Puan vermedi·332 syf.··
2026 189. kitabı
Cemal Süreya, o bildiğimiz tanıdık kelimeleri öyle bir yan yana getiriyor ki, aşkın en erotik, en hüzünlü ve en muzip hali göğsümüze bir sızı gibi oturuyor. Üvercinka'dan Göçebe'ye uzanan bu koca külliyatı her karıştırdığımda, insanın canını acıtan bir ayrılığın da, göğe bakılan bir anın da ancak bu kadar "canlı" mısralara dökülebileceğine bir kez daha hayran kalıyorum.
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,3bin okunma
Kıpçaklar Yalnızca Savaşçı mıydı?
10/10
·240 syf.·
2026 15. kitabı
Ahmet Hoca’nın bu çalışması, Anadolu’daki Kıpçak varlığını ve bu topluluğun askerî-idarî elitini teşkil eden Atabeg/Atabey kurumunu merkeze alan önemli bir akademik katkı niteliğindedir. Eser, özellikle Doğu Anadolu coğrafyasında yoğunlaşan Kıpçak yerleşimlerinin bölgesel siyaset, askerî mücadeleler ve kültürel etkileşim dinamikleri üzerindeki rolünü titizlikle ele almaktadır. Yazar, Kıpçakları yalnızca bozkırın göçebe unsurları olarak değil; Selçuklu, İlhanlı, Timurlu ve Osmanlı gibi büyük Türk-İslâm devletlerinin siyasî yapılanmalarında aktif roller üstlenen, stratejik kararları etkileyen ve kurumların şekillenmesinde pay sahibi olan dinamik bir aktör olarak konumlandırmaktadır. Bu çok boyutlu yaklaşım, Kıpçakların Anadolu’daki tarihsel ağırlığını bütüncül bir perspektifle gözler önüne sermektedir. Kaynak kullanımı ve dönem tasvirlerindeki zenginlik, çalışmanın akademik sağlamlığını pekiştirirken, konunun kurgusal anlatıdan arındırılmış, belgelere dayalı bir çerçevede sunulması esere ayrı bir değer katmaktadır. Alandaki boşluğu dolduran bu kapsamlı inceleme, Türk tarihinin periferide kalmış fakat kritik öneme sahip bu halkasına yönelik bundan sonra yapılacak araştırmalar için de sağlam bir zemin teşkil etmektedir. Kıpçak tarihi özelinde Anadolu’nun etnik ve siyasî mozaiğine ışık tutan bu çalışma, hem uzman araştırmacılar hem de alana ilgi duyan okurlar için istifadeye şayan, yetkin ve özgün bir kaynak olarak değerlendirilmelidir. Kıpçak Atabekleri Ahmet Toksoy
Tarih
Kıpçak AtabekleriAhmet Toksoy · Kitapresso Yayınevi · 20261 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·352 syf.··
2021 11. kitabı
Beatrice Forbes Manz, Timur’u sadece vahşi bir istilacı veya dahi bir komutan olarak değil; kabile toplumlarının doğasını çok iyi çözen, askeri gücü siyasi manipülasyonla birleştiren ve bozkır göçebe kültürünün tarihteki son büyük küresel imparatorluğunu kuran dahi bir "sistem kurucu ve yöneticisi" olarak özetlemektedir.
Timurlenk-Bozkırların Son Göçebe FatihiBeatrice Forbes Manz · Kronik Kitap · 2017947 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 4089. kitabı
Kitabı büyük bir merakla elime aldım çünkü Moğol bozkırlarında geçen hikâyeler her zaman ilgimi çekmiştir. Doğayla iç içe bir yaşam, göçebe kültürü ve farklı bir coğrafyanın ruhu… Atmosfer açısından beklentimi karşıladı diyebilirim. Rüzgârı, uçsuz bucaksız bozkırı ve sade yaşamı hissedebiliyorsunuz. Ancak genel olarak benim için ortalama bir okuma oldu. Anlatım yer yer etkileyici olsa da bazı bölümlerde tempo düştü ve kopukluk hissettim. Özellikle duygusal derinlik açısından daha fazlasını bekliyordum. Karakterlerle tam anlamıyla bağ kuramadım; yaşananlar ilginçti ama içime işlemedi. Kültürel açıdan öğretici tarafı güçlü. Göçebe yaşamın zorluklarını, doğayla kurulan bağı ve modern dünyanın etkisini görmek açısından değerliydi. Fakat hikâye olarak beni sürükleyen, elimden bırakamadığım bir kitap olmadı. Farklı coğrafyaları ve kültürleri tanımayı sevenler için okunabilir ama benim için “iyi ki okudum” dediğim değil, daha çok sakin ve ortalama bir deneyim olarak kaldı.
Kızgın Rüzgarların ÜlkesindeGalsan Tschinag · Saltokur Yayınları · 202240 okunma
Geçmişime yolculuk ve ağıt
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:23
Salkım Sokak No:3 Kitap bir İclal Aydın kitabıyım diye daha ilk cümlelerden bağırıyor hikaye aslında tanıdık bildik ama yüreğimizde hiç bir zaman soğumayacak acılarla dolu zulüm ve göç hikayesiyle balkanlardan başlayıp İzmirime uzanan göçün ve memleketin her yerine tayini çıkıp göçebe kuş misali yaşayan emniyet müdürünün, eşi ve iki oğlundan oluşan ailesinin izmirde aynı mahallede kesişen hayatları ve seksenlerin doksanların zor ama güzel yıllarından günümüze yaklaşan hikayesi olarak başlıyor. Sanırım kitaptaki kahramanlar bir nevi benim de o yaşlarda oralarda benzer şeyleri yaşamış olmam aynı sokaklardan aynı kaldırımlardan yürüyüp benzer şeyleri yaşamış olmamdan kaynaklı yüreğimi parça parça canlı canlı ısırıp çiğneyen geçmişin acı tatlı hatırları nedeniyle başta çok dokunmasada ilerledikçe canımı yakmasıyla ağladım ve ağladıkça okudum okudukça ağladım bir ara nefesim kesildi çünkü çok ağır ve çok sancılı konular sardı her yanımı. Yutkunmak şöyle dursun o yaşlarda o sokaklarda o benzer arkadaşlarla yaşadıklarımı ve o zamanlarımı nasıl özlediğimi farkedip hiç unutmadım sandığım binlerce hatıramın zorla sığdırdığım valizlerden patlayıp saçıldığını farkettim. Sanırım beni gerçekten ama gerçekten yakalayan ve vuran, etkisinden zor kurtulacağım bir kitap oldu bu, belki kitabın etkisinden kurtulurum ama o hatıraları tekrar nasıl doldururum o valizlere hiç bilmiyorum. Eğer ağlamak işinize gelmiyorsa uzak durun derim. Etkilenmek için illa izmirde yaşamış olmanız gerekmiyor, biraz insanlık ve biraz duygusallığınız varsa zaten iki göz içi çeşme oluyor. Bu arada bana tavsiye eden arkadaşım Pınar⁷ sağolasın uyarıpta hazırlattığın peçeteler yetmedi ama binlerce hatıramın canlanmasına da vesile oldun. okumak isteyenlere şimdiden ağlamaya hazır olun ama bir o kadar da keyif
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,538 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:28
Sarsıcı bir okuma deneyimiydi. Hiç düşündünüz mü bazı insanların hayatlarına daha doğar doğmaz yenik başladıklarını, kaderlerinin bir felakete yazgılı olduğunu ve ne yaparlarsa yapsınlar, onlara ne kadar mücadele etmeleri ve güçlü olmaları söylenirse söylensin bunu başarmalarının onların ellerinde olmadığını. Ya da bir insanın başına gelen talihsiz olayların, yaşadığı travmaların bir noktada onun tüm kişiliğini yoğurduğunu ve dolayısıyla kaderini belirlediğini... Yetişkin yalnızlığını konuşuyoruz sürekli ama bir çocuğun yalnızlığı çok daha kederli aslında. Bir çocuğun başkalarının seslerine en fazla ihtiyaç duyduğu dönemlerde kendi iç sesinden başka bir ses duyamaması, hayata hep o gözlemleyen ve ne olup bittiğini anlamaya çalışan yerden bakması, dikkat çekmemeyi istememe, görünmez olmayı dileme hali. Romandaki Ruthie, o çocuk yalnızlığı içinde düşündürdü bana tüm bunları. Küçük yaşta babaları tarafından terk edilen ve anneleri intihar eden Ruth ve Lucille, bir süre anneanneleriyle, onun ölümünün ardından yaşlı büyük halalarıyla ve en sonunda da uzun süredir kayıp olan sıra dışı teyzeleri Slyvie ile yaşamak durumunda kalır. Ebeveynsiz kalan bu iki kız kardeş yas, kayıp ve acıyla mücadele etmeyi öğrenir ve zamanla farklı yollara saparlar. Aslında ailenin üç kuşak boyunca başına gelen ve “sessiz sedasız” denilebilecek türde trajedilerdir konu edinilen. Hayata dair beklentilerin gerçeklerle olan çatışması ve arzu edinilen, aslında oldukça basit mutlulukları barındıran o elde edilebilir hayatlara ulaşamamanın hüznü kendini hissettirir roman boyunca. Sylvie’den de ayrıca söz etmek gerekir bence. Yıllarca yolculuk eden ve göçebe yaşayan bir kadın o. Tuhaf alışkanlıkları, hiçbir zaman bulunduğu yerde değilmişçesine dalgınlığı, hayata karşı ilgisizliği ama bir o kadar
Evlerden UzakMarilynne Robinson · Metis Yayınları · 2023398 okunma