Herkese merhabalar,
Bu kitaba iki kere başlayıp hep yarım bırakmıştım. Bugün tekrardan elime alıp bırakamadım. Ve pişman oldum neden Zülfü Livaneli gibi bir yazarı yarım bıraktım?Neden bu yazarla bu kadar geç tanıştım diye... özür dilerim Livaneli kalemine sağlık...
Kitap çok akıcı ve olay örgüsü harika bir şekilde ilerliyor. Livaneli, okurken size bir sonraki sayfayı merak ettirecek bir şekilde olay örgüsünü dizayn etmiş diyebilirim.
Romanda Livaneli, orta doğunun en insafsız yüzünü, savaşı, yoksulluğu, vatansızlığı, açlığı, ölümü, bir paket sigaraya satılan Ezidi kızlarını, ölümden beter kaçışlarını anlatıyor. O öyle bir anlatış ki gözyaşlarınıza engel olamayacaksınız... Zilan'ın olan biteni anlattığı kısımda siz de Zilan olup bu acıyı iliklerinize kadar hissedeceksiniz...
Pek spoiler vermek istemiyorum ama okuyun, okutun ve tekrar okuyun diyeceğim eserlerdendi...
Bir alıntıyla bu incelemeyi sonlandırmak istiyorum:
“Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Develer çölde üç hafta aç susuz yemeden içmeden yol alabilirler. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan tadı ile dikenin tadı devenin çok hoşuna gider. Yedikçe kanar, kanadıkça yer. Eğer engel olunmazsa deve kan kaybından ölür. Bunun adı haresedir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum. Tarih boyunca birbirlerini öldürür ama kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kan tadından sarhoş olur.”
Herkese keyifli okumalar dilerim.