UMUT GÖKSAL - BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI
Merhaba arkadaşlar
Sevgili yazarımız Umut Göksal kalemi ile tanıştığım kitabım ile karşınızdayım.
Eser 101 sayfadan oluşmakta. Akıcı ve keyifle okuduğum bir kitap oldu.
Başta kitabın ismi ve kapağı çok ilgimi çekti.
Birkaç alıntı ile giriş yapmak istiyorum..
‘En beğendiğim şiir ‘UR’ adlı şiir oldu.Ordan bir kesit paylaşmak istiyorum.
‘Gelin
Yeni bir şehir inşa edelim
desem
Herkes eski şehrinin hüznünü
harç getirmiş
olur.’
-
İnsan önce morgda
Sonra günler önce pişmiş
yemekler gibi
Kalplerde
soğur.’
Sizde şiir seviyorsanız bir şans vermenizi isterim, hoşunuza gidecek bir eser
Roger-Pol Droit, 1949 Paris doğumlu, Fransız filozof, gazeteci, eğitmen ve yazardır. École Normale Supérieure de Saint-Cloud'da öğrenim görmüş. Felsefe alanında öğretmenlik yeterliliği derecesine, felsefe doktorasına ve araştırma yönetme yetkisine sahip. İlk makaleleri 1972 yılında, 23 yaşında henüz bir öğrenciyken Le Monde gazetesinde yayımlanmış. Berck ve ardından Honfleur liselerinde öğretmenlik yapmış. 1989'dan itibaren CNRS'te araştırmacı ve üniversite profesörü olarak görev almış. İlk olarak Hegel ve Marx Üzerine Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'nde, ardından Jean-Pépin Merkezi'nde çalışmış. Ayrıca Le Monde Des Livres, Les Échos, Le Point ve Clés yayınlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Droit’nın araştırmaları, Batı düşüncesinde "öteki"nin temsilleri üzerine odaklanmaktadır. Felsefeyle, edebi ve şiirsel yaratıcılığın kesişim noktasında yer alan alışılmışın dışında, oyunbaz ve kimi zaman şaşırtıcı görünen daha kişisel metinleriyle geniş kitlelerce tanınıyor. Bu tarzın ilk örneği, 24 dile çevrilen ve televizyona da uyarlanan "101 Gündelik Felsefe Deneyimi" adlı eseridir. Droit, bazıları geniş kitleler nezdinde büyük başarı yakalamış olan felsefe ve fikir tarihi üzerine 30’a yakın kitabın sahibi. "Düşünürlerin Eşliğinde (1998)", "Kızıma Dinleri Öğretiyorum (2000)", "101 Gündelik Felsefe Deneyimi (2001)", "Kızıma Felsefe Öğretiyorum (2004)", "Dostlar Arasında Küçük Felsefe Deneyimleri (2007)", "Kısa Felsefe Tarihi (2008)", "Felsefeyle Saadet Olmaz (2015)", "Yalnızca Bir Saatim Kalsaydı (2014)", "Filozoflar Nasıl Yürür? (2016)" ve son olarak "Alice Fikirler Diyarında (2025)" eserlerini yazmış.
Droit, geçen yıl yayımladığı bu romanıyla felsefeyi her yaştan okura sevdirmek adına Lewis Carroll'ın klasik kurgusunu felsefi bir zemine taşımış. Harikalar Diyarı’nın yerini kavramların, mantık
EKONOMİ 101 – Alfred Mill
Sayfa : 264 - Tür : Genel Kültür , Ekonomi
Yazar : Alfred Mill
Derleyen :
İlk yayın yılı: Ocak 2016
Say Yayınları - Mart 2026 da dinledim Storytel
Tavsiye puanım 7 / 10
KONU : Ekonominin temel kavramlarını sade bir dille anlatan bu kitap; arz-talep dengesi, enflasyon, faiz, para politikaları, ekonomik büyüme ve finansal sistem gibi birçok konuyu giriş seviyesinde ele alıyor. Karmaşık görünen ekonomik süreçleri günlük hayattan örneklerle açıklamayı hedefliyor.
YORUM : Bir iktisat mezunu ve yıllarca bankacılık yapmış biri olarak kitap bana yeni bir bakış açısı ya da derinlemesine bilgi sunmadı. Ancak bunu bir eksiklik olarak görmüyorum çünkü kitabın amacı zaten ekonomi uzmanlarına hitap etmek değil.
Ekonomiyle çok ilgisi olmayan, haberlerde duyduğu ekonomik terimleri anlamlandırmak isteyen ya da bu alana giriş yapmak isteyenler için oldukça anlaşılır bir kaynak. Karmaşık kavramları sadeleştirmesi en güçlü yanı. Eğer ekonomi dünyasına ilk adımı atıyorsanız faydalı olabilir; ancak konuya hâkimseniz muhtemelen yeni şeyler öğrenmeden kitabı tamamlayacaksınız.
Herkese keyifli okumalar...
• Bunun gibi dizi ve kitap yorumları için Instagram Gülşah O. sayfamı takip edebilirsiniz.
Ekonomi 101Alfred Mill · Say Yayınları · 20221,207 okunma
Para Gürültüsü benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Kitabın toplumsal eleştirisi ve para kavramı etrafında kurmaya çalıştığı düşünsel zemin ilgi çekici görünse de, anlatım biçimiyle bir türlü bağ kuramadım. Karakterler bana yeterince derinleşmemiş geldiği için onların hikâyesine dahil olmakta zorlandım.
En çok zorlandığım nokta ise metnin dağınık yapısı oldu. Kitap boyunca bir romanın akışına kapılmak yerine, birbirine gevşek bağlarla tutunan düşüncelerin arasında dolaşıyormuşum hissine kapıldım. Bu nedenle sayfaları merakla çevirmek yerine, kitabı bitirme motivasyonuyla okumaya devam ettim.
Latife Tekin'in dili kuşkusuz kendine özgü; ancak bu kez o dil benim için etkileyici olmaktan çok yorucu oldu. Kitap bittiğinde zihnimde güçlü bir karakter, unutulmaz bir sahne ya da çarpıcı bir duygu kalmadı. Geriye yalnızca anlatmak istediği fikirlerden çok, anlatım biçimiyle arama giren bir mesafe hissi kaldı.
Belki başka bir okur bu metinde derinlik ve şiirsellik bulabilir; fakat benim için Para Gürültüsü, verdiği sözleri tam olarak yerine getiremeyen, okurken sürekli dışarıda kaldığımı hissettiğim bir kitaptı.
Para GürültüsüLatife Tekin · Can Yayınları · 2026160 okunma
Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın romanı, pek çok boyutu ve katmanıyla son derece cesurca kurgulanmış bir örüntü sunuyor. Kitap, temelde birey-toplum ve özgürlük-itaat ikilemlerinde bocalayan bir Türkiye toplumu alegorisi niteliğinde.
Batı kültüründe 'oğulun babayı öldürmesi' (Oidipus miti), Aydınlanma Dönemi'yle başlayan zihinsel dönüşümün Fransız Devrimi’yle sonuçlanarak 'özgürlük, eşitlik, kardeşlik' sloganında yansımasını bulması gibi tarihsel bir izleği besler. Doğu toplumlarında ise tam tersine, 'baba oğulu öldürür' (Rüstem ve Sührap miti). Çünkü Doğu'da babanın otoritesi toplumsal ve geleneksel kaynaklardan beslenerek mutlaklaşır; aradaki güç eşitsizliği oğulun başkaldırmasına pek imkan tanımaz. Başkaldırıldığı noktada ise o baş, toplumsal mekanizmaların da desteğiyle yine baba eliyle ezilir. Nitekim Doğu toplumlarında üretim için her zaman devletin (babanın) desteğine ihtiyaç duyulmuştur; bu sebeple 'Doğu despotizmi', ekonomik hayatın olduğu kadar bu güç eşitsizliğinin de temel dayanağıdır.
Romanın bir diğer güçlü katmanı ise kadın kimliği ve irade ekseninde şekilleniyor. Kırmızı saçlı kadın olarak dünyaya gelmek ve bu kaderi yaşamak ile kırmızı saçlı olmaya hür iradeyle karar vermek arasındaki nüans, Doğu-Batı karşıtlığını bir kez daha görünür kılıyor. Kırmızı saçlı doğmak 'tanrı vergisi' bir yazgı kabul edildiğinden, doğal kırmızı saçlı kadın toplum tarafından kolay kolay yargılanmaz. Ancak iradi olarak saçını kırmızıya boyatan kadın, bu yapaylıkla birlikte toplumun ona yapıştırdığı tüm etiketleri de göğsünü gererek kabul eder ve marjinalleşir.
Özetle, Doğu ile Batı'yı metinlerarası bir köprüyle bağlayan muazzam bir kurgu ve edebi anlatımdı. Bu deneyimden sonra, Orhan Pamuk’un külliyatındaki tüm kitapları okuma arzusu içindeyim.