Şşşt, susun insanlar. Çünkü ses, kutsal düzenimizin başına gelebilecek en büyük beladır. O ki yaramaz düşüncelerimizin iflah olmaz sakat çocuklarıdır. Ve yerin de kulağı vardır ya hani, söyledikleriniz, kudretinden korktuğunuz her kimse onun kulağına gitmesin. Sonra istediğiniz güce ulaşamaz, istediğiniz mevkiyi elde edemez ve istediğiniz ne varsa onları gerçekleştiremezsiniz. Evet, istekler! İsteklerden ve arzulardan ve onları gerçek kılmaktan daha yüce ne olabilir şu sınırları bol hayatımızda? İşte bu yüzden susmalısınız canım insanlar; bir yanlış gördüğünüzde, birinin hakkı yendiğinde, güç sahipleri sizin için en değerli olanı dahi ezdiğinde, toplumlar göz göre göre sömürüldüğünde, insanlık onuru naçiz bedeninden yitik bir baş gibi düşürülüp şeref ve haysiyetiyle birlikte ayaklar altına alındığında, özlediğimiz bütün güzellikler, en bakir hülyalarımızı süsleyen bütün erdemler tozun toprağın grisine bulanıp bataklıkların en şedit noktalarında saplanıp kaldığında; işte o zaman, o alçak vicdanınız bu elim ve vahim durumlar karşısında biraz kıpırdanmaya başladığı anda hemen demir yumruğunuzu bütün şiddetiyle onun tepesine indirip hem vicdanınızı hem de kendinizi susturmalısınız. Çünkü günümüzün en büyük erdemi susmaktır, ses çıkarmamaktır. Ve sizler, bizler, hepimiz... Bu bağlamda ahlakın zirvesinde seyir ediyoruz...
Ama ne olur, en azından, bir şeyler için ve hatta bizler için seslerini çıkaran insanlar, mücadele eden insanlar, ister evimizde, ister okulumuzda, ister iş yerimizde, ister ekranlarda, ister gazete köşelerinde olsun; bu sessizliğe ve ahlaksızlığa katlanamayan, ruhları heyecanla, öfkeyle, isyanla kutsanmış ve sahip olduğunuz o nice kanlı demir yumrukları kırmaya, tarumar etmeye azmetmiş o insanlar... İşte bu insanlar gerek iftira gerekse zorbalık ile