Posta Kodlarının Ötesinde...
8/10
·368 syf.··
2026 228. kitabı
Zadie Smith’in NW Londra (NW) romanını okumak, benim için düzenli, steril ve haritası çizilmiş bir şehrin caddelerinde yürümek değil; Londra’nın o arka sokaklarında, kimliklerin, dillerin ve kültürlerin birbirine çarparak kıvılcımlar çıkardığı o devasa kaosun tam ortasına fırlatılmak gibiydi. Smith, o modern, ritmik ve adeta caz müziğini andıran deneysel kalemiyle beni öyle tekinsiz ve bir o kadar da canlı bir dünyanın içine çekti ki, sayfaları çevirirken metnin değil, doğrudan o caddelerin nabzını tutuyormuşum gibi hissettim. ​Bu kitap benim gözümde, sadece Londra’nın "NW" (Kuzeybatı) posta kodunda geçen bir mahalle hikâyesi değil; modern insanın o bitmek bilmeyen sınıf atlama çabasının, aidiyet krizinin ve geçmişinden kaçmaya çalışırken kendi köklerine takılıp düşmesinin sarsıcı bir panoraması. Çocuklukları aynı yoksul mahallede geçen ama büyüdükçe hayatın onları bambaşka sınıflara, bambaşka maskelere savurduğu Leah, Natalie, Felix ve Nathan üzerinden, Zadie Smith aslında hepimizin o ortak trajedisini anlatıyor: Ne kadar uzağa gidersen git, büyüdüğün o sokaklar zihninin bir köşesinde hep seninle gelir. ​Yazarın o çok sesli, sinematografik ve dilin sınırlarını zorlayan deneysel üslubu beni en çok büyüleyen şey oldu. O, düz bir anlatıyı reddediyor; kısa mesajlar, tabelalar, bilinç akışları ve sokak jargonlarıyla öyle dinamik bir metin inşa ediyor ki, okurken kendinizi bir metropole sıkışmış, nefes nefese bir koşunun ortasında buluyorsunuz. Smith, karakterlerinin iç dünyasındaki o çelişkileri, o "her yere ait olup hiçbir yere ait olamama" sancısını anlatırken asla yargılayıcı bir dil kullanmıyor; aksine, o modern şehrin acımasız dişlileri arasında sıkışan insanlığımızı tüm çıplaklığıyla önümüze koyuyor. ​NW Londra’yı bitirdiğimde, içimde hem o çok kültürlü, kalabalık ve
1000Kitap
NW LondraZadie Smith · Everest Yayınları · 201424 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 327. kitabı
Susanna Tamaro, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (Va' dove ti porta il cuore) adlı bu dünyaca ünlü ve dokunaklı mektup-romanında, seksen yaşındaki İtalyan bir kadının, Amerika'da yaşayan uzak ve mesafeli torununa hitaben yazdığı uzun bir veda mektubunu konu alır. Yazar; ölümünün yaklaştığını hisseden Olga’nın, hayatının son demlerinde geçmişe dönerek yaptığı samimi iç döküşü üzerinden, üç kuşağın (kendisi, kızı ve torunu) birbiriyle çatışan hikayelerini, saklanan aile sırlarını, yapılan hataları ve pişmanlıkları anlatırken; kadın kimliğini, anne-kız ilişkilerinin karmaşıklığını, toplumsal baskıları ve insanın kendi gerçeğini bulma çabasını, lirik, bilgece, yüreğe dokunan ve insanın kendi iç sesini dinlemesini öğütleyen felsefi bir dille işler.
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 202019,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·367 syf.··
2026 50. kitabı
Elimde süründü. Pek akıcı bir kitap değildi maalesef. Yazarı severim ama bu sefer sıktı beni. Çeviriden de kaynaklı mantık hataları çoktu ama genel anlamda da çok sevemedim. Okunur mu? Neden olmasın. Ama illaki okunacak diye bir şey yok. Spoiler içeren konuya gelelim En başında bile ilerleyişi tahmin edebiliyorsunuz. Zerre şaşırtmıyor. Kızımız Julliet senaryo yazarı. Babası bir mafya, bu kız da mafya dünyasından kaçıp başka bir yere yerleşiyor ve annesinin kızlık soyadını kullanıyor. Arada tehlikeli durumlar oluyor suç aileleriyle savaş başlıyormuş falan bu yüzden babası Wes isimli bir beyi koruma diye kızının yanına yolluyor. Ateşle barut yanyana durmaz. Bunlar düşüp kalkmaya başlıyor derken wes vuruluyor. Bu arada wes güya polislikten atılmış vince yani kızın babası da onu yanına almış. Daha başta anladım ben olayı. Oğlan muhbirlik yapıyor. Aslında hala polis. Sonra vurulma olayının peşine bunun üstleri baya gelip gidiyor falan bir ara buna telefon veriyorlar gizlice haberleşmek için. Bizim kız telefonu bulup olayı öğreniyor. Sonra wes e diyor ki ya hemen topla eşyalarını git ya da babama derim seni vurur. Adam da eşyalarını toplayıp gidiyor ama kıza aşık bir yandan falan. Üç ay sonra ger dönüyor. Annesi buna gaz veriyor iyi kızdı yapma etme diye. Arada kızın babası tutuklanıyot falan derken bunlar bir daha bir araya geliyorlar. Sonra da evleniyorlar bitti
CrookedVi Keeland · C. Scott Publishing Corp. · 20263 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 22. kitabı
Eleştirimi baştan yapayım bence çok dağınık bir kitap. İşlediği mesele güzel, işleyiş şekli güzel ama çok dağınık. Muhtemelen çok fazla şeyi anlatmak istediği için bu kadar dağılmış hikaye. Küstahça bir tavır olacak ama bir kitap bir adam var buraya gidiyor vs. diye yorumlanmaz. Çok basit kitaplar için ya da sadece ''page turner'' ya da ''best seller'' diye tabir edilen kitaplar için bu olabilir belki ama nitelikli edebiyat için görünürde anlatılan şey kitapta işlenecek asıl mesele için kullanılan bir araçtır genelde. Hatta pek çok kitapta daha ilk sayfalarda yazar bir olayla, bir pasajla bazen bir cümle ile o kitapta tartışacağı meseleyi okuyucuya verir. Bunu o pasajı okuduğunuzda fark etmeyebilirsiniz ama kitabın devamında ya da kitabı bitirdiğinizde evet ya dersiniz, yazar zaten bunu söylemişti aslında başlarda dersiniz. Mesela bu kitabın başlarında anlatıcı dedesinden bahsediyor, onun yaşlı bir ağaç gibi yaşadığı toprağa kök saldığından vs. Kitabın adı ve arka kapakta yazanlar ise bu metnin bir kültür çatışması meselesi olacağını söylüyor zaten. Birlikte değerlendirdiğinizde o kök salmış ağaç metaforu ile aslında kitap boyunca bir yere, bir kültür ait olmak ile yersiz yurtsuz hatta kimliksiz olmanın kıyasının yapılacağını anlıyorsunuz. Bu kısmı benim için kitabın güzel kısmı, harika bir kitap ve edebiyat konusu bence bu mesele. Bununla birlikte kuzeyin güneyden, güneyin kuzeyden (yazar Afrikalı olduğundan böyle ama siz bunu doğu batı gibi okursanız daha anlaşılır olur) nasıl göründüğünü de çok güzel işliyor yazar. Gelgelelim bu meseleler arasında çok fazla git gel yapıyoruz ki bu da kültür karmaşası ile ilişkilendirilebilir ve yazarın bunu bilerek yaptığı söylenebilir, buna da eyvallah ama üzerine bir de ataerkil toplum eleştirisi geliyor kitabın sonlarına doğru.
Kuzeye Göç MevsimiTayyib Sâlih · Ayrıntı Yayınları · 2016493 okunma
Bırak aşkı meşki! Tarih, mitoloji, polisiyeden naber? :)
6/10
·190 syf.··
2026 71. kitabı
Aşk Köpekliktir, Ahmet Ümit’in alıştığımız polisiyelerinden oldukça farklı bir kitap. İçinde aşk, ayrılık, özlem, tutku, hayal kırıklığı ve ilişkiler üzerine yazılmış öyküler bulunuyor. Kimi zaman romantik, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman da insan ilişkilerinin karanlık taraflarına dokunan kısa anlatılar bunlar. Sorun şu ki ben Ahmet Ümit’i bunun için okumuyorum. Ahmet Ümit denince aklıma İstanbul’un sokaklarında dolaştıran cinayetler, tarihle iç içe geçmiş gizemler, mitolojik göndermeler, katman katman açılan sırlar geliyor. Bir Patasana, bir Kavim, bir İstanbul Hatırası ya da bir Beyoğlu Rapsodisi okurken aldığım o zihinsel tatmin duygusunu bu kitapta bulamadım. Öyküler kötü mü? Hayır. Ancak bana göre sıradan. Aşk, ayrılık ve ilişki sorunları üzerine söylenecek çok şey söylendi zaten. Ahmet Ümit’in kalemini özel yapan şey de tam olarak bu değildi. Bu kitapta güçlü bir polisiye yok, tarih yok, mitoloji yok, araştırma yok, çözülmeyi bekleyen sırlar yok. Kısacası Ahmet Ümit’i Ahmet Ümit yapan birçok unsur eksik. Kitabı okurken sürekli aynı düşünce aklıma geldi: Yazarın yeteneği başka bir sahada parlıyor. Dünyanın en iyi forvetlerinden birini alıp kaleye geçirmek gibi olmuş. Elbette oynuyor ama herkes onun başka bir mevkide çok daha iyi olduğunu biliyor. Belki bu kitabın hedef kitlesi ben değilim. Ancak Ahmet Ümit’ten beklentim, beni bir aşk hikâyesinin içine çekmekten çok, tarihin, gizemin ve suçun karanlık koridorlarında dolaştırması. Çünkü bunu gerçekten çok iyi yapıyor. Bu yüzden kitap bittiğinde aklımda kalan şey öyküler değil, şu cümle oldu: Ahmet Ümit, bırak şu aşk meşk işlerini. Sen git yine tarihi, mitolojiyi ve polisiyeyi karıştır; biz de kitabı bitirdiğimizde hem eğlenmiş hem öğrenmiş hem de beynimiz ödüllendirilmiş olsun.
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201217,2bin okunma
Üzgünüm süreyya
8/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 03:29
Eylül – Mehmet Rauf | 8/10 Bu kitabı sevdim mi? Evet. Ama bazı şeylere de çok sinirlendim. Öncelikle Necip karakteri beni inanılmaz rahatsız etti. Arkadaşının evinden çıkmıyor, sürekli onların yanında, sonra da arkadaşının karısına âşık oluyor. Bir noktadan sonra insanın aklına tek bir soru geliyor: “Arkadaşımın karısına karşı böyle hissediyorsam neden hâlâ bu evdeyim?” Git kardeşim, uzaklaş. Necip’in sürekli aynı ortamda kalıp sonra da vicdan azabı çekmesini çok samimi bulmadım. Suat’a gelince… Başlarda kocasını seven bir kadın görüyoruz. Süreyya kötü bir adam değil, aksine iyi niyetli ve sevgi dolu biri. Bu yüzden Suat’ın Necip’e olan duygularının gelişimi bana tam geçmedi. Özellikle eldiven olayından sonra sanki Suat’ın kafasına “Bu adam bana âşık” düşüncesi yerleşiyor ve her şey o noktadan sonra büyüyor. Bu yüzden okuduğum şey büyük bir aşktan çok, fark edilen bir ilginin zamanla büyümesi gibi geldi. Bir diğer sinir olduğum konu da Süreyya’nın hiçbir şey anlamamasıydı. Kusura bakmayın ama insan eşinin ruh hâlindeki değişiklikleri, evdeki havayı, bakışmaları hiç mi fark etmez? Bu kısım bana oldukça zorlama geldi. Yazarın Süreyya’nın gözünden daha fazla şey göstermesini isterdim. Kitabın psikolojik yönü güçlüydü ama bana göre biraz fazla uzatılmıştı. Suat ve Necip’in iç sesleri bazı yerlerde susmak bilmedi. Aynı duyguları sayfalarca farklı cümlelerle okumak beni yordu. Bu yüzden Zehra’daki psikolojik etkiyi burada alamadım. Zehra beni daha çok sarsmıştı. Yine de kitabın atmosferi çok başarılıydı. Son sayfalara doğru gelen o hüzün ve çaresizlik hissi uzun süre aklımda kaldı. En çok da Süreyya’ya üzüldüm. Çünkü roman boyunca belki de en masum kişi oydu ve olan bitenden habersizdi. Kısacası Eylül benim için güzel ama kusursuz olmayan bir kitaptı. Etkiledi,
İnceleme
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma