Bir 23 Şubat sabahı, 13 yaşındaki Samantha Andretti okula giderken kaçırıldı.Gözlerini açtığında ise kendisini serum ve oksijen maskesine bağlı, aynalı bir odada ve ultraviyole ışıkların altında
Colin Barrett’in Vahşi Evler kitabını elime alıp bitirdiğimde, üstümden ağır bir kamyon geçmiş gibi hissettim. Hani bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır, derin bir nefes alır ve bir
Sevdiğiniz kişi istedi diye İstanbul'a gitmek. Hemde yol yordam bilmeden yaşlı bir haliniz ile... Bir simit uğrunaydı bütün her şey... Evlilikte mühim olan saygıydı.
Kitabı çok severek okudum Fadime Nine ve Ömer Amca sevgiyi o ladar güzel göstermiş ki, günümüzde ne yazık ki bumu eksikliği yaşanıyor.
"Sevdası için 'giderim' diyen adamlar sevdiklerini hiç bırakıp da gitmezler."
"Her şeyi unutsam dert değil de ben seni unuturum diye korkuyorum."
...
Ayperi bitmek bilmeyen kabuslarından yine uyanmış güne başlamıştı.
Verdiği çay sözüne Ömerin yanına gitmek zorunda kalan Ayperi aldığı akıl ile çay yerine alkol tüketiyor ve Ömeri kendinden
Ağlamak istiyorum Mutlu sonlu bir kitabın sonunda nasıl bu kadar kalbim kırılabilir.
Saklıca bana ilaç gibi geldi diyebilirim. Kitabın çoğu şeyi tahmin edilebilir olsa da beni o kadar hafifleten,
Turgut Özben'in kaybıyla yolumuza başladık... ya da kaybettik mi demeliyim? Kitap, daha ilk sayfalarda okuyucuyu bir belirsizliğin içine itiyor. Turgut Özben'in üç yıldan beri