‘’Şu sahne denilen illetin cefasını benden çok çeken yoktur.”
1900 yılların başlarında dedesi Doktor Sait Paşa sayesinde çocuk yaşlarından itibaren tiyatro tutkusu ile büyür Afife Hanım. Paşa dedesi ile gittikleri her tiyatro gösterini büyük bir heyecan ile izler, sonrasında dedesi ile yaptığı değerlendirmeler çocuk yaşının çok üzerinde bir olgunluk seviyesindedir. Kuzeni Ziya ile tiyatro oyunları hazırlayarak bazen dedesine bazen tüm aileye sergilemek onu en mutlu eden anlar olarak hatıralarında kalacaktır.
Ne yazık ki Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu Osmanlının son dönemlerinde, halkın ikiye bölünüp bir yanda gerici zihniyetin bir yanda batılılaşma çabasında olanların çatıştığı bir dönemde tiyatro sevdalısı Afife’nin işi çok zordu.
Herkesten habersizce girdiği Darülbedayinin sınavını kazanarak bu zorlukların hepsini göğüsleyebileceğini, hayallerine sahip çıkacağını düşünen Afife’ye ilk tepki tesadüfen öğrenen babasından gelmiş ve zorluklarla dolu bir yaşama adım atmıştır.
Tiyatro Afife için bir tutku olmuş, babasına, çevre baskısına, Müslüman Türk kadını sahneye çıkamaz anlayışına ve çıktığı sahnenin polisler tarafından defalarca basılmasına rağmen bu tutkusundan vazgeçmemiştir.
Yaşadığı zor günlerde başına saplanan hançerden kurtulmak isterken bağımlı olan Afife hayatına sığdırdığı iki aştan biri olan Ziya’yı bu bağımlılığı yüzünden ret etmek zorunda kalmış sonrasında Selahattin Pınar ile evlenmiştir. Selahattin Pınar ‘’Bir Bahar Akşamı Rastladım Size’’ bestesini Afife Jale ile ilk karşılaşmalarında bestelemiştir.
Bir bahar aksamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz
Derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz?
İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığım bu
Şimdi soruyorum büküp boynumu
Daha önceleri