8/10
·250 syf.··
2022 16. kitabı
Yazarın daha önce Give Me a Reason romanını okumuştum ve beğenmiştim . Regret adlı 2 tam bir buçukluk giriş kitap olarak toplam 3 kitaplık seriyi ne zamandır okumak için tutuyordum kenarda . Konuyu biliyordum zaten dram var vs severim tamam fakat okudum yemin ederim cinnet oldum tek kelime ile . İki ana karakter beni illet etti hele erkek al ağzına kürekle vur . Bokları yiyor yiyor ve hep mağdur özürler vs çocum sen önce bir adam ol dimi . Kadın karakter zaten devamlı ağlayarak içime darallar getirdi bakın tamam başına çok boktan şeyler geldi ama yeter yani . Gelelim konuya Christian zengin bir aileden geliyor baba Avukat oğlunun Avukat olup firmasında yanında yer almasını istiyor . Baskıcı tiksinç bir adam anne ayrı cins gayet rezil iki ebeveyn . Elizabeth annesinin geçimini sağlamak için çalışan bekar bir anne olduğu fakir bir aileden. Ailesi ile çok yakın oda Avukat olmak için deli gibi derslerine çalışıyor kız ailesine yük olamaz zaten .. inanılmaz farklı dünyadan iki insan... Bunlar daha ilk sene 18 yaşlarında iken ders çalışma sebebi ile tanışıyorlar 4 ay kadar arkadaş olarak idare ediyorlar ama birbirlerine içleri gidiyor aslında . Fakat çok iyi arkadaşlık kurulunca sevgili olup sonra boku çıkar arkadaşlığımızı kaybetmeyelim diyorlar . Sonunda artık dayanamıyorlar birbirlerine olan hislerini önleyemeyince sevgili oluyorlar . Okulun ilk 4 senesi bu şekilde geçiyor dersleri çok iyi aşkları süper gidiyor . Tam son sene başında Elizabeth hamile kalınca orda zurna patlıyor . Bizim manyak aşık oğlan "git çocuğu aldır avukat olucaz son senemiz bunla uğraşamayız ya ben ya çocuk "diyor . Hatun cinnet oluyor çıkıp gidiyor ayılıp bayılıyor evinde iş yerinden erkek arkadaşı var çok yakın o gelip hastaneye götürüyor bizim aşık oğlan tıntın maşallah . Hiç arayım
Lost to YouA. L. Jackson · A.L. Jackson · 20149 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2021 92. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2021 16:47
Herkesin Bilebileceği Şeyler ve Biraz da ‘’Rahip Yalancılığı’’ Hemen girişte belirtmek isterim ki, bu kitaba yazacağım incelemeyi daha çok bir zaman kaybı olarak görüyorum. Ama diğer yandan, söylemek istediğim -söylemekten kastım küçük çaplı bazı saldırılardır- noktalar var. En azından bu inceleme, bu kitaba ‘’dışarıdan’’ bakan biri tarafından bu siteye not düşsün diye yazıyorum. Normalde Sinan Hoca, benim düzenli olarak takip ettiğim, konuşmaları az veya çok zihnimin bir yerlerinde kapılar açan bir insandır. Tabi Youtube kanalındaki konsept daha çok soru-cevap üzerinden şekillendiği ve konular daha çok seküler ağırlıklı olduğu için ‘’kendisini’’ gerçek anlamda dışarı vuramıyor haliyle. Ama bu kitap, kanalında bilgece konuşan ve her fikri kucaklar gözüken Sinan hocadan daha farklı bir Sinan Canan portresi çıkarıyor karşıma. Ve bunu, özellikle de bir bilim insanına yakışmayacak bir biçimde ve benim en aşağılıkça bulduğum bir tutumla, bir ‘’hakikat burada’’ savunusuyla yapıyor. İşler bu noktaya varınca da bende birtakım kıvılcımlanmalar meydana geliyor, zihnimin derinliklerinde çelikten parıltılar peydah oluyor. Bileniyorum dostlar, keskinleşiyorum vurmak için ve affım olmayacak... Susadım çünkü şarlatanların canına! Öncelikle hocamız, Müslüman bir bilim insanı olması hasebiyle kitabın çeşitli yerlerinde sürekli İslam'ın bilimi teşvik ettiğini savunuyor. Tamam, iddia etmesinde bir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı bundan sonra, tezini gerekçelendirmek için kullandığı ve avamın dahi diline düşmüş safsataları kullandığında başlıyor. Nedir bunlar? ‘’Akletmiyor musunuz’’, ‘’düşünmüyor musunuz’’ vb. ifadelerin sanki insanları bilim yapmaya teşvik etmek için söylendiği savunusu. Ne hayal kırıklığı ama! Yani okumaktan nasibi olmayan bütün bir toplumun tutup da benimsediği bir yalanı
Kimsenin Bilemeyeceği ŞeylerSinan Canan · Tuti Kitap · 20183,281 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçek tamamen yüzümüzdedir.
Puan vermedi·387 syf.·
2021 33. kitabı
Paul Ekman kimdir? California Üniversitesi, Psikiyatri Bölümü öğretim üyesidir. Bugüne kadar, aralarında Amerikan Psikoloji Birliği'nin Seçkin Bilimsel Katkı Ödülü ile Chicago Üniversitesi Beşeri Bilimler Fahri Doktora ünvanının da bulunduğu birçok ödüle layık görülmüştür. Ekman, yakın dönemde yapılan çalışmalar bazında, 20.yy'ın en etkili psikologları arasında yer almaktadır. Ekman'ın ilgi alanları; sözsüz davranış ve iletişim, özellikle kişiler arası iletişimde yalan ve duyguların ifadesi ve psikolojisi konuları üzerine odaklanmaktadır. Ekman, 1970'lerde, psikolog meslektaşı Wally Friesen ile birlikte yüz ifadelerini ölçmeye yönelik, Yüz Hareketi Kodlama Sistemi adlı bir sistem geliştirmiştir. Bu sistem günümüzde dünya üzerinde yüzlerce bilim insanı tarafından kullanılmaktadır. Ekman, FBI, CIA ve ATF gibi hükümet kurumlarına, avukatlar, yargıçlar ve polislere ve ayrıca Pixar ve Industrial Light and Magic gibi animasyon stüdyoları da dahil olmak üzere çeşitli şirketlere duygusal ifadeler konusunda sıklıkla danışmanlık hizmeti vermektedir. Mikro ifadeler kişiden kişiye, toplumsal yapıya, herhangi bir kitleye veya kaba tabirle ırka göre farklı mıdır? Ya da evrensel midir? Ekman; 1965 yılında ifadeler üzerine hiçbir şey bilmiyorken tamamen tesadüf eseri.. "Savunma Bakanlığı'nın İleri Araştırma Projeleri Birimi (ARPA – Advanced Research Projects Agency) sözsüz davranışları farklı kültürlerde araştırmam için bana bir fon sağladı. Bu fon için herhangi bir başvuru yapmamıştım; ancak yaşanan bir skandal sebebiyle bir araştırma projesinin bir karşı-isyan hareketini kamufle amacıyla kullanılmasıyla- çok önemli bir ARPA projesi iptal edilmişti. Buna ayrılan paranın ise, söz konusu mali yıl içerisinde, denizaşırı ülkelerde yürütülecek, tartışmalı olmayan bir araştırmada
Psikoloji
Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?!Paul Ekman · Okuyan Us Yayınları · 2016318 okunma
8/10
·40 syf.··
2020 20. kitabı
In this issue, we are listening to how familiars have come to this. First Embrose's snakes, Nag and Nagaina tells about their story and then Salem which is Sabrina's cat begins to tell his own story. Again, it was an enjoyable issue, but the excitement I felt in the first issues is gradually decreasing. These extremely dark witches seemed to me too shallow at some point. If you like Netflix version Sabrina, you will like these comics too. I recommend you take a look. / Bu sayıda hayvan yandaşların nasıl bu hale geldiklerini dinliyoruz. Önce Nag ve Nagaina isimli Embrose'un yılanları anlatıyor, ardından da Salem yani Sabrina'nın kedisi başlıyor kendi hikayesini anlatmaya. Yine keyifli bir sayıydı fakat ilk sayılarda hissettiğim heyecan git gide azalıyor. Bana bu aşırı karanlık cadılar bir noktadan sonra çok sığ gelmeye başladı. Eğer Netflix versiyonu Sabrina'yı sevdiyseniz, bu çizgiromanları da beğenirsiniz. Bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Chilling Adventures of Sabrina #6Roberto Aguirre-Sacasa · Archie Comic Publications, Inc. · 20161 okunma
8/10
·169 syf.·
2020 17. kitabı
"SPOILER"LI İNCELE(YEME)ME... Roman hakkında bir şeyler yazmadan geçmek istemedim, öte yandan birkaç denemeden sonra dahi cümlelerimi toparlayamadığımı fark ettim. Ben de kitaba düştüğüm notlardan bir şeyler yazmayı ve bu kitabı boş geçmemeyi uygun buldum. Bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak? Kitabın başından sonuna değin süren, zaman yolculuğu serüveni sonrasında yaşananlar ve zaman yolculuğuna giden sürecin harmanlanarak anlatımı gayet güzeldi bence. Flashback'ler yerindeydi yani. Ayrıca olay akışının İncil'den pasajlarla desteklenmesi de gayet iyiydi. Kitabı okurken Jung'un kuramlarını ve İncil'i okumamış olmanın eksikliğini hissettim. Siz siz olun, bunlara aşina olmadan kitabı okumayın, okuyacaksanız da bu konular hakkında bilgi sahibi olduktan sonra kitabı tekrar okuyun. Syf.23'te, Karl'ın Aramice öğrenmekte zorluk çekmemesi, ırksal kökenlerine bağlanmış bazı "garip" arkadaşları tarafından. Ama bana kalırsa bu "garip" arkadaşlar haklı olabilirler. Bu konuda FOXP2 geniyle alakalı bir araştırma buldum ama konuyla tam paralellik göstermiyor. Bu konuyla alakalı bilgilendirici bir şey bulabilirsem sevinirim. İyi bir konuya benziyor. Karl'ın, göğüsler arasında haç görmeye dayanamadığına şahit oluyoruz. Kadınları da gümüş haçlara benzetiyor. Erkekler ise tahta haçlar onun için. Hikayenin finaline bakacak olursak, eğer ki İsa asılarak ölmüş olsa bunu bir nevi idam-ölüm ereksiyonu-seks üçgenine bağlayabilirdim. Yine de haz ile ölüm arasında bağıntı kurulabilecek tek konu bu değil. Bkz. Otoerotik asfiksi. Haç - ölüm - haz bağıntısını kurduğumuzda, Karl'ın psikolojisi çok da zorlama olmasa gerek. Karl'ın aile hayatı sağlıklı değil. Annesi onu tek başına büyütüyor (ya da büyütemiyor). Burada da İsa'ya göndermeler var gibiydi. Aslına bakacak olursanız, hikayenin
İşte İnsanMichael Moorcock · İthaki Yayınları · 20181,854 okunma
DUR, bir kere bağır öyle GİT(ME)!
8/10
·482 syf.··
2020 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2020 22:37
Bazı kitaplar vardır, adı bir şeyleri çağrıştırır size okumak istersiniz onu, bazılarının içeriği hakkında bir şeyler biliyorsunuzdur alır ve kendiniz yorumlamak istersiniz bir de. Ve bazı kitaplar tesadüfen çıkar karşınıza, okudukça bazı satırlar sırf sizi bulsun diye yazılmıştır sanki, şöyle ifade etmek daha doğru olur belki, içinizde uyuyan bir şeyleri uyandırmak için karşınıza çıkmış gibi. Ve işte bu kitap ve ben, bir de siz... Özdemir Asaf'ın ilk şiirlerine tutuldum ben, sevgi dolu oluşuna, aşkla yazılışına, yüreğe o incecik dokunuşuna vuruldum. Bu kitapla beni aldı gerçeklerin ortasına koydu, onun anlattığı bir karakter gibiydim, anlattığı karakterler çünkü nasıl anlatsam size insan kelimesinin başına getirebileceğiniz her sıfattan birazdı. En mühimi okurken düşündüm kendimi önce, sonra tüm insanları. Üzüldüm. Üzülmek neye yarardı, daha ötesi lazımdı. Düşündüm, sorguladım bu da yetmezdi bir şey yapmak lazımdı, insanların sesi olmak, eli olmak, kolu olmak, ayağı, gözü. Görmeyen, insanlar vardı çünkü gözleri çok sağlıklı olmasına rağmen. Kelimeler zihnine doluştuğu halde konuşmayan, bacakları iyi olmasına karşın adım atmayan, gücü olduğu halde hiçbir şey yapmayan, her şey olamazdı bir insan ama hiç olanlar vardı, o hiçlerin hiçliğini azaltmak için daha çok çabalamak lazımdı demek istediğim, anlatabiliyor muyum? Dünyayı bir bütün olarak görürsek yine görürüz ki peşi sıra insanlar bu bütünü parçalamaya çabalayan yegane varlıktır. Soruyorum size dünya kaç parçadır, kaç kıta, kaç canlı, kaç etnik grup, kaç azınlık, kaç din, kaç mezhep, kaç cinsiyet, kaç dil, kaç lehçe, kaç şive, kaç ırk, kaç siyaset, kaç ülke, kaç aile? Ben, sen, o, biz, siz, onlar olarak görmek insanları ne demek? Biz olmak sözde ama bizden misin diye sormak başka birine bir yandan bütün olmak
Kırılmadık Bir Şey KalmadıÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 20172,788 okunma