Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anadoluda koyun sürelerine,koyun damlarına kışın acıkan kurtlar girer,koyunlara saldırırlar,bir koyunu alıp götürmezler,bütün bir sürüyü ısırırlar,yaralarlar,parçalarlar,kaçarlar. Kurdun dişlerinde yaralanmış koyunlar iflah olmaz,ölürlermiş eninde sonunda. İşte böyle köye kurt girdiği sabahı köylüler atlanırlar,kurtların ardına düşerlermiş. Kurdu,kurtları yakalayınca fiske bile vurmazlar,sağlam bir zincirle,kopmaz kirişle kurtların boğazına birer zil takar onları bırakırlarmış. Kurtlar kurda,kuşa,hiçbir canlıya,hiçbir yaratığa yaklaşamazlar açlarindan ölurlermiş.
İşte Türkiye cumhuriyeti hükümetleri de bu kurt metodunu köylülerden öğrenmiş,her hoşuna gitmeyen insanın boynuna bir zil takıp bırakıyor bozkıra. Ben sizi bilmem amma bir çok insanın boynunda hep zil oldu...
Ego içerisinde kısıtlayıcı ve reddedici bir karakterin taleplerini temsil eden özel bir unsur olduğunu varsaymak için burada bulunduğumuzdan bastırmanın bu süper-egonun işi olduğunu ve buna ya kendisinin ya da kendi emri altındaki egonun gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Öyle olması hâlinde, analizi yapılan ve hastanın farkında olmadığı direnç durumuyla karşılaşıyoruz, bu ya oldukça önemli durumlarda süper-ego ve egonun bilinç dışı bir şekilde faaliyette olabileceği ya da (bu daha da önemli arz edecektir) hem egonun hem de süper-egonun her ikisinin de o kısımlarının bilinç dışı unsurlar olduğu anlamına gelmektedir. Her iki durumda da bir tarafta (süper) ego ile bilincin, diğer tarafta ise bastırılan ve bilinç dışının aynı ana rastlanmasının mümkün olmadığı hoşa gitmeyen bir keşifle dikkate almak zorundayız.