Birinci Gazi Osman (1280-1324) bir hanedan kurmayı başardı ve göçebe taraftarlarını yerleştirebileceği Hıristiyan topraklarını fethederek prestij kazandı. Oğlu Orhan Gazi (1324-1359) bu savaş siyasetini sürdürdü. 1326’da Bursa’yı ele geçirdi ve bu şehri hanedanın ilk başkenti yaptı.
Prehistorik avcı-toplayıcı göçebe kabilelerde kıskançlık ve sahiplenme dürtüsü, kutsal bir "aşk kanıtı" değil; kabilenin iç uyumunu dinamitleyen, sosyal parçalanmaya yol açan tehlikeli birer egoizm ve patolojidir. Kabile, hayatta kalabilmek için bu yıkıcı dürtüyü bastırmak, evrimsel olarak etkisiz hale getirmek zorundadır; bunu da ritüelleşmiş çoklu cinsel etkileşimler (S.E.Ex) yoluyla babalığı kasıtlı olarak bulandırarak başarır. Modern insanın "doğal" zannettiği cinsel bencillik ve mülkiyetçilik, tarih öncesi atalarımız için sadece "utanç verici ve komik" bir ilkellik durumudur.
VI. Yüzyılda Orta Asya’dan yeni bir göçebe imparatorluk ortaya çıktı. Altaylardan gelen yeni fatih Türkler, kısa süre zarfında Büyük Okyanus’tan Karadeniz’e kadar tüm halkları itaat altına aldılar. İmparatorluğun kurucusu İli-Han Tumın 553’de öldü ve Tobo-Han’ın ölümünden (581) sonra ise imparatorluk doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü. Batı Türklerinin merkezi, Orta Asya’nın batı kesiminde daha sonra kurulacak göçebe devletlerin çoğu devletlerin çoğu gibi, Usunların eski toprakları yani Yedisu idi. Yedisu tarihinde Türklerin hakimiyet dönemi oldukça büyük öneme haizdir. Göçebe imparatorluğun merkezi her zaman değişik ülkelerden gelen tacirlerin cazibe merkezi olmuştur. Çünkü bunlar, burada mallarına özellikle de Çin tarafından ve Batı Asya yönünden göçebelere ihraç edilen mallar içinde önemli yer tutan kumaşlarına tatlı müşteriler buluyorlardı. Ama VII. Yüzyıl’da Fergana’da ortaya çıkan ve ortaya çııkan ve birkaç on yıl devam eden karışıklarla birlikte Batı-Asya Çin arasındaki ona ticaret yolunun kuzeye kaymasına sebep oldu. Feragana ve Kaşgar’ı geçen yolcular Semerkand’tan kuzeydoğuya yönelip Taşkent ve Evliya-Ata üzerinden Yedisu’ya, Çu Nehri sahiline, oradan da Issık Göl’ün Güney Sahili boyunca ilerleyerek Bedel Geçidi üzerinden Aksu’ya ulaşıyorlardı. Bu y ol hakkında ilk bilgileri bildiğimiz kadarıyla VII. Yüzyıl’da yaşayan Budist Hacı Hsüan Tsang’da ve Çin “Tang Hanedanı Tarihi” nde buluyoruz. Sonuncusu XI. Yüzyıl’da yazılmıştır ama özellikle Batı ucu hakkındaki bilgilerin tamamı VII. Ve ya VIII. Yüzyıl’a aittir. Çin yol haritalarında Yedisu üzerindne geçen yollar hakkında detaylı bilgi mevcut değildir. Yine de bu veriler, en azından henüz VII. Yüzyıl’da, Çay Vadisi’nde tarım yapıldığını ve bu kültürün buraya tıpkı daha yakın zamanlarda benzeri kolonilerin
Orta Asya – Tarih ve Uygarlık V.V.Bartold 2. Baskı Selenge Yayınları İstanbul 2014- *Külliyat, II, I/31-35 1 Günümüzde Kazakistan sınırları dahilinde Cambul Şehri 2 Bartold, Türkistan’da Hristiyanlık, 3-5·Kitabı okuyor
Bu acının bedenimdeki yerini tespit etmeye çalışıyorum ,kaynağı tam olarak neresi ?Şimdi göğsümün derinliklerinde ,diyaframın olduğu yerde ,beni boğuyor ,nefes almamı engelliyor .
Aslında bu göçebe bir ağrı.Şimdi yukarıda boğazımda,ağlama merkezinin oralarda bir yerde.Şu anda hamur kıvamında ,tam pişmemiş ekmek gibi ,yutması zor.
"Avrasya'nın her köşesinde bir kasırga gibi esen Timur, ardından tüm dünyanın bildiği bir isim bıraktı. Seferlerinin tarihi uzun ve canlıdır. Büyük orduları, 1382'den 1405'e kadar, kimi şehirleri yerle bir edip kimilerini esirgeyerek; Delhi'den Moskova'ya, Orta Asya'nın Tian Şan Dağları'ndan Anadolu'nun Torosları'na kadar Avrasya'yı hallaç pamuğu gibi atıp fetihten fethe koşmuşlardı."
Bu kişiler büyük bir güç ve imtiyaz sahibiydiler. Gıyaseddin Salar Simnani, Timur'un Rum'da kazandığı zaferler anısına Yezd'te kendi kararıyla ama divan hesabına muhteşem bir bina yaptırdı.