Allah Rabbul Âlemin’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. “El hamdu lillâhi rabbil âlemin” diyebilmek için Allah’ın bu ayetteki isimlerini anlamaya çalıştık; ama Fatiha’da geçmediği halde Allah’ı sevmenin, Allah’a imanın önemini, değerini bilelim ve onu nasıl sevmemiz gerektiğini anlamaya çalışalım diye öncelikle Allah’ın Vedud ismini anlamaya çalıştık ve “Allah sevendir. Allah’ın sevmesi bütün varlığın yaratılış sebebidir” dedik. Sonra Allah’ın Hamid ismini anlamaya çalışıp Allah’ın hamid olduğunu, hamda layık olduğunu söyledik. Fatiha’yı okurken “El hamdu lillâhi rabbil âlemin”(Fatiha /1) dediğimizde ne dediğimizi bilelim diye hamdın ne olduğunu biraz anlamaya çalışmıştık. Şimdi de hamdı kime yapacağımızı, neden yapmamız gerektiğini biraz anlamaya çalışacağız inşallah. “El hamdu lillâhil rabbil âlemin” derken “Allah âlemlerin rabbidir, hamd âlemlerin rabbine aittir, âlemlerin rabbi içindir” demiş oluruz. Allah hamd etmemizi söyledi. Neden? -Çünkü Allah, âlemlerin rabbidir. O zaman hamdı neden ve kime yapmamız gerektiğini Allah’ın Rab ismi üzerinden anlamamız gerekir. Bunu hep beraber kısaca birkaç ayetle öğrenelim. Allah Kadir Gecesi’nde indirdiği ilk sure olan Alak Suresi’nin ilk ayetlerinde; İkra’ bismi rabbikellezi halak:(Alak /1) “Oku, ki o rabbin yaratandır” buyurur. Allah seni yarattığı için ona hamd etmen, onu sevmen gerekir. Seni yarattığı için ilk bakışın böyle olmalıdır. Ellezi halak: “O ki yaratandır.” Halakal insâne min alak:(Alak /2) “(O ki) İnsani alakasından yaratmıştır.” İnsanı ilgisinden, alakasından, yakınlığından, sevgisinden yaratmıştır. İkra’ ve rabbukel ekrem:(Alak
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Dain'i olduğu gibi görmesi başını koyabilmesi için sessizce dizlerin ödünç vermesi ve pürüzlü ama yumuşak elleri ona çok iyi gelirdi.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Reklam
Okurken beni ağlattı biraz uzun ama okumanızı tavsiye ederim
Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken bir yandan da onlarla sohbet ediyor; "Nerelisin?", "Kaç kardeşsiniz?" gibi sorular soruyordu. Gözleri bir ara, saçının ortası kırmızı olan bir delikanlıya takıldı. Delikanlıyı yanına çağırdı ve merakla sordu: "Adın ne senin evladım?" Delikanlı, hazır ol duruma geçti ve komutanın sorusunda bir solukta yanıtladı: "Ali, komutanım." Sonra da komutanın "Nerelisin?" sorusunu aynı çeviklikle yanıtladı: "Tokatlıyım, komutanım. Tokat'ın Zile kazasındanım." Üsteğmen Faruk şimdi de kafasını kurcalayan sorusunu sordu: "Peki evladım, bu kafanın hali ne?" "Saçlarının ortası neden böyle kırmızı boyalî?" Ali duraksamadan yanıt verdi: "Cepheye gitmek için evden ayrılmadan önce anam saçıma kına yaktı komutanım. Neden yaktığını da bilmiyorum." Üsteğmen daha fazla üstelemedi."Peki, gidebilirsin Kınalı Ali" dedi. Onun o gün ağzından çıkan "Kınalı Ali" sözü, Ali'nin o günden sonraki adı oldu. Arkadaşları ona"Ali" yerine "Kınalı Ali" demekle kalmıyorlar, saçlarının ortasındaki kınasına takılıyorlar; onun kınalı saçını, zaman zaman yoğunluğunu arttırdıkları şakaların konusu yapıyorlardı. Kınalı Ali, sevecen tutumu ve cephedeki cesur atılımlarıyla kısa sürede tüm arkadaşlarının sevgisini kazandı. Bir gün memleketine mektup göndermek isteyince arkadaşlarından yardım istedi. "Anama, babama burada iyi olduğumu ve ellerinden öpmek istediğimi bildirmek istiyorum ama okumam yazmam yok, mektup yazamıyorum " dedi."bana biriniz olsun yardım eder mi acaba?" Bir değil, birçok arkadaşı yardımına geldi Kınalı Ali'nin. "Sen söyle, yazalım mektubunu" dediler. Kınalı Ali söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, öteki arkadaşları ise mektubu yazanın sağından solundan başlarını uzatarak söylenenleri doğru yazıp yazmadığını denetliyorlardı. "Sevgili anacığım,
Tarikata girecek talebenin imtihanı
Talebenin muhabbet meydanına götürülüş şekli: Evvelâ ol ta-rikatın nakibi talebenin sağ elini kendi sol eli ile tutar, hazır bulu-nan âşıkların önünden geçirip seccadede oturan muhterem pirin önü-ne götürerek, Esselâmü aleyküm ya ehli şeria's der. Pir de «Aley-kûmüsselâm yå ehli tarikat, marifet ve hakikats deyip dört kapı se-lâmlarını yerine getirirler. Sonra talebe, «Bismillahirrahmanirrahim> deyip sağ elini kemerin başı altına, göbeği yanındaki kemer bendi üzerine koyar ve «Esselámú aleyke yå årif-i billah» der. Geri geri tá kapıya kadar çekilerek dört kapı selâmını verip durur. Mecliste hazır bulunan bütün pirler, «Aleykesselâm yâ talibel marifet ve aleykesselâm yâ ârif-i billâh ve kamil âyâr deyip talebenin sağ ta-rafında nakib, sol tarafında çavuş veya kapıcı olduğu halde ortaya gelerek, marifet metaı arzolunur. Makbule geçerse, hazır olanlar hep birlikte: «Bu zâtı posta lâyık gördük! Allah mübarek eyleye! Revadır, revadır! diye seslenirler. Peşinden Fâtiha okunur. Pirler hürmeten Allahü ekber, Allahü ekber» diyerek, dört halife aşkına Esselâtü vesselâm aleyke yâ Resûlâllah. Esselâtü vesselâm aleyke yå seyyidel evvelin ve selâmün alel seyyidel mürselin» ile zikrederler. Sonra dört halifeyi, Kerbela şehidlerini ve on iki imamı anıp, yüz yetmiş tarika-tın öncülerini nakib tek tek sayarak, ruhlarını şâd ederler, Sonra, talebeyi ustasına teslim ederler. Ustası da manevi evladı olan bu talebesini yine meydana getirip, belindeki kemeri onun beline, elin-deki âsâyı dahi onun eline verip, sağ el sağ elle, iki başparmakları dışarıda kalmak üzere biat ve ahd ederler. Sonra hazır olanlardan biri, İnnellezîne yübâyiüneke innemâ yubayiünallah...» âyet-i ke-rîmesini okuyup Fâtiha ile son verirler. Daha sonra pir, öğrencisine, hazır bulunanlar önünde şu nasi-hati verir: «Ey
Sayfa 381 - Cild 1·Kitabı okuyor
Sevgi bütün evreni sarmalayan güçlü bir enerji ve hatta bütün enerjilerin en güçlüsüdür. Sevgi Dünyanın Ruhu'ndan gelir. Bütünün parçalarını bir arada tutar. Sevgi kişinin kendini ve bencil çıkarlarını aşmasını sağlayarak varlıkları birbirine bağlar. Sevginin bin çeşidi vardır. Ancak hangi yüz altında olursa olsun sevgi her zaman bağlanmayla fedakârlığın ezgisini duyurur." Bilgelerden biri sözü aldı ve şöyle dedi: "İnsanoğlu doğal olarak kendi çıkarının peşinden gitme eğilimindedir. Sevgi insanın içinde derin bir susuzluk ve çağrı gibi çınlar ancak kimileri egolarının gücünden dolayı bunu duymayabilirler. Ego her zaman almak ve hüküm sürmek ister. Sevgi ona vermenin ve hizmet etmenin daha fazla mutluluk verdiğini öğretecektir."
Sayfa 87·Kitabı okudu
Divane dedeler 2
Durmuş Dede: Rumelihisarında idi. Bütün gemiciler bu adamca-ğıza sadaka verirlerdi. Sefere çıkacak olan her gemici gelip bu dede-ye sorardı. Dede, o adama «Falan yere git, falan yere gitmes diye hakikatı söylerdi. Hakikaten o adam dedenin söylediği yere giderse selametle ve ganimetle döner, gitme dediği yere giderse zarara uğ rar, ya gelir, ya gelmezdi. İşte böyle hakiki sır sahibi, derviş bir de. de idi. Sümüklü Dede: Atmeydanı'nda idi. Devletle olan işini hal-letmeye giden birine sümük atsa, o gün o adamın işi görülürdü Şa yet tükürürse o adamın işi görülmez, azar işitirdi. Sanki bu hizmet. le görevlendirilmiş bir Allah âşıkı idi. Elekci divanesi: Dilsiz bir divane idi. Dilsiz bir deli idi. Allah'ın emri ile elekden başka bir şey yemezdi. Elekci kadınlar, bu divanenin yanısıra gidip, istedikleri adamı deliye göstererek, o adama musallat edip elek aldırtırlardı Divane ise eleği kırarak çemberini atar, gerisini helva gibi ağzını köpürterek yedikten sonra baygın gözünü süzerek memnuniyetini ifade ederdi. En garibi şudur ki, bu kadar müddet zarfında divane-nin küçük ve büyük abdestini yaptığını hiç kimse görmemiştir. Do-ğuşundan beri çıplak olarak dolaşmış ve hiç konuşmamışken, ölü münden bir gün önce yanına gelen salih bir kimseye selâmdan son-ra, İnşallah bizi yıkayarak defin masraflarını helal paramızdan ve-rip bizi kapının dışında toprağa verirsin, Yürek oynamasına yaka-lananlar gelip ziyaret eder ve bir mikdar toprağımı biraz suda eri-terek içerlerse, Allah'ın emri ile iyileşirler demiş ve oraya varınca ruhunu teslim etmiştir. Sonra o zât, vasiyeti gereğince cenazesini kaldırmış. Halen köprü üstünde herkes tarafından ziyaret edilir. Ha-fakan hastalığına yakalananlar ziyaret ederler ve şifa bulurlar Melamilerin reisi, insanların sevgilisi divane Burnaz Mehmed
Sayfa 295 - Cild 1-2·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam