Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Paulo Coelho, sade ama etkileyici anlatımıyla bize yalnızca Santiago'nun hazine arayışını değil, insanın kendi iç sesini dinlemeyi, korkularını aşmayı ve hayallerinin peşinden gitme cesaretini de anlatıyor. Kitabı bitirdiğinizde anlıyorsunuz ki asıl hazine, varılan yerde değil; insanın yol boyunca öğrendiklerinde, yaşadığı dönüşümde ve kendini keşfetmesinde saklı. Yıllar sonra bu kitabı yeniden okumak, aynı satırların farklı yaşlarda insana bambaşka şeyler söyleyebildiğini bana bir kez daha gösterdi. Simyacı, yalnızca bir yolculuk hikâyesi değil; hayaller, cesaret ve kendini keşfetmek üzerine düşündüren, her okuyuşta yeni anlamlar sunan bir eser. Kısa olmasına rağmen uzun süre zihinde ve kalpte iz bırakan, bence herkesin hayatının farklı dönemlerinde dönüp tekrar okunması gereken kitaplardan biri. Paulo Coelho Simyacı
Alıntı
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 79. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:02
Jules Verne’in Karpatlar Şatosu romanını okurken, bunun alıştığım Jules Verne maceralarından biraz farklı olduğunu düşündüm. İlk sayfalarda eski bir şatonun etrafında dolaşan gizemli olaylar nedeniyle doğaüstü bir hikâye okuyacağımı sandım. Ancak roman ilerledikçe, Verne’in korku atmosferini bilim ve teknolojiyle iç içe geçirerek bambaşka bir anlatı kurduğunu görmek beni daha çok etkiledi. Benim için romanın merkezinde Kont Franz de Télek vardı. Onun yıllar önce kaybettiğini düşündüğü Stilla ile ilgili yaşadığı duygular, hikâyenin sadece gizem üzerine kurulmadığını gösteriyor. Franz’ın şatoya gitme nedeni merak değil, geçmişiyle yüzleşme isteği. Bu yüzden onun yolculuğunu okurken, bir maceradan çok takıntının ve özlemin insanı nereye kadar sürükleyebileceğini düşündüm. Romanın diğer önemli karakteri Baron Rodolphe de Gortz ise beni en çok düşündüren kişiydi. Stilla’ya duyduğu saplantılı bağlılık, zamanla sevginin sınırlarını aşarak sahip olma arzusuna dönüşüyor. Onun bilim ve teknolojiyi kullanış biçimi de tam burada anlam kazanıyor. Gortz’un amacı yeni bir şey üretmek değil; geçmişi olduğu gibi koruyabilmek. Bence romanın en güçlü taraflarından biri de buydu. Teknoloji burada ilerlemenin değil, vazgeçememenin bir aracı hâline geliyor. Başta köylülerin şatoyla ilgili korkularını okurken yaşananları gerçekten doğaüstü sanmıştım. Fakat olayların arkasındaki gerçeği öğrendikçe, insanların bilmedikleri şeyleri nasıl kolayca efsaneye dönüştürdüklerini fark ettim. Jules Verne’in, batıl inanç ile bilimi aynı hikâyede buluşturmasını oldukça başarılı buldum. Roman boyunca beni etkileyen bir başka nokta da Karpat Dağları’nın atmosferiydi. Sisli yollar, terk edilmiş şato ve sessizlik, hikâyeye sürekli bir gerginlik katıyor. Mekân, karakterler kadar güçlü bir role sahipti.
1000Kitap
Karpatlar ŞatosuJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,035 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·536 syf.··
2026 1. kitabı
‎Bu romana bir tür adı vermem gerekse Hayat romanı derdim çünkü tamhayatın içinden tam bizden. Roman yazar anlatıcının İranlı halı tüccarı dedesi Settarhan ile Trabzonlu anneannesi Zehra'nın bu uzak coğrafyalarda rağmen nasıl olupta evlenebildikletini merak edip dedesinin hayatını öğrenmek için İran'a gitme kararı almasıyla başlıyor. Bu arada hayatında ona bir sürprizi oluyor ve baktığı fotoğraflardan bir gölge olarak  onların yanına gidip . bizzat şahit oluyor hatta hakim anlatıcı gözüyle göremediklerini bile görüyor. Bu iki insanın karşılaşma serüvenleri paralelinde :Balkan Seferleri, 1.Dünya Harbi, Sovyet Rusya'nın kuruluşu, muhabirlik ,Mecusiler gibi tarihi meselelerde kahramanların hayata etkileriyle güzel ve çarpıcı işlenmiş. ‎Yazar anlatı boyunca hiç acele etmeden oldukça  şairane üslup ve betimlemelere yer vermesiyle duyguyu okura çok güzel verebilmiş. Bu eseri bir sefer daha okuyup bitirmişken esere veda etmenin hüznünü tekrar yaşıyorum. ‎Ah İsmail!  Osmanı'nın Balkan koçu Zehra seni Gülcemal Vapuru'nda uğurlarken ben de arkandan ağladım. Hele o günlüğünü okurken gözyaşlarına hakim olabilmek ne mümkün. Zehra'ya şöyle demiştin günlüğünde : "Söylesene Zehra'm unutmak bu lisanda kaç hecedir? " haklıydın bu acıları unutmak ne mümkün. . . ‎Setterhan, Sehend Dağı'nın zirvesinde ölümle karşılaştığında ölüm olunca her şeyin nasıl da teferruat olduğunu bir kere daha anladım. Zehra muhacirlik yolundayken insan denen mahlukun ne kadar kötü olabileceğini ise idrak ettim. ‎Sofya'nın ve özellikle Celil Hikmet'in mektupları ise beni benden aldı.Yani bu hikayeden heybem gayet dolu ayrılıyorum nasibi olan karşıma çıksın. ‎Zehra ve Setterhan'ın bir yanları kırık kalacak ama ihtimal bir kafiye tutturabilmişlerdir. Hem tuttursunlardan bizim de bir okuduğumuz roman da mutlu bitsin
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2026 35. kitabı
𝗨Ç𝗨𝗣 𝗚İ𝗗𝗘𝗡 𝗕İ𝗥 𝗞𝗨Ş Tahran'ın fakir ve kalabalık mahallelerinden birine taşınan anlatıcı, Emir'in karısı, iki çocuk annesi bir kadındır. Kanada'ya gitme hayalleri kuran eşi, istekleri olan oğlu ve civardaki tehlikelerden korumaya çalıştığı küçük kızıyla sessiz bir hayat sürmektedir. Sessizliği içinde fırtınalar kopmasına engel değildir. Eş, anne, kız evlat ve kızkardeş rollerini oynarken zaman zaman kendi sesini kendisi de duyamaz olur. Bunda ardını bırakmayan bazı pişmanlıklar da etkili olmaktadır. Alışılageldik Ortadoğu'da kadın olmakla ilgili hikayelerden birini okuyacağımı düşünürken, evrensel bir kadın hikayesi okudum. Durumlar, hisler çok tanıdık, ait olma duygusu çok bilindik. Yazar anlatmak istediklerini Öyle güzel betimlemiş ki dupduru, yalın diliyle hikaye başını alıp gitti. Tüm okurlara, özellikle de kadınlara tavsiyem olsun 'Uçup Giden Bir Kuş'
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026248 okunma
9/10
·59 syf.··
2026 78. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:33
Bilinmeyen Adanın Öyküsü, sadece bir oturuşta okunabilecek kadar kısa, ancak günlerce üzerine düşünülecek kadar derin bir modern klasiktir. Kendi içindeki "bilinmeyen adayı" aramaktan korkmayan herkesin mutlaka okuması gereken bir başyapıttır. José Saramago' nun kendine has anlatım diliyle bizlere büyük dersler verdiği kısa kitapta derin felsefi ve alegorik anlamlar aktarılmış. insanın kendini arayışını, hayallerinin peşinden gitme cesaretini ve sistemle olan mücadelesi çok güzel işlenmiş.
1000Kitap
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202127bin okunma
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
OKUDUM BİTTİ Kitap Adı: ENEGÜL Kitabın Yazarı: Enes Hanpa Kitabın Yayınevi: Dorlion Yayınevi Sayfa Sayısı: 101 Kitap Yorumu: "Ben ayrılıkların şairi, yalnızların ozanıyım." der Ahmet Selçuk İlkan. Enegül kitabı ise bu sözleri çürütmek için yazılmış gibi. Sevgiliye kavuşmanın, sevgili ile geçen zamanın değerini anlatan şiirlerle dolu kitap. İçten ve samimi cümleler akıcı şekilde ilerliyor. Şiirde en önemlisi samimi duygular olması, ne için yazılmış olursa olsun. Genelde de için zehirini, acısını akıtmak içindir ama Enegül, ezber bozan olmuş. Dolu dolu bir aşkın izleri var. Tabi her ilişki gibi inişli çıkışlı olduğu şiirlerin ahenginden anlaşılıyor. Şiir severlere duygu yüklü bir kitap niteliğinde. Keyifli okumalar dilerim şimdiden. Kitap: Çeşitli şiirlerden oluşmakta... (Alıntı) : " MUTLULUĞUN İNTİHARI Dün gece öldü bir intihar gibi mutluluğum Yalnızlığıma terk ettim yüreğimi, Kanım pıhtılaştı teklerken zaman, Ah hasret kokan güllerim, Ellerimde solmanızı ne çok isterdim. Kimseler görmez, Bilmez kimseler turnaların neden göç ettiğini. Nasıl bir sefalet bu Allah'ım, Uzanıyor tutamıyorsun saçının telini, Ah kader sevdiğim sözcük, Sende bilemedin Gül'ümün kıymetini, Ve terk etti bizi de sevda, Gömdü bir kurumuş toprağa, Gitme be Sevdiğim gitme, Gidenler dönmediler sevdiklerine, Gidenler anlayamadı geride bıraktıklarını,
EnegülEnes Hanpa · Dorlion Yayınları · 20205 okunma