Kitlesel Çürüme'nin Ortasında İnsan Kalabilmek
(Sinir Uçları Uyarılanlar Dinlenerek Okusun) Başlamadan önce kısa bir not: Burada bahsi geçen radikal gruplarla ilgili verilen örnekler, ülkede yaşayan belirli azınlıkların eylemlerinden, sözlerinden alınan analizlere dayanmaktadır. Onların dünya görüşlerinin ürünleridir, yazarın şahsının bakış açısını asla temsil etmemektedir. Metin, memleketine karşı platonik aşk besleyen ya da sorunlara çözüm ararken yitip giden Osman Uçarer gibi ruhlara adanmıştır, Anlatılan her şey, Saramago'nun romanlarında anlattığı Adı Bilinmeyen Bir Ülke'de geçmektedir. Şimdi haberler Adalet heykeline t*cavüz skandalı! Karısını altı parçaya böldü! Kızına yıllarca t*cavüz etti. Denetimli serbestlik şartıyla dışarı çıkan katil can aldı! Oksijen israfına zam yolda. Diyanetin yeni makam arabası gündemde! Başörtülü bacılarımıza zulüm yaptılar! Halk Suriyeli avına çıktı! Depremde çadır satan kurumdan istifa gelecek mi? 32 Şehidimiz var... 1.Engebeli bir yolculuk için önsöz: İstersen gündelik haberleri okumaya devam et, istersen gazetenin bulmaca sayfasına geçerek yaşananları ve yaşanacak olanları yadsımaya devam et. İstersen benimle gel ve anlamsız bir dünyada anlam yaratan bir insan olarak sosyal çürümeye diren. Merhaba sevgili okur. Biliyorum, kitlesel bir çürümenin içerisinde mahsur kaldın ve kendin olarak kalmak istiyorsun. Kendini çaresizlik içerisinde hissediyor ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyorsun. Zaman zaman hayat anlamsızlaşıyor, ailen seni anlamıyor, ülken senin ona beslediğin sevgiye karşılık vermiyor, her geçen gün artan şiddet haberleri seni daha çok karamsar hale getiriyor. Cehalet okyanusunda doğmuş sıradan bir balıksın ve yalnızca huzur içinde yüzerek ömrünü geçirmek istiyorsun. Biliyorum, daha huzurlu bir coğrafyada hayallerinin peşinden gitmek isterdin ancak Adı
Düşünce
Hayata dair...!
Ömür dediğin nedir ki? Gelip geçer, tek bir nefesin kesilmesine bakar bitmesi. Hiçbir şey kalıcı değildir, her şey zamanla eksilir ve biter. Hal böyle olunca da her an vaktine esir, kıymetini bilmek gerek. İyi olana gitmek, iyi olanı sevmek iyiliği çoğaltmak en çok da iyiliğin üzerine bir hayat inşa etmek.. Kalbinizin soğudu ortamlara girmeyin, size değer vermeyen insanların kapısına gitmeyin. İyi olun ama herkese değil! İyi niyetinize sahip çıkın kimsenin almasına izin vermeyin. Ve hayatta hiçbir şeye güvenmeyin, hele ki fazla güvenmeyin gençliğinize. Kime kalmış üç günlük dünya, bize kalsın? Dilara
İnsan ve Duygular
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Belki de çıkıp gitmek gerek. Bir veda etmeden, bir söz etmeden ve ses çıkarmadan. Sahi, çıkarsan da duyacak biri var mı ki arkanda ya da durduracak biri.
İnsan ve Hayat
Kesinlikle
gitmek isteyen gitmek istediğini söylesin güzelce vedalaşılır, kimsenin dünyasını başına yıkmaya gerek yok.
İmkansızları yaşamak mıdır sevmek,yoksa severken imkansız mıdır yaşayabilmek. Zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek,yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek? Kolay mıdır bir anda vazgeçip gitmek yoksa, gitmekten vazgeçip sevmek mi gerek . Özdemir Asaf
Ben isterdim ki anneme de okuma şansı verilseydi
O zaman öyle güzel olurdu ki hayatı. Eli hamurdan çok kalem tutsaydı da ‘Kızımız okuyor ne evliliği’ denseydi. Babamla zorla evlendirilip babamın ve sülalesinin baskısı altında ezilmeseydi. Benim annemin el yazısı çok güzeldir halbuki. İlköğretim terk olmasına rağmen hemde. Benim 16 yıllık eğitim serüvenim sonucu ise karınca kadarlar hala beceremedim bir türlü onun kadar güzel yazmayı tıpkı elinin lezzetini beceremediğim gibi. Tek başına her şeye yetip her işe koşar annem. Az dinleneyim dediğinde bile aradan çıksın diye iş görür. Böyle bir kadını okutmayıp el oğluna veren anneannemgil yüzünden babam ve sülalesi tarafından yıllarca psikolojik ya da fiziksel şiddet görüp son yıllarda dayanamayıp yaşattıklarını yüzlerine vurunca adı deliye çıktı benim annemin. Sonunda kafayı kırdı dediler. Ah okusaydı keşke annem. O öğretmeni denilcek hocası o gün hastalıktan gelemeseydi okula da dedem ‘ okutayım mı bu kızı hocam ne diyorsunuz’ dediğinde ‘ ne gerek yav tarlada çalışsın işte’ diyemeseydi. Dedem annemin eğitimi ile ilgili kararı anneme sorup gitmek istediğini söyleyince gönderseydi de annemi böyle görmeseydim. Varsın bende doğmamış olaydım zaten büyük kızlar annelerinin kaderini yaşarlar diye boşa dememişler.
Eğitim