10/10
·320 syf.··
2016 82. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2016 00:00
Felsefeye giriş kitaplarından ama felsefe tarihi gibi filozofları sıralamamış bu kitapta. Bazı felsefi soruların argümanları ve eleştirilerini vermiş. Bunları da filozofların argümanları ile yapmış. Çoğunu belirtmemiş bunların hangi filozofun görüşü olduğunu. Bunlar : Tanrı var mı yok mu? Yani teoloji. Doğru ve yanlış. Yani ahlak, etik. Hayvanlar ve hayvan hakları. Bu da ahlak konusuna girebilir. Siyaset. Siyaset felsefesi. Görünüş ve gerçeklik. Epistomoloji ve ontoloji. Yani bilgi ve varlık felsefrsi. Bilim felsefesi. Zihin felsefesi. Sanat felsefesi.
Felsefeye GirişNigel Warburton · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20221,902 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Önce”, sinirbilim temelli ilişki anlatısını popüler bir dille kurduğu, “aşkın romantik bir kader değil, biyolojik bir süreç olduğu” fikrine dayanan bir kitap. Neden âşık oluyoruz ve âşık olurken bedenimizde neler oluyor da kendimizi kaybediyoruz? gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitabın en belirgin iddiası, aşkın, sanıldığı gibi “kişisel bir mucize” değil, beynin belirli kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının ürettiği güçlü bir algı durumu olduğu. Metnin bazı bölümlerindeki yoğun metaforik dil; örneğin, karşılaşma anında “beyne fırlayan fotonlar”, “eksiklik hissi”, “iki kişilik bir bedende tek kalma” gibi ifadeler aslında bir tür bilimsel romantizm kuruyor. Yazarlar, özellikle aşkın başlangıç evresini (arzu, çekim, bağlanma) biyolojik bir çerçeveye yerleştirerek okura, “Yaşadığın şey gizemli değil, anlaşılabilir.” düşüncesini yerleştiriyor. Bununla birlikte, aşkı yalnızca nörokimyasal süreçlere indirgemek, deneyimin biricikliğinin değerini düşürüyor. Yani “Neden bu kişi?” sorusu biyolojiyle kısmen açıklansa bile anlam düzeyi tamamen ortadan kalkmıyor. Kitap bu anlam katmanını zaman zaman arka plana itiyor. Bu da metni bilimsel açıklama ile duygusal deneyim arasında bırakıyor. Eser, karmaşık bir alanı (aşk + beyin) sadeleştirerek okunabilir bir anlatıya dönüştürmüş. Özellikle, “Neden aynı ilişki döngülerini tekrar ediyoruz?” sorusuna bilimsel bir açıklama arayanlar için işlevsel bir giriş metni. Kitapta beni rahatsız eden şeylerden biri, araştırmalara "güzel" denmesi oldu. "Güzel araştırma" ne demek? Açıklayıcı mı, aydınlatıcı mı, yenilikçi mi, devrimci mi? "Çirkin araştırma" da olur mu? Kelimeler...
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026256 okunma
Reklam
Yüzeysel bir kitap
6/10
·272 syf.··
2026 17. kitabı
Öncelikle bu konular hakkında araştırmalar ne yazık ki ülkemizde oldukça az ya da hayal gücü ile iç içe geçmiş durumda. Kitap o yönden farkını koyuyor yani tezlerini kaynaklarla dellilendirme konusunda bir sıkıntısı yok. Ancak verilen bilgiler oldukça giriş düzeyinde olup kapsamlı değiller ve okuyucunun ağzına bir parça bal çalıp bırakmak üzerine kurgulanmış. Kitap nasıl daha iyi olurdu? Bence birçok örgüt hakkında giriş seviyesi bilgi vermekten ziyade bir örgüt hakkında kapsamlı detaylı bir araştırma kitabı olsaydı hem daha değerli hem de daha özel bir yeri olabilirdi. Şu anki seviyesiyle kurtlar vadisi izlemek ile hemen hemen aynı etkiyi veriyor.
Gizli Örgütler İlluminatiBora İyiat · Kripto Basım · 201926 okunma
10/10
·490 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
KLASİKLERLE FELSEFE (Felsefi Ünceleme) NIGEL WARBURTON Klasiklerle Felsefe, 1962 doğumlu Britanyalı ünlü felsefeci Nigel Warburton tarafından kaleme alınan ve felsefe tarihinin en önemli yapıtlarını rehber eşliğinde inceleyen popüler bir felsefeye giriş kitabıdır. Eser, akademik jargondan uzak ve son derece anlaşılır bir dille yazılmış. Kitapta, antik çağdan günümüze kadar uzanan süreçte felsefe tarihine yön vermiş tam 32 büyük eseri incelenmiştir. 32 filozof ve 32 eserin tam listesi şöyledir: Platon – Devlet Aristoteles – Nikomakhos'a Etik Boethius – Felsefenin Tesellisi Niccolò Machiavelli – Prens Michel de Montaigne – Denemeler René Descartes – Meditasyonlar Thomas Hobbes – Leviathan Baruch de Spinoza – Etika John Locke – İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme John Locke – Hükümet Üzerine İkinci İnceleme
Klasiklerle FelsefeNigel Warburton · Alfa Yayınları · 2016479 okunma
4/10
·288 syf.··
2026 7. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:54
Kitabın konusu bilinçaltımıza yaptığımız telkinler ile hayatımızı kontrol altına alabileceğimizi ve istediğimiz şeyleri doğru telkinler ile elde edebileceğimizi ele alıyor. Kitabı başta okuduğumda bilimsel dayanakları olan nesnel incelemelerin olacağı bir kitap olacağını düşünerek okumaya başladım. Keza yazarın giriş kısmında yazdıkları insanı kitabı okumaya ikna ediyor. 20 bölümden oluşan bu kitapta her bölümde insanın yaşamıyla ilgili problemleri çözmeye odaklı bir bölüm olduğunu görüyoruz. Ancak yazar bu bölümleri oluştururken sürekli bir tekrara ve bilimsellikten uzak anlatılar yaparak -örneğin, " bir yakınımın başına bu gelmişti", "bana ulaşan biri böyle anlatmıştı" gibi- her bölümde nerdeyse aynı şeyi okumamıza sebep oluyor. Kitap anlatmak istediği şeyi okura aşılıyor.Ama bunu kitap boyunca aynı kelimelerle, benzer olaylarla ve aynı bakış açısı ile yapınca okuyucuda sürekli aynı şeyi okumuş gibi hissettiriyor. Bu da kitabı okumayı oldukça zorlaştırıyor. Joseph Murphy
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Koridor Yayıncılık · 200918,5bin okunma
Kalbin Anlamı Üzerine Mülahazalar
Puan vermedi·96 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde annemle bir kitapçının içinde gezinirken gördüm bu kitabı. Görür görmez içimde bir şeyler kıpırdandı. Çünkü uzun zamandır kalbimin bir darlık ve bir genişlik içinde oluşunu, bir hâl üzere sabit kalamayışını anlamlandırmaya çalışıyordum. Elbette, kalbin asli özelliğinin bu olduğunu biliyorum. Kalbin “kalp” diye isimlendirilmesinin nedeni, süratle başkalaşmasıdır. Ama Efendimizin, “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” duasından, aslında kalbin bir hâl üzere sabit kalışının mümkün olabileceğini de biliyorum. Yaşadığı her şeyi anlamlandırarak sükûn bulabilen zihnim, beni bu kez kalbin anlamını aramaya sevk etti. Hâkim et-Tirmizî, bu eseri kendisine sadr, kalp, fuâd, lüb gibi kalbin yerine kullanılan isimlerin arasındaki farkın sorulması üzerine kaleme almış. Kitabın girişinde ilk olarak sadrdan bahsediyor. “Sadr, aslında kalbin bulunduğu mekâna denir,” diyor. Yani kalbi bir ev, sadrı ise o evin avlusu gibi düşünebiliriz. Evin yalnızca sahiplerine mahsus oluşuna karşın, evin avlusu nasıl yabancılara açıksa sadr da böyle, her türlü şeyin girişine açık bir alandır. Yani dışarıdan gelen her türlü şey öncelikle sadra girer, kalbe değil. Kalp, ilahî bir lütuf olarak Yüce Allah tarafından korunmuştur. Dolayısıyla, aslında genişleyip daralan şey kalp değil, sadrdır. Sadrdaki duraklar sırasıyla: kalp, fuâd, lüb ve artık bundan sonra, içinde zarif sırlar barındıran ince makamlardır. Bu girişten sonra müellif, “İçimde neler oluyor?” sorusuna cevap bulduğum kısımlara giriş yapıyor. Nefse, sadra girmek yoluyla baskı kurarak onu yönetme gücü verilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın sadra sınama yüklemesidir. Âyet-i kerîmede geçtiği üzere: “Allah gönüllerinizde bulunan şeyi denemek ister.” Böylece kulun, Efendisine yakarması,
Kalbin AnlamıHakim Tirmizi · Sufi Kitap · 2023235 okunma
Reklam
Reklam