gönderdim, istemediğini bildiğim için sana söylemedim gidene kadar sana eşlik edecek." dedi.Gelelim ana fikrimize, İşte gerçek korumacılık, birini kısıtlamak ya da kontrol etmek değil. "Hayır." cevabını duyunca bunu kişisel mesele hâline getirmemek, egosunu devreye sokmamak, buna rağmen sorumluluk hissedip sessizce önlem almak...Bana "Yalnız gidemezsin, beceremezsin, kız başına yapabilecek misin" demedi; yalnız gitmeme izin verdi ama yalnız olmadığımdan, güvende olduğumdan emin oldu.Benim alanıma saygı duydu,egomu incitmedi, kararımı değiştirmeye çalışmadı ve bunu gösteriş yapmadan yaptı...Kontrol etmeye çalışmadan sahiplenmek, hükmetmeden güven vermek ve bir kadını, kendi özgürlüğünde bile koruyabilmek işte eril enerji ve maskülenite tam da budur.
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
3. Şiirim
Şu şehir gibi oldun bana… Uzakta ışıkların yanar, ama dokunamazsın. Bakarsın, için titrer, ama aradaki yollar sessizdir. Ben o sessiz yollarda bir hayale yürüdüm. Her adımda biraz daha eksildim, ama dönemedim. Belki bir gün değişir diye bekledim, belki bir cümle her şeyi düzeltir diye sustum. Ama bazı ışıklar vardır; yalnızca uzaktan güzel kalır. Artık biliyorum; benim olmayan bir yürekte kendimi yok etmek, en büyük yanılgıymış. Gidene değil, kalanıma sarılıyorum artık. Çünkü bazen insan, birini değil.., kendi içindeki huzuru özlüyor.
Askere gidene kadar bağnazlardan biriydim, askerde kütüphane sorumlusu oldum ve oradaki kitapları okumaya başladım, yetmedi Atatürk ile ilgili bu yaşıma kadar bulduğum tüm kitapları okudum ve şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, eğer kendisi ve milleti arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydı Türk milletini seçerdi. Tek hedefi, tek niyeti, tek gayreti bu milleti kul, etek öpen, biat eden kişilerden arındırıp, kendi kararlarını verebilen bireyler yapmaktı. Tek kötü tarafı ise sağlığına dikkat etmemesi, ölümü umursamaması ve muhtemelen tüm yaşadıklarından sonra bir an önce öl-me.k istemesiydi, biraz daha en azından on yıl daha yaşasaydı gerçekten çok farklı bir ülke olabilirdik.
“Aramayanı aramam, yazmayana yazmam, gidene kal demem, görmezden geleni bir daha görmem, önceliği olmadığım kişiyi önceliğim yapmam.”
Tek Gayemiz Allah Olsun
Dünyanın zevkleri, boş bir hayal gibi, faydasızdır. Mezar karanlıktır, evimizdir. Dünyayı nasıl dinleyebiliriz ki? Mezarı şimdi aydınlatın, kuzulara ve keçilere karşı kayıtsız kalmayın, o kıymetli şeye, sizin kadar büyük olmadan önce bakın. Ne yazık ki bu değerli hayatı boşuna geçiriyorsun. Dünya boş, ta ki bir dostunun mezarına gidene kadar. O huşu ve korku... Bize ev ve huzur verseler bile, geçmiş olan hayat geri getirilemez. Artık onu bedava vermeyin. Ölüm için çalışın. Bilin ki, bizden bir parça geliyor. Bizim için hiçbir rahatlama yok. Bu saat ne kadar uzun? Yalnızca Rabbinizi arayın. Dîwan - Seyîd Eliyê Findikî
Kurdî