Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı bitirmeye yakın bu kitap hakkında müthiş incelemeler yazılmıştır dedim ve birçoğunu da okudum.
Üç bölüme ayrılmış bir kitap bölümler arası geçişler çok keskin bir şekilde ayrılmış. Bu şekilde ayrılması kitabın kompozisyonunu çok güzel oluşturmuş.
Okurken kalem elimden düşmedi. Altının çizilmesini bekleyen cümleler kendini belli ediyorlardı. Sonuna geldiğimde biraz tuhaf ve her şeyin yaşanmış olabileceğini hissettim. Belki de anlatılanları biraz fazlaca benimsemiştim. Aklımın hep bir köşesinde yer edinecek olan Kinyas ve Kayra isimli arkadaşlar, hiç yaşamadığım duygularına beni de ortak ettiler. Zihnini elbet bir gün öldürebileceğine inanıp ve gerçekleşmesi için hayatını kendi elleriyle tasarlayan, ve onun tam tersi giden bir yolu seçen arkadaşının hayata tutunmaya çalışması... Öyle bir durumda olsaydım ve kararsız kalsaydım bu alıntının üzerinde durup bir an düşünürdüm sonrası kendiliğinden gelecektir...
"Ölmeden önce anlamalı her kim yadsıyorsa hayatı, bunun mümkün olmadığını. Anlamalı hayatın yaşamak ve hissetmekten başka bir anlam taşımadığını."