Puan vermedi·240 syf.··
2026 4089. kitabı
Kitabı büyük bir merakla elime aldım çünkü Moğol bozkırlarında geçen hikâyeler her zaman ilgimi çekmiştir. Doğayla iç içe bir yaşam, göçebe kültürü ve farklı bir coğrafyanın ruhu… Atmosfer açısından beklentimi karşıladı diyebilirim. Rüzgârı, uçsuz bucaksız bozkırı ve sade yaşamı hissedebiliyorsunuz. Ancak genel olarak benim için ortalama bir okuma oldu. Anlatım yer yer etkileyici olsa da bazı bölümlerde tempo düştü ve kopukluk hissettim. Özellikle duygusal derinlik açısından daha fazlasını bekliyordum. Karakterlerle tam anlamıyla bağ kuramadım; yaşananlar ilginçti ama içime işlemedi. Kültürel açıdan öğretici tarafı güçlü. Göçebe yaşamın zorluklarını, doğayla kurulan bağı ve modern dünyanın etkisini görmek açısından değerliydi. Fakat hikâye olarak beni sürükleyen, elimden bırakamadığım bir kitap olmadı. Farklı coğrafyaları ve kültürleri tanımayı sevenler için okunabilir ama benim için “iyi ki okudum” dediğim değil, daha çok sakin ve ortalama bir deneyim olarak kaldı.
Kızgın Rüzgarların ÜlkesindeGalsan Tschinag · Saltokur Yayınları · 202240 okunma
Geçmişime yolculuk ve ağıt
Puan vermedi··
Beğendi
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:23
Salkım Sokak No:3 Kitap bir İclal Aydın kitabıyım diye daha ilk cümlelerden bağırıyor hikaye aslında tanıdık bildik ama yüreğimizde hiç bir zaman soğumayacak acılarla dolu zulüm ve göç hikayesiyle balkanlardan başlayıp İzmirime uzanan göçün ve memleketin her yerine tayini çıkıp göçebe kuş misali yaşayan emniyet müdürünün, eşi ve iki oğlundan oluşan ailesinin izmirde aynı mahallede kesişen hayatları ve seksenlerin doksanların zor ama güzel yıllarından günümüze yaklaşan hikayesi olarak başlıyor. Sanırım kitaptaki kahramanlar bir nevi benim de o yaşlarda oralarda benzer şeyleri yaşamış olmam aynı sokaklardan aynı kaldırımlardan yürüyüp benzer şeyleri yaşamış olmamdan kaynaklı yüreğimi parça parça canlı canlı ısırıp çiğneyen geçmişin acı tatlı hatırları nedeniyle başta çok dokunmasada ilerledikçe canımı yakmasıyla ağladım ve ağladıkça okudum okudukça ağladım bir ara nefesim kesildi çünkü çok ağır ve çok sancılı konular sardı her yanımı. Yutkunmak şöyle dursun o yaşlarda o sokaklarda o benzer arkadaşlarla yaşadıklarımı ve o zamanlarımı nasıl özlediğimi farkedip hiç unutmadım sandığım binlerce hatıramın zorla sığdırdığım valizlerden patlayıp saçıldığını farkettim. Sanırım beni gerçekten ama gerçekten yakalayan ve vuran, etkisinden zor kurtulacağım bir kitap oldu bu, belki kitabın etkisinden kurtulurum ama o hatıraları tekrar nasıl doldururum o valizlere hiç bilmiyorum. Eğer ağlamak işinize gelmiyorsa uzak durun derim. Etkilenmek için illa izmirde yaşamış olmanız gerekmiyor, biraz insanlık ve biraz duygusallığınız varsa zaten iki göz içi çeşme oluyor. Bu arada bana tavsiye eden arkadaşım Pınar⁷ sağolasın uyarıpta hazırlattığın peçeteler yetmedi ama binlerce hatıramın canlanmasına da vesile oldun. okumak isteyenlere şimdiden ağlamaya hazır olun ama bir o kadar da keyif
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,535 okunma
Reklam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:28
Sarsıcı bir okuma deneyimiydi. Hiç düşündünüz mü bazı insanların hayatlarına daha doğar doğmaz yenik başladıklarını, kaderlerinin bir felakete yazgılı olduğunu ve ne yaparlarsa yapsınlar, onlara ne kadar mücadele etmeleri ve güçlü olmaları söylenirse söylensin bunu başarmalarının onların ellerinde olmadığını. Ya da bir insanın başına gelen talihsiz olayların, yaşadığı travmaların bir noktada onun tüm kişiliğini yoğurduğunu ve dolayısıyla kaderini belirlediğini... Yetişkin yalnızlığını konuşuyoruz sürekli ama bir çocuğun yalnızlığı çok daha kederli aslında. Bir çocuğun başkalarının seslerine en fazla ihtiyaç duyduğu dönemlerde kendi iç sesinden başka bir ses duyamaması, hayata hep o gözlemleyen ve ne olup bittiğini anlamaya çalışan yerden bakması, dikkat çekmemeyi istememe, görünmez olmayı dileme hali. Romandaki Ruthie, o çocuk yalnızlığı içinde düşündürdü bana tüm bunları. Küçük yaşta babaları tarafından terk edilen ve anneleri intihar eden Ruth ve Lucille, bir süre anneanneleriyle, onun ölümünün ardından yaşlı büyük halalarıyla ve en sonunda da uzun süredir kayıp olan sıra dışı teyzeleri Slyvie ile yaşamak durumunda kalır. Ebeveynsiz kalan bu iki kız kardeş yas, kayıp ve acıyla mücadele etmeyi öğrenir ve zamanla farklı yollara saparlar. Aslında ailenin üç kuşak boyunca başına gelen ve “sessiz sedasız” denilebilecek türde trajedilerdir konu edinilen. Hayata dair beklentilerin gerçeklerle olan çatışması ve arzu edinilen, aslında oldukça basit mutlulukları barındıran o elde edilebilir hayatlara ulaşamamanın hüznü kendini hissettirir roman boyunca. Sylvie’den de ayrıca söz etmek gerekir bence. Yıllarca yolculuk eden ve göçebe yaşayan bir kadın o. Tuhaf alışkanlıkları, hiçbir zaman bulunduğu yerde değilmişçesine dalgınlığı, hayata karşı ilgisizliği ama bir o kadar
Evlerden UzakMarilynne Robinson · Metis Yayınları · 2023397 okunma
Kadın sünneti İslamda yoktur!
Puan vermedi·256 syf.··
2026 611. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:09
Kitap ünlü siyahi bir kadın modelin otobiyografisi. Kitabın ilk kısımlarını okurken arka fonda Sezen AKSU - Ünzile çalıyor resmen. Şarkıyı bilenler çocuk yaştaki Ünzilenin bizim topraklarda bir kaç koyuna değişildiğini bilir. Gelelim kitaba. Waris Afrika çöllerinde 5 yaşında sünnete maruz kalıp, babasının arkadaşı tarafından ne yaşadığını bile anlamadan tecavüze uğramış, 14 yaşında bir deve karşılığında yaşlı bir adama eş diye satılmış milyonlarca talihsiz Afrikalı kız çocuğundan yalnızca biri. Kitapta beni en çok sarsan bu kadın sünneti ve tecavüz olayı oldu. Afrika’da bir çok müslüman ülkede kadın sünneti uygulamasının yaygın olduğunu, kadınların eşlerine sadık ve uysal olmasının amaçlandığını öğrendim. Dünyanın farklı bölgelerinde İslamiyetin farklı yaşanış şekilleri ile karşılaşınca insanın “Bunlar Müslümansa ben değilim o zaman!” diyesi geliyor. Allah isteseydi kadını zaten o şekilde yaratırdı. Bu sünneti yapan erkeklerin özgüvensizliğinin altındaki zulüm yaratıcıya şirk koşmak değil mi? “Sen böyle yaratmışsın, ama bilememişsin!” diyip kızları ilkel şartlarda kesip dikmek, çoğunun ölümüne sebep olmak da ne demek! İster istemez öfkeleniyor insan. Bir yandan da bencilce “İyi ki bu topraklarda doğmuşum.” diye utanarak geçiriyor içinden. Kitaba dönersek Somali’deki Waris bu yaşlı adamla evlilik fikrini kabullenemeyip, çöldeki göçebe hayatından kaçıp, annesinin ailesine sığınıyor. Akrabalarının çocuklarına bakıp, evlerinde hizmetçilik yapıyor. Londra’ya oradan Amerika’ya gidip gözünün açıklığı ile model olmayı başarıyor. Bu süreçte sünnetinin sonuçlarını bir parça düzeltmek için ameliyat olup, oturma izni için iki farklı adamla sahte evlilik yapıyor. Kendi hayatını kurtarmak için ne gerekiyorsa onu yapıyor. Güçlü, azimli kadın nasıl olur gösteriyor hayatıyla bizlere.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Puan vermedi·291 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 21:29
Üç Anadolu Efsanesi… Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik. Birbirinden güzel üç efsane. İlmek ilmek Anadolu işlemiş içine. Bununla beraber Türk kültürü… Atlar, aşıklar, göçebe kültürü, sevda, intikam, ihanet, dostluk… Daha neler neler var kitapta. Yaşar Kemal’in muhteşem kalemini de eklersek muazzam bir iş çıkmış ortaya. Köroğlu efsanesine fazlasıyla aşinayım. Rahmetli Cüneyt Arkın’ın filmleriyle büyüdüm. Karacaoğlan ve Alageyik efsaneleri beni yaraladı. Karacaoğlan’ın kırık kalbini en derinden hissettim. Yaşadığı hayal kırıklığı ve yollara düşmesi çok üzdü beni. Ama asıl Alageyik efsanesi beni yıktı. Ah be Halil bu nasıl bir sevdadır ki seni ve sevdiğini bitirdi. Çok yıkıcı oldu benim için.
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Cem Yayınevi · 196714bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 154. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
"TÜRK TARİHİNE YÖN VEREN METİNLER" "Tüm güzellikler sürekli Türklerden haber veriyor. Bütün mükemmellikler sürekli Türkleri işaret ediyor. Türklerin başlarındaki börk ve ellerindeki kılıç, koç burcunda güneş gibi ve yengeç burcunda Müşteri (Jupiter) gibidir. Sevgi ve hizmette Türklere gönül vermek gerekir. Zira Tanrı, cihan mülkünü Türklere teslim etti." Tarih, yalnızca olayların kronolojik bir dökümü değildir. O, insanlığın ortak hafızası, medeniyetlerin birikimi ve geleceğe tuttuğumuz aynadır. Ancak tarihi var eden ve nesilden nesile aktaran asıl unsurlar, hiç şüphesiz metinlerdir. Taş tabletlerden papirüslere, matbaa devriminden dijital ekranlara kadar insanlık, düşüncelerini, savaşlarını, anlaşmalarını ve hayallerini kelimeler aracılığıyla ölümsüzleştirmiştir. Bir milletin kaderini değiştiren şey her zaman kılıçlar, ordular ya da fetihler değildir. Bazen tarihin akışını değiştiren şey, bir taşın üzerine kazınmış birkaç cümle, bir hükümdarın ardında bıraktığı bir öğüt ya da yüzyıllar boyunca dilden dile aktarılan bir hikmet olur. İnsanlık tarihi incelendiğinde büyük dönüşümlerin çoğunun önce zihinlerde başladığı görülür. Zihinleri şekillendiren ise düşünceler, fikirler ve onları taşıyan metinlerdir. Çünkü söz, bir iletişim aracı olmanın ötesinde; hafızanın, kültürün ve medeniyetin taşıyıcısıdır. Bizler bugün, geçmişin bu büyük metinlerinin mirasçılarıyız. Onları okuyarak, anlayarak ve eleştirerek tarihle bağ kurarız. Belki de geleceğe yön verecek bir sonraki büyük metin, henüz yazılmamış ve bir yerlerde birinin zihninde şekillenmeyi bekliyordur. · Bilge Kağan’ın Orhun Kitabeleri (Göktürk harfli metinler): Sadece birer yazıt değil; Türk milletine “kendin ol, devletini kaybetme, bilgeliği bırakma” çağrısıdır. Türk adının ve bilincinin bin yılı aşan bir hafızaya
Edebiyat
Türk Tarihine Yön Veren MetinlerTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 20268 okunma
Reklam
Reklam