Puan vermedi·80 syf.··
2026 7. kitabı
İlk aşk tek solukta okuyabileceğimiz kısa bir kitap . Kitabın akışı güzel okuyucuya meraklandırıyor ve her zaman olan o popüler soruyu akıllara getiriyor ; Aşk nedir ? Kitapta geçen aşk bir bağımlılık mı yoksa aşk gerçekten var olan bir şey mi ? ya da insan aşkı kendisi mi yaratır vladamir için sevdiği kadını en kötü şekillerde bile görmesi gördüğü anlardaki hayal kırıklığı aslında kendi hayalinde aşık olduğu kişiyi yaratmıştı zinaidia ' da . Aslında belki de zinadia onun kendi içindeki aşkın somut bir resmiydi. Vladamir'in bu seviyede bir aşk duyması her şeye ragmen aşık olduğu kişiyi düşünmesi onu içten içe hiç bırakamaması bana birazcık fazla gelmiş olabilir. İnsan bazen de gitmeyi bilmeli. Aynı şekilde babasına olan hayranlığının hiç azalmaması da belki de onlar ne yaparsa yapsın onları gerçekten sevdiğini gösteriyordu. Bu kadar sevmek her şeye rağmen sevmek bana mümkün gelmedi ve vladamir 'i acınası bir duruma soktu. Kitap bizi Gerçekten aşk sizin için ne demek ? Aşk için neler yapılabilir? Aşk için nelere katlanılabilir ? Gerçekten aşk var mı yoksa bu bir bağımlılık mı? gibi sorularla başbaşa bırakıyor.
İlk AşkIvan Turgenyev · Halk Kitabevi · 20219,5bin okunma
Puan vermedi·131 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 22:55
“İnsan gitmeyi bilmeli.” Pierre Charras Diyor kitabında On Dokuz Saniye Bu kitap, bütün bir hayatın yalnızca on dokuz saniyede değişebileceği fikri üzerine kurulmuştur. Yazae zamanın nasıl uzayıp kısalabileceğini, bir anın insanın kalbine nasıl kazındığını yalın ama çarpıcı bir dille anlatmaktadır. Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim. Değerli çevirisi için Sinem Yenel'e teşekkürler.
Edebiyat
On Dokuz SaniyePierre Charras · Can Yayınları · 200987 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·167 syf.··
2024 2. kitabı
Doğu'nun Limanları Aşk, dostluk, savaş ve tarihin bir araya gelmesiyle harmanlanmış bir eser. Okurlar kitabın kapağını açtığı an büyük bir maceranın içine sürüklenmekle kalmayacak aynı zamanda geçmiş ve gelecek ile yüzleşecek. Geçmişin anıları ile geleceğin belirtisini bütünleştireceğimiz, geçmişten kopmayıp geleceği gönül gözüyle göreceğimiz bir kitap... Kitapta geçen duygu yoğunluğu, karakterlerin bulunmuş olduğu durumların cümlelere dökülmesi bir nevi duygular ve cümlelerin birbirine ayna oluşu söz konusu... Kitapta geçen olay örgüsü ve mekanlar arasındaki geçiş o kadar hızlı ki, bazen anlamakta zorlandım. Bazı sayfaları tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Dili sade ve akıcı, ama olay örgüsü biraz karışık geldi. Buna rağmen heyecanımı kaybetmeden okuduğum bir kitap. Tarihin izlerini bir çocuğun omuzlarında görebiliyorum, daha doğrusu bu izleri onun omuzlarına yüklemek isteyen bir babayı, ona ne olmak istediğini, ne yapmak istediğini sormayan ve onun adına hayal kuran bir baba, oğlunun bir devrimci olmasını isteyen beklentileri yüksek bir baba. Ama kendi hedefleri ve hayalleri olan bir çocuğun doktor olma isteği, Direnişçi olmak istemezken, bir direnişçinin doğuşu söz konusu... Bazen insan yanlış gibi gözüken doğrularının peşinden gitmeyi bilmeli. Bize yanlış gibi görünenin arkasındaki sır perdesini aralayabilirsek, o zaman gerçeğe ulaşabiliriz. Neden iki farklı ırka mensup insanlar arkadaş olmasın ki? Bu gayet doğal olmalı, kınanmamalı. Şu an bile bu konu hakkında görüş ayrılığı var. Bazen bu ayrılığa isyan etmeli, tıpkı kitaptaki karakter gibi.
Doğunun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 199840,2bin okunma
Hayatın Anlamı?
6/10
·76 syf.··
2023 23. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2023 17:48
Kitabın büyük bir kısmında, özetle: Tolstoy'un hayatın anlamını bulamadığı için depresyona girip sürekli intiharı düşündüğünü görüyoruz. Bir kısımda (sf 44) şöyle diyor: "...İntiharın şart olduğuna kani olup da intihar etme kararı almayan bizler; boyalı bir yosma karşısında eli ayağına dolaşır gibi aptallığından ortalığı telaşa veren, insanların en zayıfı, en tutarsızı ya da daha açıkça söyleyecek olursak, en aptalı değil de neyiz?" diye devam ediyor. Gerçekten de büyük kısım boyunca bu düşünce yapısı hakkında benim de görüşüm buydu: Aptallık. Kendi düşünce tarzının saçmalığının, yanlış olabileceğinin de bilincinde. Bu depresif süreçten her insan farklı şekillerde geçiyor. Hepimiz zaman zaman hayatı sorguluyor, her şeyin anlamsızlaştığı dönemlerden geçebiliyoruz. Ama bazıları o döngüde takılı kalabiliyor. Tolstoy da hayatın anlamsızlığında, kendi hayatını anlamlandıramamış. Zaman zaman kibrinin altında ezilmiş. Eğer siz de aynı düşüncelere sahipseniz psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Kendi hayatınızı anlamlandıracak kişi sizsiniz ve değiştiremeyeceğiniz unsurlara (dünyanın gidişatı, kötülükler vs.) odaklanmak aptalların işidir. Kısacık ömrümüzde yapılacak o kadar çok şey varken, umutsuzluğun pençesine düşmemeyi öğrenmek gerek. Bu konu bir iki paragrafla anlatılacak bir konu değil. O yüzden buraya uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Ama hayat her şeye rağmen güzel ve yaşamaya değer. Bunun bilincinde olmak gerek. İnsan sadece oturduğu yerden -sadece düşünerek- kendini mutsuz edebiliyorsa, bunun tam tersini yapmak da mümkündür. İnsan önce kendini "gerçek" anlamda tanımalı. Ve sevdiği, ona mutluluk veren şeylerin peşinden gitmeyi bilmeli. Aksi halde Tolstoy'da olduğu gibi, sizi ne şan şöhret, ne de para kurtarabilir. Daha kendisi için neyin doğru, neyin yanlış olduğunu
1000k
İtiraflarımLev Tolstoy · Dorlion Yayınevi · 201929,4bin okunma
10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2022 65. kitabı
  Sevgili Ezgi Ayvalı’dan Kırk Kabuklu Çekirdek; insana dair ne varsa sentezleyen harika bir roman. Bir adam, bir kadın… İnanılmaz bir derinlikle okuyoruz adamın ait olamama duygusunu. Yitirdiklerinin yoksunluğundan kaçmak için sığındığı bilgisayar oyunu yüzünden sanalla gerçek arasında... Yaşadığı derin bir acı var, bir vicdan yükü; ihmal ettiği, sevdiğine karşı gidip gelen görüntülerle. Bölüm başlıkları aylar; nisandan marta, ocaktan kasıma geriye doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Adamın sıkıcı vergi hesaplarına, maliyet raporlarına karşın kadın grafik okuduğu halde kendi uydurduğu bir işi yapıyor; oyuncak tamirciliği. Sosyal medyada yayınladığı videolardan sonra insanlar hasarlı oyuncaklarını kadına gönderiyor, o da oyuncak bebeklerin yırtık elbiselerini, gözlerini, burunlarını onarıyor, temizliyor, hediye paketleri içinde müşterilerine iade ediyor. Mesleğinde uzmanlaşmış; beğenmedikleri yepyeni oyuncak bebekleri güzelleştirmesini isteyenler, kuyruğa girenler oluyor… Yaşamını değiştiremeyen insanlara ironik bir gönderme… Müthiş rüya analizleri eşliğinde adamın karanlık dünyasına dalıyoruz. Kopuk kopuk anları birbirine dikiyor yazar. “Ben çok yalnız kaldım bu evde, dedi kadın… “Sen beni görmüyorsun, duymuyorsun. Benimle konuşmuyorsun artık. Beraber olunca hayat kolaylaşır sanmıştım. Ama sen hayatı kolaylaştırmıyorsun.” Bildik serzenişlerle kadının evdeki yerini arıyoruz; bunu ikisinin de pek bilmediğini anlıyoruz… Kimi bir aile toplantısında, kimisinde hastane odasında dağılmış öykülerini toparlamaya çabalıyorlar; hayatlarının nereye uzandığını merak ediyoruz… Düşünceler evreninde sallanıyor adam… Ve unutmaya başlıyor; paniklese de duygularından kaçıyor sanki. Aynı zamanda toplumsal bir evlilik analiziyle karşılaşıyoruz; kadın ve adamın beklentileri,
Kırk Kabuklu ÇekirdekEzgi Ayvalı · Everest Yayınları · 202143 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 64. kitabı
OTUZUNDAN SONRA Sen,beni en çok kıran,kıyamadığım kırgın yanımsın.Sen,bana tüm anılarımı unutturan en büyük acımsın. . Kitabımız düğün günü terk edilen Tuğçenin hikayesi ile başlıyor daha sonra Otuz yaşını geçmiş bir çok kadının yaşadıkları ihanetler,aşkları,çevreden gördükleri tepkileri vb konuları anlattıkları kısa hikayeler ile devam ediyor. Kısaca kadınlar önce kendilerine değer vermeli,affetmeyi öğrenmeli ve arkasına bakmadan gitmeyi bilmeli diyor yazarımız. Anlaşılır bir dille yazılmış kolay okunan bir kitap Kapak tasarımınıda beğendim. Bu tarz kitapları seviyorsanı şans verebilirsiniz. . Özür dilemekten aciz adamlara aşık oluyoruz,sonra gönlümüzü almalarını bekliyoruz. . Bir insanın varlığıyla var olmadın,onun yokluğuyla da yok olmayacaksın.
Otuzundan SonraTuba Ezici · İndigo Kitap · 2021403 okunma