Kendine Yabancı Doğanlar İçin Bir Roman
Puan vermedi·200 syf.··
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:13
Demian insanın yalnızca bir hikâyeyi değil, kendi içindeki bölünmüşlüğü de okumaya başladığı kitaplardan biri gibi geldi bana. Çünkü kitap boyunca Sinclair’in yaşadığı şey aslında yalnızca büyümek değil; kendine yaklaşırken kendinden korkmayı öğrenmek. Ve Hesse bunu çok erken bir yerden, çocukluk üzerinden kuruyor. Zaten kitabın en güçlü yanlarından biri de burada başlıyor. Sinclair daha en başta, “Bunu anlatabilmem için atalarıma gitmem lazım.” der gibi bir kapı açıyor. Çünkü insanı yalnızca bugünü oluşturmuyor; onu yetiştiren insanların korkuları, inançları, bastırılmış tarafları da şekillendiriyor. Kitap boyunca hissedilen en güçlü duygulardan biri, insanın kendi içindeki iyilik ve kötülük arasında sıkışması. Ama Hesse bunu klasik bir “iyi insan-kötü insan” çatışması gibi vermiyor. Daha çok insanın içinde bastırdığı taraflarla yüzleşmesi üzerinden ilerliyor. Zaten Sinclair’in yaşadığı sancı da burada başlıyor. Başkalarına benzememek, yaşıtlarının hissettiği şeyleri hissedememek, bazen kendini üstün görmek ama aynı anda korkunç bir yalnızlık yaşamak… Özellikle şu kısım kitabın ruhunu çok güçlü veriyor: “Kendimi zaman zaman başkalarıyla kıyasladığımda, çoğu kez gurur ve kibir duygusuna kapılıyordum ama bir o kadar da cesaretim kırılıyor, bezgin düşüyordum.” Bu aslında birçok insanın içinden geçtiği ama kolay kolay itiraf edemediği bir duygu. Kendini farklı hissetmekle, dışarıda kalmış hissetmek arasındaki ince çizgi. Ve Hesse bunu fazlasıyla gerçek hissettiriyor. Bir diğer güçlü taraf ise kitabın inanç meselesine yaklaşımı. Körü körüne inanmak mı, yoksa sorgulayarak inanmak mı? Kitap bunu doğrudan cevaplamıyor ama sürekli karakterlerin zihninin içine bırakıyor. Özellikle kendi içinde gelgit yaşayan, inançla akıl arasında sıkışan insanların bu kitapta kendinden
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
6/10
·293 syf.··
2026 5. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:21
2 aydır reading slump yaşadığım için ilk 20 sayfasını 2 ay önce okuyup kalanını da son 3 gün içerisinde okudum. O yüzden kitabı 3 günde bitirdim diye kabul ediyorum. Kitabın ilk 20 sayfasını okurken zorlandığımı hatırlıyorum bir türlü içerisine girememiştim. Kitap, ilk bölümünde bir kısım günümüz bir kısım da geçmişten bir kısmı içeriyor. Buradan sonrasında spoiler var. SPOILER Agnes, sırf kocası mutlu olsun diye 3 çocukla geride kalıyor. Neymiş kocası mutsuzmuş kapana kısılmış hissediyormuş. Agnes'in 3 çocuğu vardı kocasının garip tavırlara girmesi ile oldu mu size 4 çocuğu. Çocuk ölüyor, kadın yas tutuyor. Kocası zaten çocuk öldükten sonra geliyor. Birde kadın yas tutarken kocası gelmiş diyor ki benim Londra'ya geri gitmem lazım. Neymiş paşama ihtiyaçları olurmuş Londra'da. Londra'ya gidip birde aldatmış kadını. Dur bir çocuğun öldü, karın memlekette nelerle uğraşıyor ama sorarsanız hala seviyor karısını. Sonra da gidip ölen çocuğunun adıyla oyun yazıyor ama karısının haberi yok. Karısına da üvey annesi söylüyor bak kocan böyle bir oyun yazmış diye. Ne diyim. Gece gece sinirlendim. Bu arada kitabı bitirip filmini izleyecektim. Vazgeçtim çünkü bu adama daha fazla dayanamam.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·496 syf.··
2026 3. kitabı
"Şimdi gitmem lazım. Bir süre buralarda olmayacağım. Ne zaman gelirim ya da gelir miyim bilmiyorum. Tek bildiğim, artık yaşamak için çok güzel bir sebebimin olduğu. Sapasağlam dönmeye çalışacağım. Bana kızgınsın, seni çok üzdüm biliyorum. Hakkım yok belki ama... Seni seviyorum. Kendi çirkinliğimi senin güzelliğinle unutmak istiyorum, Halide sen nereye, adım adım ben oraya. İnsan sevdikçe iyileşiyormuş, artık anladım. Lütfen bana izin ver, olur mu? Seni sevmeye çok ihtiyacım var."
Zora Sarıldık 1Sultan Sarıgöz · Pukka Yayınları · 2025110 okunma
"Geri geleceğim ama önce biraz gitmem lazım."
Puan vermedi·116 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 22:49
》Türkan'ın gelebilmesi için, önce gitmesi, gittiği yerde kendini bulması gerekiyordu. O zaman geri geldiğinde her şey bambaşka olacaktı. Bütün yaşamını birilerinin yanında durarak, birilerinin ona açtığı boşluklara sığarak, kendisine verilenle yetinerek, kendi kaderini tayin edemeyerek, istemenin ne demek olduğunu bilmeyerek geçiren bir kadının hikayesi bu. 》Aile sevgisi olmadan geçirilmiş bir çocukluk, ardından sevgisiz, yabancı hissettiren bir evlilik ve yılların sonunda kaybedilen bir eş, karavanla düşülen bir yol... İşte Türkan'ın çiçeklenmesi tam da burada başlıyor. 》Limon sarısı bir karavanla yıllardır yapmadığını yapmak için yola düşüyor Türkan; kendini anlamak dinlemek, ne istediğini, neyi beklediğini görmek için... Birey olduğunu fark etmek, unuttuğu şeylerin; yaşamanın, aşkın ne olduğunu öğrenmek için... 》Bu serüvende neler öğrenmiyor ki... Kendisine hayat diye sunulan şeyin, yetindiklerinin aslında onu hiç mutlu etmediğini, hiç kendi istediklerini yapamadığını, kendinin olmayan bir hayat yaşadığını üzülerek fark ediyor. Yol arkadaşları oluyor. Hayatına yeni insanlar giriyor. Doğuştan ona verilmiş kişiler değil, kendi seçtiği, kendi kurduğu ailesi oluyor. Onu anlayan, anlamaya çalışan, seven ve ona hiç görmediği kadar değer veren insanlarla kesişiyor yolu. O da sevilince çiçek açıyor işte, hepimiz gibi... 》Bu bir yasın kitabı değil aslında. İçsel bir yolculuğun, görünür olma, sesinin duyulma isteğinin, bir ölümün getirdiği farkındalığın, yalnızlığın bazen olması gereken olduğunun kanıtının kitabı. Doğru insanlarla çevrili değilse hayatımız orası yalnızca kuru bir kalabalıktan ibarettir. 》Eleştirmem gereken birkaç nokta varsa eğer, onları da şöyle söyleyebilirim: Bence Türkan dışındaki karakterlerin anlatımı biraz yüzeysel kalmış, onları daha iyi
Alıntı
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma
Çok daha iyi olabilirdi.
3/10
·456 syf.··
2026 2. kitabı
(SPOILER) Eh yani ilk söyleyeceğim şey güzel bir vizyonun işlenememiş olması olabilir. N. G. Kabal’ın böyle bir özelliği var hakaret etmek için söylemiyorum ama gerçekten muazzam fikirleri ve kurguları işleyemiyor. Reenkarne olmuş genç bir kadın, geçmişte Vampir Avcısı olarak bir Vampir’in koynuna girip onu kendine aşık ediyor. Vampir bunu öğrenince kadını tam kalbinden hançerliyor ve kadın ölüyor. Yanlış hatırlamıyorsam 100 yıl sonra falan reenkarne oluyor ve göğüsünde doktorların bile çare bulamadığı en son kıza yalancı dedikleri bir ağrı sürüyor. Ağrının sebebi de bu hançerlenme işte. Kız büyüyor vampirlerin eski şatosu müze olmuş orada müdürlük yapıyor. Sonra bunu öldüren vampir geliyor orası onunmuş falan kızın yüzü de geçmiş yaşamıyla aynı kızı tanıyor tabii. Kısaca hikaye böyle tabii benim başta anlattıklarım spoiler kitabın ilerisinde öğreniyorsunuz adamın kıza niye düşman olduğunu. Vampir’lerin dünyada insanlarla koloni hâlinde yaşaması, kendilerine ait barlarının olması, vampir kanının uyuşturucu niteliğinde olup orada burada satılması gibi fikirler çok güzeldi. Ancak kitap bana geçemedi işlenememiş gibi geldi. Bunun başlıca sebebi aksiyonun doruğa ulaştığı anlarda bir anda bitmesi ve herkesin hiçbir şey olmamış gibi davranmasıydı. Mesela Vampir kızımızı ısırdı ısıracak, sanıyoruz kız vampir olacak… TAK! aksiyon sönüyor. Kız: “Şey benim gitmem lazım.” diyip vampirden sıyrılıyor ve günlük rutinine dönüyor. Bu sürekli tekrar edince boğuldum ve kitabı bitirmekte zorlandım. İkincisini okumayı düşünmüyorum. Yine de kalemine sağlık Kabal.
1000Kitap
Canavarın da Kalbi VarmışN. G. Kabal · Dex Kitap · 20251,086 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 21:44
" Nikolay ve Elena Çavuşesku diplomatik bir ziyaret için Fransa'ya davet edilmişler. Bütün resmi görüşmeleri bitirdikten sonra Elena'nın ısrarıyla Louvre Müzesi'ni görmeye gitmişler. Bir resmin önünde Elena heyecanlanarak bağırmış: " Vaaay, ne güzel bir Da Vinci!", rehber yavaşça ve belli etmeden, "Da Vinci'ye biraz benziyor ama bu bir Rembrandt hanımefendi", diye fısıldamış. Birkaç adım daha attıktan sonra yine, " Vaaay, ne muhteşem bir Utrillo!" demiş. Rehber tekrar araya girmiş:" Küçük bir düzeltme yapmama izin verin hanımefendi, bu bir Da Vinci! ". Elena yan odaya geçmiş ve bağırmış: "Bunu biliyorum! Kesin biliyorum! Grigorescu'nun Çingene'si." Rehber bıyık altından gülümsemiş: "Hanımefendi size hayal kırıklığına uğratmak istemem ama bu sadece bir ayna." (S.77) Bu sene Romen edebiyatına doydum. Çavuşesku dönemi, öncesi, sonrası derken cidden içim şişti :) Herta Müller'in Yürekteki Hayvan'ı, peşine "Kayıp Sabah" sonrasında da bu kitap. (3 kitaba dair yorumum şöyle). Sırayla gitmem gerekirse Herta Müller kesinlikle bana hitap eden bir yazar değil. Romanya'nın Alman azınlığı içinde doğan yazarın kalemi, uslübu daha çağdaş Alman esintileri hissettiriyor diye düşünüyordum ki Gabriela Adameşteanu'nun kalemini görünce acaba haksızlık mı ediyorum diye düşündüm. #YürektekiHayvan arka kapak yazısına aldanarak okuduğum bir kitaptı. Diktatörün ölümünü bekleyen insanlar, bu insanların en ufak fısıltıda bile ümide kapılmaları konusu üzerine bina edilmiş olsa da yazarın uslübu okumayı soğutan, okuru kitaptan uzaklaştıran bir şekle girmiş. Aslında altını çizdiğim çok cümle oldu. Ama şimdi dönüp bakınca dahi kitaptan aklımda kalan o kadar az şey var ki. Parçalar bir bütün haline getirilememiş ve çok güzel bir konu hiç edilmiş diye hissediyorum. #KayıpSabah bırakın başı sonunun
Komünist Bir KocakarıyımDan Lungu · Bence Kitap · 201519 okunma
Reklam
Reklam