“İmkansızlıkları yaşamak mıdır sevmek, yoksa severken inkânsız mıdır yaşayabilmek.
Zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek
Yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek?
Kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek,
Yoksa gitmekten vazgeçip, sevmek mi gerek?
Özdemir Asaf
Üç yanı aşılmaz karlı dağlarla çevrelenmiş, geniş ve verimli topraklara sahip bir köyün dış dünya ile irtibatını sağlayan tek yol, azgın suları olan bir ırmak üzerindeki tahta köprüydü. Bu köyde yaşayan köylüler kasabaya gitmek için ırmağın en dar kısmına yaptıkları tahta köprüden geçmek zorundaydılar. Köylüler, arabalara yükledikleri ürünleri kasabada satarlar ve neşe içinde köye dönerlerdi. On yıl vardı ki, neşe yerini kedere bırakmıştı. Bu on yıllık sürede köyden ayrılanların hiçbiri geri dönmemişti. İlk gidenler geri gelmeyince köydekileri bir korku kaplamıştı. Durumu merak eden köylüler köprünün yakınlarına geldiklerinde karşı tarafta dolaşan silahlı adamlar görmüşler ve bunların eşkıya olduklarını anlamışlardı. Eşkiyalar tarafından öldürülmek korkusu, onları dış dünyadan habersiz yaşamaya mahkum etmişti. Fakat yine de birkaç yılda bir de olsa cesur gençler ortaya çıkmış, köydekilerin engellemelerine göğüs gererek köprüden karşı tarafa geçmişlerdi. Karşıya geçmişlerdi geçmesine de, içlerinden köye geri dönen olmamıştı.
İşte şimdi bir başkası kasabaya gitmek için yola çıkmıştı. Bu cesur genç atlı arabasını korkusuzca köprüye doğru sürdü. Karşı kıyıya geçince orman içinde devam eden yol boyunca ilerlemeye başladı. Daha yüz metre gitmeden büyük bir ağacın yol üstüne devrilmiş olduğunu gördü. Cesur genç kılıcını çekip yere atlarken haykırdı: “ Haayt!.. Kimseniz çıkın ortaya yüzünüzü görelim!.. Böyle yol kesip eşkiyalık yapmak da ne demek oluyormuş. Sizin gibilerin hakkından gelmesini bilirim ben. “ Bunun üzerine eşkiyalar ağaçların arkasından çıkıp cesur gencin etrafını sardılar. Eşkiyaların reisi, öne çıkarak cesur gencin karşısına dikildi: “ Bre genç “ dedi, “ ne bağırır durursun? “
Cesur genç: “ Ohoo!.. Demek bunların başı sensin. Karşımda öyle dikilip durma.
Hangi laneti temizlemek için bu ayinler Ashurena
Şarabın üzüme gazabından hallice
Kanayan tırnaklarında bir zencinin
Hangi aşka gidilir bu son trenle
Ağaca dönmeden önce Attis
Tılsımlı bir ezgide dans edeceksin
Beni göçe zorlayan gözlerin
Birleştirebilir mi kırılmış hayatları
Benim hiç lahuti rüzgarlarım olmadı
Bu yüzdendir uçurtmalara küskünlüğüm
Gece oldu Ashurena
Yine bu rutubetli duvarlarda seni görmekteyim
Kırık bir valiz ellerimde
Gitmek için hazır şiirlerim
Sahi mesihi kızı kaç kez ölmek gerek
Yaşamak için?